8 Nisan 2011 Cuma

Aile Bağları Üzerine... (Sekizinci Bölüm, Birinci Kısım)

Geçen hafta bugün, geç saatlerde evime gelmek için bindiğim Kadıköy-Karaköy vapurundan inip her zaman taksiye bindiğim nokta olan Tünel’e doğru yürürken Sebo Börek önünde gördüm onu, benim gibi vapurdan inmiş olmalıydı. Üç gündür üzerine kilit vurduğum algı kapılarımı zorlayıp görünmüştü gözlerime, arkasından yürürken fark ettim kendisini, 1,85cm boylarında, atletik yapılı, kısa kestirdiği saçları hafifçe dökülmüş, iyi giyimli düzgün bir tipti karşımdaki. Dikkatimi çekense bu anlattığım şeyler değildi; sağ kolunda bir koltuk değneği, topallayarak ama dimdik ve sağlam yürümeye çalışmasıydı baktığım şeyi görmemi sağlayan, giyimiyle, duruşuyla o koltuk değneğini Ferrari gibi kullanmasıydı sanırım. Hızına ayak uydurup kendisini seyrederken daldığım karanlık düşüncelerden şu cümle mırıltı şeklinde çıktı dudaklarımdan: “Allahım, Z. bari böyle, bu şekilde, sağlığına olabildiğince kavuşup öylece yaşasın, varsın araba kullanamasın, varsın merdivenleri iki iki zıplamayıversin ama bir koltuk değneğine mecbur kalsa da hayatına kavuşsun, çocuklarından esirgeme bunu” diye dua ederken o gün kimbilir kaçıncı defa gözlerim doldu gene… En fazla birkaç metre yürüdüm arkasından o adamın, sonra bu düşüncelerden canım iyice yandığından ve ince takım elbise altında üşüdüğümden hızımı artırıp yanından geçtim, adımlarımı çabuklaştırıp Tünel’e yol aldım, her zaman 4-5 taksinin durup müşteri beklediği yerde bu defa in cin top oynuyordu; titreyerek taksi beklemeye başladım. Dakikalar geçti, boş taksi geçmedi. Bekledim, bekledim. Derken az evvel arkasından yürürken kendisine bakıp Z’yi düşündüğüm genç adam ağır aksak yürüyerek yanıma geldi, az ötemde durdu, akabinde yıldırım hızıyla bir taksi belirdi ikimizin tam ortasında fren yapıp mendil kapmaca oynatırcasına bize bakmaya başladı: Salak salak bakıp bu taksi gökten mi düştü diye düşünürken 30-32 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim adam aracın kapıya doğru yöneldi, bu arada bana da dönüp “siz taksi mi bekliyordunuz?” diye sordu. Gülümsemeye çalışıp “evet ama fark etmez, siz binin” dedim, o da gülümseyip teşekkür etti acelesi olduğunu ekleyerek. Basıp gittiler, hemen arkalarından gelen taksiye de ben bindim dağılmış halde.


Bu olaydan yalnızca beş saat evvel, kardeşimin eşi Marmara Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsünün yoğun bakımında yatarken bizleri çevresine toplayan doktor, “bir insanın hayatı boyunca geçirebileceği en ağır 2-3 ameliyattan birini geçirecek, siyah ve beyaz renkler dahil, aralarındaki tüm gri tonlara hazırlıklı olmalısınız, hastanızı ameliyatta kaybedebiliriz, ameliyat çok başarılı geçebilir ve buradan yürüyerek çıkıp evine de gidebilir, ya da bir takım sorunlarla taburcu olur, şu an için kesin hiçbir şey söylenemez” şeklinde özetlenebilecek bir konuşma yaptığında çoğumuzun Allaha şükür dediğini şimdi anımsadığımda doğrusu kendimi çok garipsiyorum. Ama, bu konuşmadan sadece bir gün önce Cerrahpaşa Beyin Cerrahisi ABD Başkanının mr ve tomografilere bakıp “yapılacak hiçbir şey yok, tümör olabilecek en kötü yerde, bütün sinirlerin toplandığı beyin sapı (tabanında) oluşmuş ve çok büyümüş. Oraya cerrahi müdahale ile ulaşılmaya çalışılırken hastanız hayatını kaybedecek, ancak hastanede bakımla altı ile oniki ay arasında yaşayabilir” dediğinde ise nasıl yıkıldığımızı göz önünde bulundurursak, “siyahla beyaz arasındaki tüm gri tonları” aslında azımsanmayacak ölçüde ümitvâr bir ifadeydi.


