Kabaca 5 haftadır evdeyiz, Havva ile kendimizi dünyadan izole
etmiş halde yaşıyoruz. Sokağa çıkma yasakları ise hafta sonları ya da
tatillerde uygulanıyor. Bu beş hafta içinde evde daha önce yaşamadığımız
aksiyonla tanıştık, önce banyodaki lavabonun gider borusu koptu, evet, koptu. Zar
zor açık bir nalbur bulup gider borusu aldım, tesisatçıların hepsi kapalı
olduğundan daha önce hiç denemediğim bu işi kendim yapmak zorunda kaldım, çok
şükür kotardım, tüm özgüvensizliğime rağmen halloldu o iş. Ardından birkaç gün
geçti, bu defa mutfak musluğunun yanından püsküren su ile dehşete kapıldık,
neyse ki sorun tesisatçıyı mecbur kılacak batarya kaynaklı değildi, musluk
eskimiş iyice, vida adımları yıpranmış, erimiş, conta da pörsümüş. Müracaat
edebileceğim tek yer aynı nalburdu, bir musluk gövdesi alıp kolaylıkla taktım
onu da. Hazır cesaretim yerine gelmişken koku tıkayıcı filan da eskimiş
olduğundan onları da yeniledim. Yani epeyce bir iş yaptım kendi ölçeğimde. Blog
ve çok sayıda saygın (eski) hanım arkadaşım bekârlık zamanımda seneler boyu
bozuk bir sifonla yaşadığıma şahittir, Erzurum’daki lojmanımda da sızdıran
musluklar affedersiniz sikimde bile değildi. Ev işlerimde tembel herifin
tekiyim ben. Evlilik erkeğin ölümü derler ya, ben de çaresiz başa birine
dönüşmek zorundayım. Elimden geldiğince.
Bugün ramazanın ilk günüydü. Gece sahurumu yapıp yattım.
Bugün saat 2pm’e kadar kısmen, 2pm’den sonra genel sokağa
çıkma yasağı uygulamaya geçti, yarın ve öbür gün de sokağa çıkmak yasak.
Sabah 8,30 su basmış bir evde uyanacağımız aklımıza gelmezdi
tabi.
Banyodaki lavabonun musluğuna giden su borusunun patlayacağı
tutmuş. Korozyondan, yılların deformasyonundan tüm özelliğini yitirmiş boru.
Öfkesini bizden çıkarırcasına patlak noktadan fıskiye taklidi yapıyor, ortalığa
su püskürtüyor. Az buz değil üstelik, uyandığımızda banyo, hol ve mutfak
nerdeyse ayaklarımızın içine gömüleceği kadar çok suyla doluydu.
Panik ve dehşet içinde bir saate yakın su tahliyesi yapmaya
çalıştık Havva ile. Birazcık yoluna koyunca, Havva’yı bu çalışmasında yalnız
bırakıp bir tesisatçı bulabilme ümidiyle sokağa attım kendimi. Henüz sokağa
çıkma yasağının esnek olduğu saatlerdeydik, Eczane, market, bakkal ve manav
için 2pm’e kadar izin vardı. Belki araya bir tesisatçı sıkışmıştır ümidiyle
önce yerini bildiklerime, sonra rastgele sokak sokak dolaşarak etrafa bakına
bakına yürüdüm. Yok. Tesisatçıyı bırakın nalbur bile yok. Kâbe’de ramazanın ilk
günü yatsı namazında bile bir saftan az, tek tük cemaat varken, İstanbul
sokaklarında tesisatçı mı olur? Ama ortalık açık manav, bakkal kaynıyor.
Saçmalığın daniskası.
Bulamadım tabi. Aradan saatler geçti. Havva evi bir ölçüde düzene koymayı
başarmışken, pedometreye göre 6,5km yürümüş, üç saat uykuyla duran ve oruçlu
ben, hiçbir sonuca varamadan uzun ve sinir bozucu yaya turumu tamamlayıp eve
döndüm. Sorun, eve gelen ana vanayı açamıyor oluşumuz. Ana vanayı açtığımızda
siktiriboktan hortum birden su püskürten ejderhaya dönüşüyor. Bir ümitle
kombiden çıkan sıcak su vanasını kapattık, belki problem sıcak su gelişinden
kaynaklanıyordur diye, o da değil. Çaresiz, mutsuz bir halde iken Havva’nın iş
arkadaşı, kayınbiraderinin bir tanıdığının numarasını verdi, sokağa çıkma
yasağında izin belgesi olan bir tesisatçıymış, aradım, derdimizi anlattım,
meğer bir gün evvelmiş onun izni. O da başka bir isim ve telefon numarası
paylaştı, onunla konuştum sonra. Bir saat geçti, Havva’nın iş arkadaşının
kayınbiraderinin arkadaşının arkadaşı kapıdaydı, yarım saat uğraştı, sorunu
giderdi, giderken tonla para aldığının bilincinde olduğunu belli edercesine ‘helal et abi’ dedi, candan helal ettim,
ne yapayım, denize düşen yılana sarılır… Sokağa çıkma yasağından nasıl muaf
tutulabildiğini sordum, kaymakamlığa yeterlilik belgesi sunup başvuru
yapılıyormuş, sadece o kadar.
Eski bir evde oturmak iyi bir şey değil arkadaşlar. Hele
1930 yapımı bir ev, ilk anda cool gözükse de, ‘tavan yüksekliği üç metre yirmi
santim’ dediğimde insanlar Dolmabahçe sarayı esprisi yapsa da, iyi bir şey
değil.
Açık konuşayım: Su boruları patlayan, dış cephesi
yalıtımsız, olmadık zamanda olmadık zorluklarla karşılaşacağım Dolmabahçe
sarayını değil, yeni, sıcak, güvenli, dertsiz bir apartman dairesini tercih
ederim.




