Köpek eve sıçmayı bir süredir bıraktı, ishali de günlük olarak kullanılan ve bağırsağına destek olacağı söylenen probiyotik yardımıyla düzeldi. Bu süreçte aramızda esen soğuk rüzgarları Havva, veterinere şikâyet etmiş, “kocam köpeğe küstü” diye. Allahaşkına, köpeğe küsülür mü? Yok artık dediğinizi duyar gibiyim ama bal gibi küsülür. Buradaki küskünlük aslında köpeğe değil tabi, köpekten dolayı yaşadığım ıstırabı yok sayan Havva’ya ama tabi ki Havva’ya küsemem, o benim nurtanem, canımın içi. Ne var ki birine, bir şeye tepkimi göstermek zorundayım, götü boklu köpek en kolayıydı. Neyse, o boktan konu şimdilik sona erdi. Kakası bu aralar normal.
Köpekle ilgili yeni bir sorun var, beni kıs kıs güldüren: Ceku, Çarşamba günü eve temizliğe gelen (daha önce iki kez evde saatlerce beraber olduğu, uslu durduğu) yardımcı kadına basbayağı saldırmış, aşırı havlamış, tehditkar biçimde hırlamış Havva’nın dediğine göre, peşinden kovaladığı kadıncağız tuvalete kaçıp sığınmakta bulmuş çareyi. Dün ise yeni bir olay yaşanmış: Kaimvalide bize gelmiş, önce havlamış, sonra elini ısırmaya kalkmış. (Dişleri değmiş.) Ben bunu yaşadığı mekanı yabancılara karşı koruma içgüdüsü olarak yorumladım, fakat bu açıklama, daha önce iki kez evde temizliğe gelen kadına neden şimdi agresyon gösterdiğini açıklamıyor. Kaimvalide eve ilk defa geldi tamam, ama Ceku O’nunla da araba yolculuğu yapmış, hatta karnını açıp kendisini uzun uzun sevdirmişti. Kadına aşina. Yani anlayacağınız, köpeğin bizimle geçirdiği süre iki ayı doldurdu ve daha önce şahit olmadığımız türden bir saldırgan yanını görüyoruz bu aralar. Bizi koruyor desek, herhangi bir gerilimli ortam yok. Mekanı koruyor desek, temizliğe gelen kadınla evde üçüncü karşılaşması, yani ondan bir tehlike gelmeyeceğini de anlamış olmalı. Neticede Havva, bu sorun giderilmezse Ceku’yu geri vermeyi dillendirmeye başladı, “kakasını temizlerim, ishali için sürekli çıkarırım, onların hepsi hastalıktan kaynaklanıyor ama davranış bozukluğu gösterir ve başkaları için tehlike yaratmaya başlarsa bu evde kalması mümkün değil” diyor. Haftaya (ilk sahiplendiğimizde önerileri için bir tomar para saydığımız) köpek eğitmeni kadın gelecek, duruma el koyacak. Renk vermemeye çalışıyorum, ama keşke çok param olsa da kadına önden rüşvet versem, Ceku’nun barınağa geri gönderilmesinin daha doğru olacağına dair görüş bildirsin diye.
Ay hadi inşallah!
![]() |
| Böyle bir şey. |
2015’ten beri görmediğim yeğenim bir mâni çıkmazsa bu ay sonu burun ameliyatı olmak için Amerika’dan gelecek. Kızı tanımıyorum. Karakterini bilmiyorum. 18’ini doldurdu, üniversiteye gidecek seneye, ergenlik dönemindeki sekiz uzun yıl uzağız, iletişimimiz telefonda denk geldiğimizde kısa ve durgun hâl hatır sormalardan öteye gitmedi ki hiç. Kardeşim çocuğunu yere göğe koyamıyor haliyle, ondan öğrendiklerimle bir şeyler var kafamda, gel görelim doğrusu şu ki hangi tavrıma alınacak, ne söylesem incinecek, ne yapsam kırılacak, zerre kadar fikrim yok. Üstelik öküzün tekiyim malum. Giderken çocuktu, şimdi genç kız. Bakalım neler olacak… (15 sene önce şu yazıda ondan bahsetmişim. Hey gidi günler.)
Ekonomik kriz çok acayip bir hal almaya başladı. Havva’nın da işleri iyi değil, rutin masraflarımızın yanına bir de köpeğin bitmez tükenmez harcamaları derken artık her şey daha zorlu. Üstelik ilerleyen zaman içinde çok daha sıkıntılı günlerin bizi beklediği de aşikâr. (28 Mayıs’ta, seçimin iki türünün yapıldığı gün 1 dolar 20 liraydı, bugün ise 24 lira. Samanı, mercimeği, cep telefonunu ithal eden bir ülke için korkunç bir şey bu.) Yakında birkaç sene evvel Yunanistan’da yaşandığı gibi seri intiharlar başlayacak diye endişe ediyorum, bu kadar açık yazayım bunu.
Gidiş iyi değil.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!