Geriye gitmeye devam edeyim; Cerrahpaşa’daki abd başkanının iliklerimizi titreten kehanetinden bir gece evvel, 32 yaşında iki çocuk annesi bu kızcağız evinde ansızın fenalaşmış, epilepsi krizini andıran kasılmalar, şuur kaybı, aşırı baş ağrısı ve sürekli kusma ile eve gelen ambulansla Medicana’ya kaldırılmıştı. Tabi kimse ne olduğunu anlamadı en başta, hele daha 24 saat önce arkadaşının düğününe giden, sabahleyin de neşeli bir kahvaltı yapan bu insanın beyninde senelerdir Kordoma adı verilen bir tümör olduğu, kordoma kelimesini hayatında duymamış bizlere ancak bir gün sonra zahir oldu.


Yaşananları, hissedilenleri, yıkımı, ümidi, şaşkınlığı, anlam verememezliği, korkuyu, isyanı, kısaca ailedeki her ferdin geçirdiği imtihanı ayrı ayrı yazmaya niyetlenecek olsam blogtaki en uzun postlar dahi bir paragraf hüviyetinde kalır; iki hafta bile geçmedi bu uçurumdan düşmeye başlayalı ama hepimize iki seneden uzun geldi. Kardeşim hem geceleri hastanede kalıp hem de ne olup bittiğini anlayamayan çocukların başında evde durmaya çalışıyor, her fırsatta benden üç gömlek kaliteli olduğunu söylediğim bu adam bütün yaşananlara rağmen dimdik ayakta durmaya çabalıyor. Hayranlıkla ama yüreğim kanayarak izliyorum onu.


Ameliyata gelince… Doktorlar tümörün %70’inin alındığını, geri kalanına etrafındaki damar yoğunluğundan ötürü dokunulamadığını söylediler, ancak gamma knife adı verilen bir tür ışın tedavisiyle kontrol edilip küçültülebileceğini ifade ettiler, ameliyatın kendilerince çok başarılı geçtiğini, Z. Hastaneye şuuru kapalı ve solunum cihazına bağlı geldiğinden hastanın eski sağlığına ne ölçüde, ne kadar kavuşabileceğin o süreçte beyindeki tahribatla ters orantılı olduğunu da eklediler. Şimdi yoğun bakımda yatıyor, şu ana kadar kısmî felci bir ölçüde düzelmiş gibi, 10-15 gün daha hastanede kalacak, takip edilecek…


Neşeli, keyifli şeyler yazmayı özledim… Allahım, lütfen izin ver de şu kara bulutlar dağılsın, çocuklar annelerine, annelerine sağlığına, insanlar mutlu hayatlarına kavuşsun.

(Mutlu derken, kimse mutlu olamaz ama en azından böyle gerçek mutsuzluktan uzak olsunlar... Amin.)

31 yorum:

  1. bundan 6 yıl önce babamın erkek kardeşi, amcam yaşadı bunu, daha doğrusu yaşadık, hayatında yaşadığı ilk epilepsi nöbetiyle hastaneye kaldırılmış ve teşhis kordoma'ydı. bu tuhaf adı hiç unutamam. üstelik çocukluğundan beri taşımış bu tümörü beyninde. kötü günlerdi... ve evet "bir insanın hayatı boyunca geçirebileceği" en ağır ameliyatı geçirdi. biz de ailenin geçirdiği en büyük ameliyatı ve dediğin gibi "yıkımı, ümidi, şaşkınlığı, anlam verememezliği, korkuyu, isyanı"... sonrası, yeni bir hayat. tadını çıkara çıkara yaşıyor şimdi amcam. dünyanın en sağlıklı insanı gibi, bir de minik torunu oldu hatta yakınlarda. hiçbiri yaşanmamış sanki.

