Bu senenin de son günlerine geldik. Gregoryen takvim bir hafta sonra 2024’ü gösterecek.
Nasıl bir yıldı geride bıraktığım?
Tabi ki cevabımı tahmin ediyorsunuzdur. Bok gibi bir seneydi 2023.
Özetleyecek olursam;
Babamın 2022 Eylülünde yakalandığı korkunç hastalığın zorlu ve uzun tedavisi nihayetinde başarıya kavuşsa da başka sorunlar peydahlandı hem yaşı hem de tedavinin olumsuz etkileriyle. Çöktü adamcağız. Yaşlıydı, bir senede ihtiyar haline dönüştü. Annem de 21 yaşındaki bir delikanlının duyarsız tutumuna benzer, sağlığına dair hiçbir şey yapmayıp söylenenleri bunca senedir kulak arkası etmenin acısını çekmeye başladı 2023’te: Kardiyoloji, nefroloji, endokrinoloji, üroloji… Her yerinde sorun var ve tüm doktorlar koro halinde annemin morbid obez olduğunu, derhal zayıflamasını söylüyorlar. Hiç oralı değil. Benim içinse geçmişte yaşadığım böbrek sorunları hafiften canlandı. İdare ediyorum ama. Havva çok şükür, kendini çok yorup yıpratmasının dışında iyi.
Bir köpek sahiplenmeyi denedik bu sene. Başından sonuna kadar yanlış yönetilmiş bir süreçti. Deneyimsiz insanların travmalı, 18 kg, ev haayatı tecrübesi olmayan bir köpekle yaşamaya kalkışması, aslına bakarsanız akıl tutulmasıyla eşdeğer. Üstelik bir de kedi var evde. Yapamadık, Havva köpeğin bizi ve yaşadığı mekânı korumacı bir tutum alıp yabancılara karşı agresyon göstermesinden ürktü, bense hiçbir hastalığı olmamasına rağmen günde yedi defa (yedi) sokağa çıkartmak zorunda olup kaka yaptırdıktan sonra bir de evin ortasına sıçmasına katlanamadım. Sahiplendiğimiz barınağına iade ettik hayvancağızı. Ona da yazık ettik.
Havva bu sene emekli oldu. Öngördüğünden çok daha düşük bir maaş bağlandı kendisine, bunun hayal kırıklığını yaşadı epeyce. Çalışmaya, üretmeye devam ediyor bir yandan.
Geride bıraktığımız sene korkunç depremler sarstı ülkeyi. Deprem gerçeğini unutmuştu insanlar. Çok acı bir şekilde tekrar gündeme yerleşti. Annemlerin bize yakın bir yere taşınmalarını, kırılması beklenen fayın hemen önünden geçtiği Bakırköy yerine zemini görece sağlam bu çevrede daha yeni bir binada yaşamalarını senelerdir söylemekten dilimde tüy bitmişti, sürekli yok saydılar yakarışlarımı. Oturdukları eski evi satıp buralarda yeni bir eve taşınmaları pekâlâ mümkünken, Maraş depreminden sonra kamuoyunda yaşanan panik kıvamındaki farkındalıkla evlerinin değeri düştü, faya uzak ve yeni evlerin fiyatları da arttı. Aslına bakarsanız enerjileri de, güçleri de kalmadı ama son zamanlarda taşınma düşüncesinin dillendirmeye başladılar. Bu iyi bir şey ama şimdi de gayrimenkul fiyatlarındaki bu dinamiği anlayamıyorlar. Fırsat kaçtı. Bakalım 2024’te ne gelişme yaşanacak…
Gelelim bana.
Şimdi gene bok gibiyim, depresyondayım filan yazacağım, kıçınızla gülecek, budak büzeceksinizdir. Öyle ya, on beş yıldan fazla blog yazıyorum ve sürekli ‘bunalımdayım, bu defa çok fena, öncekiler gibi değil’ diye sızlanıp durduğumu düşünüyorsunuzdur. Siktirin gidin oradan, benden daha mı iyi bileceksiniz aq? Neyse, sizin bir kabahatiniz yok tabi, hırsımı sizden çıkarıyor gibi olmayayım, çok ayıp ederim.
Anne-babamın sağlık durumları hakkındaki çaresizliğim, genel seçim sonuçlarının yarattığı muazzam travma, anormal bir hale gelen hayat pahalılığının toplumun geneli gibi beni felç etmesi; bütün bunların yanısıra hiçbir şey yapmıyor-üretmiyor olma halinin yansıması olan tüketme ve tükenme durumundayım. Tükeniyorum, bunda bir abartı yok. Tamam, emekliyim ama bir işim yok, bir çabam yok, bir sosyal çevrem yok, bir hobim yok, bir uğraşım yok. Yani aslında tam STK gönüllüsü olabilecek durumdayım ama serde KHK’lı olmak var, kim ne yapsın beni de başına dert alsın? Spor yapmıyorum, dil öğrenmiyorum, kendimi geliştirmeye yönelik bir çabam da yok. Kitap okuyorum, gevezelik ediyorum, satranç oynuyorum, civilization ile oyalanıyorum, youtube’dan felsefe/ilahiyat ders videoları izliyorum. Geceleri yatağa gidiş saatim 3’ü 4’ü buluyor, sabah öğlene kadar yataktayım. Hareketim azaldı, yürüyüşüm azaldı, kilo aldım, şiştim. Evden dışarı çıkınca para harcamak benim için kaygı verici, o nedenle aksi gerekmedikçe hep evdeyim. Havva evden çalışıyor, kitap yazıyor, başka işler kovalıyor, üniversiteye gidiyor, ben hep evdeyim.
Yineleyeyim: Üretmediğim için tükeniyorum. Bu yıl da böyle tükendi gitti, benim gibi.
![]() |
| Bu senenin kitapları... Kurgu edebiyattan tamamen koptum artık, içim dışım 'ağır' kitap oldu. Sindirebiliyor muyum? Pek sayılmaz. |
| Seçim+ Çılgınca artan hayat pahalılığı ve depresif modun, hareketsizlik, eve kapalı bir yaşamla ilintili olduğunu gösteren grafiği görüyorsunuz. |






