28 Mayıs 2020 Perşembe

Kendi Kendime Verdiğim Bir Takım Fetvalar Üzerine...



Dün Havva ile alışverişten dönerken, yolumuzun üzerindeki İskenderpaşa Camiin girişine asılmış şu afiş dikkatimizi çekti:


 
Gerçekten güzel hazırlamışlar. 



Cuma namazı için e-devlete başvuruda bulunmak gerekliliği gibi bir anlam çıkıyor tabi buradan. İlginç.






Afişte geçen ‘seans’ kelimesine bakıp gülüştük Havva ile, namazın seansı mı olur, terapi ya da yoga mı bu, namazın vakti vardır, namaz seansı değil namaz vakti deriz diye konuştuk, Havva ucuz bir reklam şirketinin hazırladığını düşünse de ben alttaki Akra’yı gösterip bunun İskenderpaşa Camii cemaatinin kuruluşu olduğu tahminimi paylaştım kendisiyle. Seans ayrıntısı bir yana, gayet güzel hazırlanmış, bilgilendirici bir afişti. Öncelikle Cuma namazına gelecek kişiye görev ve sorumluluk yüklüyor bu bilgilendirme, ellerini dezenfekte et, maskeni tak, kimseyle tokalaşma, kendi seccadeni getir ve işaretli yere koy diyor söz gelimi, yani olağanüstü bir dönem geçirdiğini tekrar tekrar hatırlatıyor ibadete gelecek kişiye. Sonrasında camiye görevler var: Cumanın farzı olan iki rekât namazı ve hutbeyi toplamda beş dakika içinde eda edeceklerini vurguluyorlar ki, bence bu çok yerinde ve bir kadar da sıra dışı; çünkü İskenderpaşa Camiinin uzuuuuuuuun namazları meşhurdur, yalnız Cuma hutbesi dahi yarım saate yakın sürer normal zamanda. Ama normal zamanda değiliz, halk sağlığı, insanların can güvenliği, salgın gibi ciddi bir problem var. Üstelik camiiler –hele ki Cuma namazlarında- covid-19’a karşı en kırılgan ve zayıf durumdaki yaşlılarla, içlerinde hayalet taşıyıcıların ya da hafif geçirdiği için hastalığının farkına varmamış kişilerin bulunduğu bulaştırıcı gençlerin bir araya geleceği bir yer. Özetle, baştan savma demiyorum asla, ama bir an önce yapılıp sonlanması gereken bir ibadet şeklinde olmalı bu günlerde. Zaten afişin başlığı da bunun bilincini yansıtıyor: 5 dakikada Cuma Namazı Nasıl Kılınır? Aslında bu çabayı ne kadar olumlu bulsam da, camiilerin Cuma namazı için açılmasını çok, ama çok erken bulduğumu açıkça söyleyeyim. Bütün cemaatin maskeyle namaz kılacağına zerre kadar itimadım yok, sokaklarda maske takanları da görüyoruz, ağızları kapalı burunları açık, ya da maskenin lastiği kulaklarında ama boynuna indirmiş kişiler çok. Camilerde de böyle olacaktır. İlla ki hapşıracak, tıksıracak, öksürecek bu insanlar, velhasıl çok ama çok erken Cuma namazları için camileri açmak. Ne var ki madem illa açacaklar, o takdirde en yüksek önlemlerle, tedbirle açılması lazım. Ve bu işi çok büyütmemek, uzatmamak, bir an önce halledip camilerden, yani kalabalıktan uzaklaşmak gerek. Hayat söz konusuysa başka her şey göz ardı edilir. Allah, cihad mevzuu dışında hiçbir vakit müminlerin canlarını –ibadet gerekçesiyle dahi olsa- tehlikeye atmasını hoş karşılamaz. Sınırda nöbet tutan asker namaz kılacaksa da ilk rekâtta bakara, ikinci rekâtta araf surelerini okuyup rabbine hoş görünmeye çalışma geri zekâlılığını yapar ve o uzun sürede sınırdan geçen düşman askerin mensup orduğu orduyu katlederse bu Allah’ı memnun mu eder yani? İki kısa sure okuyup gene eline aldığı dürbün ve silahla gözetlemeye devam etmeli düşmanı. Unutulmasın, düşman hala çok güçlü, tüm dünyada ve ülkemizde can almaya devam ediyor:


 
27 mayıs güncellemesi. Covid-19'un bulaşma hızı düştü deniliyor, ne var ki ölen gene ölüyor. 



Ve bu arada, akşam eve geldiğimde bir de ne göreyim? Ben bunları düşünürken birileri camileri fethetme derdinde…



 
Cami fethetmek... 



Babamı nasıl tutacağım, en ufak bir fikrim yok. Vallahi yok.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!