    çok geçmişler olsun. iyileşeceğine eminim ben. bu karanlık günleriniz geçip gidecek. aynını yaşadım, biliyorum...

    dua'na "amin" diyorum çokk içimden, yürekten!

    YanıtlaSil
  2. Z. bi konusmaya baslasın da..:)

    YanıtlaSil
  3. Uykusuz//Uyurgezer,
    Herkesten de uzak olsun inşallah...

    aglea,
    Amcana da büyük geçmiş olsun. Bu kadar benzerini yaşadığınız için halimizi çok iyi anladığına da eminim. Umarım bu postun ikinci kısmında daha güzel haberler yazılır.

    augurous,
    konuşmaya başladığında, sürekli dırdırına karşı en hoşgörü gösterilen hatun olacaktır ona şüphem yok...

    YanıtlaSil
  4. bir arkadaşım 'duygularını yazarak değil konuşarak daha doğru ifade ediyorsun' demişti. şimdi ne yazarsam yazayım duygularımı ifade edemeyeceğim. Dua edeceğim Virgiliüs, çok dua edeceğim iyi haberlerini duymak için.

    YanıtlaSil
  5. geçmiş olsun virgilius

    YanıtlaSil
  6. Hic bir hatunun dirdirina katlanmak için bu kadar can atilmamistir di mı kardesim?

    YanıtlaSil
  7. şifa ve sabır diliyorum virgilius.

    YanıtlaSil
  8. Cok gecmis olsun, Allah yardimcisi olsun ve onu cocuklarina bagislasin dilerim.
    Dualarim hic tanimadigim bu gencecik insanla olacak, dilerim biran once atlatirsiniz hepiniz.

    YanıtlaSil
  9. Geçmiş olsun hepinize, 10 güne açsın gözünü Z, koşarak dönsün evine çocuklarına, gerçek mutsuzluklar uzak olsun.

    YanıtlaSil
  10. sarya,
    iyi haberler vermekten başka bir istediğim yok, teşekkür ederim.

    Hell,
    sağolasın.

    augurous,
    genizden girip tümöre ulaştıklaı için orada, o güzergahtaki doku ve etleri de harap oldu, az evvel öğrendim ki hala dili davul gibiymiş, yutkunamıyor, konuşamıyor. Biliyorsun bu kıza kötü davranmaya bayılırdım, şimdi iyileşsin de melek gibi adam olacağım söz.

    kelebeklerözgürdür,
    hep böyle can sıkıcı, üzücü postlara yorum yapıyorsun farkında mısın? inşallah sağlığına kavuşur bir an evvel, teşekkür ederim.

    A-H,
    Hiç tanımadığın birine ettiğin dua, bizimkilerden daha değerlidir belki, kim bilir? İnşallah.

    La Santa Roja,
    Ancak böyler vakitler anlıyoruz aslında -öncesinde- mutlu olmamak için bir sebebimiz olmadığını. Herkesten uzak olsun gerçek mutsuzluklar.

    YanıtlaSil
  11. aşkolsun virgilius. neşeli(bi de pornosuz tabii) bişey yazdın da yorum yapmadık mı...bu kadar bed miyim :)

    sevgiler,
    vildan

    YanıtlaSil
  12. öyle üzgünümki, hep aklımda. evimden biri gibi sanki z. daha sık uğruyorum güzel bir haber alabililmek için. Allahım çocuklarına bağışlasın.

    YanıtlaSil
  13. Allah yardımcınız olsun.
    Sağlıkla, gülümseyen yüzlerini, yürüyüşlerini, geleceğini göstersin ailesine ve çocuklarına inşallah. Umut ve sabır hep sizlerle olsun.
    Amin.

    YanıtlaSil
  14. İnşallah Z'ye kuvvet,direnme gücü ve yaşama sevinci,
    tüm sevdiklerine,hepinize tüm aileye sabır ve kuvvet versin Allah'ım..
    En az hasarla en yakın zamanda bu günleri geride bırakmış olursunuz umarım..
    Güzel haberleri yazdığın gün mutluluğu hissedeceksin..

