Dün Havva ile alışverişten dönerken, yolumuzun üzerindeki İskenderpaşa Camiin girişine asılmış şu afiş
dikkatimizi çekti:
| Cuma namazı için e-devlete başvuruda bulunmak gerekliliği gibi bir anlam çıkıyor tabi buradan. İlginç. |
Afişte geçen ‘seans’
kelimesine bakıp gülüştük Havva ile, namazın seansı mı olur, terapi ya da yoga
mı bu, namazın vakti vardır, namaz seansı değil namaz vakti deriz diye
konuştuk, Havva ucuz bir reklam şirketinin hazırladığını düşünse de ben alttaki
Akra’yı gösterip bunun İskenderpaşa Camii cemaatinin kuruluşu olduğu tahminimi
paylaştım kendisiyle. Seans ayrıntısı bir yana, gayet güzel hazırlanmış, bilgilendirici
bir afişti. Öncelikle Cuma namazına gelecek kişiye görev ve sorumluluk yüklüyor
bu bilgilendirme, ellerini dezenfekte et, maskeni tak, kimseyle tokalaşma, kendi
seccadeni getir ve işaretli yere koy diyor söz gelimi, yani olağanüstü bir
dönem geçirdiğini tekrar tekrar hatırlatıyor ibadete gelecek kişiye. Sonrasında
camiye görevler var: Cumanın farzı olan iki rekât namazı ve hutbeyi toplamda beş
dakika içinde eda edeceklerini vurguluyorlar ki, bence bu çok yerinde ve bir
kadar da sıra dışı; çünkü İskenderpaşa Camiinin uzuuuuuuuun namazları
meşhurdur, yalnız Cuma hutbesi dahi yarım saate yakın sürer normal zamanda. Ama
normal zamanda değiliz, halk sağlığı, insanların can güvenliği, salgın gibi
ciddi bir problem var. Üstelik camiiler –hele ki Cuma namazlarında- covid-19’a
karşı en kırılgan ve zayıf durumdaki yaşlılarla, içlerinde hayalet taşıyıcıların ya da hafif geçirdiği için
hastalığının farkına varmamış kişilerin bulunduğu bulaştırıcı gençlerin bir
araya geleceği bir yer. Özetle, baştan savma demiyorum asla, ama bir an önce
yapılıp sonlanması gereken bir ibadet şeklinde olmalı bu günlerde. Zaten afişin
başlığı da bunun bilincini yansıtıyor: 5 dakikada Cuma Namazı Nasıl Kılınır? Aslında
bu çabayı ne kadar olumlu bulsam da, camiilerin Cuma namazı için açılmasını
çok, ama çok erken bulduğumu açıkça söyleyeyim. Bütün cemaatin maskeyle namaz
kılacağına zerre kadar itimadım yok, sokaklarda maske takanları da görüyoruz,
ağızları kapalı burunları açık, ya da maskenin lastiği kulaklarında ama boynuna
indirmiş kişiler çok. Camilerde de böyle olacaktır. İlla ki hapşıracak, tıksıracak,
öksürecek bu insanlar, velhasıl çok ama çok erken Cuma namazları için camileri
açmak. Ne var ki madem illa açacaklar, o takdirde en yüksek önlemlerle,
tedbirle açılması lazım. Ve bu işi çok büyütmemek, uzatmamak, bir an önce
halledip camilerden, yani kalabalıktan uzaklaşmak gerek. Hayat söz konusuysa
başka her şey göz ardı edilir. Allah, cihad mevzuu dışında hiçbir vakit müminlerin
canlarını –ibadet gerekçesiyle dahi olsa- tehlikeye atmasını hoş karşılamaz.
Sınırda nöbet tutan asker namaz kılacaksa da ilk rekâtta bakara, ikinci rekâtta
araf surelerini okuyup rabbine hoş görünmeye çalışma geri zekâlılığını yapar ve
o uzun sürede sınırdan geçen düşman askerin mensup orduğu orduyu katlederse bu
Allah’ı memnun mu eder yani? İki kısa sure okuyup gene eline aldığı dürbün ve
silahla gözetlemeye devam etmeli düşmanı. Unutulmasın, düşman hala çok güçlü,
tüm dünyada ve ülkemizde can almaya devam ediyor:
Ve bu arada, akşam eve geldiğimde bir de ne göreyim? Ben
bunları düşünürken birileri camileri fethetme derdinde…
Babamı nasıl tutacağım, en ufak bir fikrim yok. Vallahi yok.