    YanıtlaSil
  15. Allah acil şifalar versin.Mutlu yeni bir başlangıcı olsun inşallah.Z. için dualar gönderip güzel haber bekleyenlerdenim.

    YanıtlaSil
  16. iyi bir haber alacağım umuduyla kalbim küt küt çarpıyor her geldğimde. bakıyorum yok bi haber. boş bir çuval gibi yığılmış halde geri gidiyorum.

    YanıtlaSil
  17. kelebeklerözgürdür,
    O kadar bet değilsin, öyle olsan bile ben bir betliğini görmedim.

    sarya,
    hepimiz üzülüyoruz ama çok yavaş da olsa, milim milim, azıcık azıcık da olsa güzelme gözleniyor her geçen gün; bunları görmek dahi içimize ümit saçmaya yetiyor.

    Efsa,
    Teşekkür ederim... İnşallah.

    sakazen,
    O günler gelirse şayet, neşe içinde bin türlü şaklabanlık yapacağımdır.

    anneperi,
    ameliyatın ardından yepyeni bir başlangıcı olduğu kesin, sadece kendisi değil, ailenin her ferdi için geçerli bu. Kendisini tanımayan insanların dualarını bilse ne kadar sevinir kim bilir.

    sarya,
    kısmı gelç yüzünden ameliyat öncesi kımıldatamadığı sağ tarafını, yanı sağ elini ve sağ ayağını oynatabiliyor yatağında. Konuşması yarım yamalak, gözlerinde de koordinasyon bozukluğu var henüz, doktorlar zamanla geçeceğine dair ümitvar konuşuyorlar. Sağına soluna takılı bin türlü kablo ve alet çıkarıldı, sadece serum bağlı, o da ağızdan beslenmeye başlamadı henüz, dili ve geniz kısmı hala davul gibi. Gene de şuuru yerinde, beni görür görmez sigarayı bırakıp bırakmadığımı sordu, ben de evine çıktığı gün sigarayı da bırakacağımı söyledim.
    Dua, bizi değerli kılan şeydir, eksik etme lütfen. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  18. Bunlar çok güzel gelişmeler Virgiliüs. Sağol bizleri merakta bırakmadığın için. Dualarım hep z. ve çocuklarıyla, hep sizinle...

    YanıtlaSil
  19. Maşallah çok çok sevindim.İnşallah her geldiğimde yeni güzel haberler alırım.Dua denince aklıma ilk gelenlerden...

    YanıtlaSil
  20. Maşallah çok güzel gelişmeler..hayırlısıyla daha da güzel haberlerini bekliyoruz..dualarımızda hala..

    YanıtlaSil
  21. geçmiş olsun dualarımız sizinle ve ailenizle virgilus.

    YanıtlaSil
  22. sarya,
    yarın eve çıkacak, iyileştiği için değil, artık hastanedeki durumu stabil hale geldiği için. Konuşabiliyor yarım yamalak, kafası zehir gibi, fizyoterapist eşliğinde bazı vücut hareketlerini çalışıyor ve 5-10 adım atabiliyor kardeşimin desteğiyle... Daha iyi olacak ümidimizi koruyoruz, aynı tümörün 24 ay içinde eski haline gelebileceği kehanetlerine kulaklarımızı tıkayarak.

    Anneperi,
    Sen gelmeden de dua etmeyi sürdür lütfen. Teşekkür ederim.

    sakazen,
    yavaş yavaş düzeliyor çok şükür... dualarına sevdiğin hiç kimseye allah böyle bir hastalık vermesin diye mukabele edeyim ben de.

    Gadno Kopele,
    Sağol dostum. İnsanın başına gelmeyince anlamıyormuş. Sen de anlamazsın inşallah.

    YanıtlaSil
  23. yeni okudum.. Allah'tan acil şifalar dilerim.. çok üzüldüm.. size de bol sabırlar..

    YanıtlaSil
  24. çok çok geçmiş olsun virgilius,umarım bir an önce sağlığına,çocuklarına,ailesine kavuşur..

    YanıtlaSil
  25. meftun,
    güncelliğine yitirmedi bu olay ve sürecin devamı, teşekkür ederim duaların için.

    an(ı)lık,
    sağolasın... yarın bir şeyler yazıp güncelleyeyim bu konuyu....

    YanıtlaSil
  26. Bu yazı çok benden çok samimi..yaşadıklarım ..söyleyemeyipboğazıma tıkanan kelimeler..umut ..umutsuzluk...belirsizlik..tam tam da böyleydi hisselerim...

    düğüm düğüm olan boğazım..
    geçmiş olsun..o tarihten bu yana geçmiştir umarım..

    YanıtlaSil
  27. Fatma,

    Psikolog değilim ama iki ay öncesini düşünüp şimdiki haline baktığımda isyan edesim, bir ay öncesini anımsayıp şu an durumunu göz önüne getirdiğimde şükredesim geliyor. Bu değişik duyguları tanımlayabilmeyi isterdim.

    Anneperi,
    Dokuzuncu gün, sigara içmediğim. Ameliyattan önce Z.'ye "sen buradan çıkıp evine gideceğin gün ben de sigarayı bırakacağım" demiştim. Dokuz gündür evinde, başında bir hemşire bekliyor, destek alarak evde yavaş yavaş yürüyebilmesi, gün geçtikçe daha anlaşılabilir bir şekilde konuşabilmesi bizleri çok mutlu ediyor. Yemek yiyemiyor henüz, midesine dışarıdan açılan bir delik var ve mama enjekte ediliyor mideye; altı ay kadar sürecek bu durum. Fizyoterapist haftada üç gün gelip egzersizler yaptırıyor, Z. de sürekli sürekli çalışıp konuşma ve vücut hareketleri antremanları yapıyor. İnancı ve inatçılığı ile ümit veriyor...

    demek isterdim. Ama bunu söylemek kolay değil, şöyle ki; tümörün en geç 24 ay içerisinde yeni bir ameliyata gerek duyulacak şekilde büyüyeceği öngörülüyor; çok özetleyerek geçtiğim bu noktayı şu şekilde toparlayayım: Sisifos'un laneti gibi, tam kendini toparlayıp iyileşecek gibi olduğunda süreç en baştan başlayacak.

    Bu sözünü ettiğim öyle bir şey ki, Anneperi, kısa vadeli düşünüp uzun vadeli dua etmekten başka bir şey gelmiyor içimden...

    YanıtlaSil
  28. 4 yıl önce tesadüfen girdi ailemize bu hastalık..küt diye..yolda giderken kafana anlamsız bir yerden düşen saksı gibi.şaşkın..beyin sapı tümörü de nedir onu anlamaya çalışırken hayati tehlikeler bazı dr ların ameliyatı yapamayız yorumları.herşey üst üste..yanaklarını avuçların arasına alıp derin derin düşünme zamanı..
    Sonra kahraman bir doktor..cesur emin teselli edici.ameliyat sonra..çok başarılı olmayan bi ameliyat.ama hayati risk taşıyan bölgenin temizlenmesi en azından bi teselli..
    o gun bugundur hasteneler.doktorlar.raporlar.canımablam şimdi iyi.o hisseleri gelgitleri benden daha iyi bilen olmaz.hücrelerinde hissetmek oyle baska bi şey ki.kimseler yaşamasın.bi an önce iyileşsin.cerrahpaşa da harika bir dr var.mustafa uzan.hiçbir dr a benzemez.kutsal bi insan.
    hastaya ağrısız acısız gunler diliyorum.umudunu hiç yitirmesin.

    YanıtlaSil
  29. Fatma,
    Kaç gündür sana cevaben hiç bir şey yazamıyor olmamı lütfen kabalık olarak düşünme... Sadece "yazamıyorum", yazılacak bir şey yok, yaşananı da allah kimseye vermesin diye özetlemek, sizin gibi başından bu hastalık geçenlere de sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden ve dilimden... Sen de demişsin ya "kimseler yaşamasın" diye, işte aynen öyle.
    Ablana daha da sağlıklı iyi günler diliyorum ben de...

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!