Son beş ayda hepi topu on post yazmışım. Zaten pek meyilli olduğum depresif ruh halleri ile bu dönemde iş, sağlık ve pek çok kişisel- ailevi sorunlar yüzünden sıkı fıkı bir arkadaşlık kurmuşum, hemen her akşam birbirimize oturmaya gidiyoruz, tarçın çubuklu yeşil çay içip karşılıklı somurtuyoruz. Eskiden depresif olduğumda yazardım, sonraları neşeliyken yazmayı denedim. Epey bir zamandır da susuyorum, üstelik bu suskunluk blogla sınırlı değil; genel olarak bir ağzı sıkılık sardı beni, dilim düğümlenip dudaklarım da dikilmiş sanki, bir şeyler söyleyecek olursam da karnımdan konuşuyormuşum gibi sesler çıkıyor, ne ben derdimi anlatabiliyorum o gurultularla, ne de karşımdaki anlıyor dediğimi. Sonra gene susuyor ve kadim arkadaşım depresyona koşuyorum, evinde bekliyor beni, bir evvelki günde olduğu gibi karşılıklı oturup somurtmaya başlıyoruz. Hatun görüyor bu halimi ve kendisinden uzaklaştığımı düşünüyor, ailem artık benimle iletişim kurulamadığından yakınıyor. Arkadaşlarım sorunun ne olduğuna anlam vermeye çabalıyorlar. “Sorun bende” diyecek olduğumda da herkes burun kıvırıp umursamaz davrandığımı, kaytardığımı ima ediyor. Hiç birine yaşamaktan ötürü bu kadar memnuniyetsizken, tek ihtiyacımın yeni bir hayat olduğunu söyleyemiyorum, çok basma kalıp, klişe olan bu ifade bir o kadar da anlamsız geliyor kulağa çünkü. Ayrıca yeni bir hayat, yeni bir başlangıç gibi laflar geveleyen herkese alaycı ve şüpheci yaklaşmak gerek diye düşünmüşümdür, şöyle ki ben yeni bir sayfa açmak istiyorum diyelim ama eski Virgilius olarak mı adım atacağım hayata? Diğer bir değişle şimdiki Virgilius hiç değişmeyecek ve aynı adam, aynı karakter, aynı zaaflar, aynı korkular vs. olduğu gibi kalacaksa, yeni bir hayat lafını gevelemek ne kadar manidar olabilir? Yok eğer yeni bir hayat, aslında yeni bir Virgilius anlamına ise hodri meydan, değiş o zaman güzelim! Sende bulunduğuna dair memnun olmadığın ne kadar menfi, olumsuz özelliğin varsa kazı üstünden, kopar, sök çıkar onları. Hayır işte, kazın ayağı öyle değil: Yeni bir hayata başlama ve şimdiki yaşamından memnuniyetsizliğini sürekli deklare eden tiplerin samimiyetsizliği burada yatar. “Ben işemedim ki, miki işedi” diyen çocuk gibi, sanki her boku yiyen ve bize de zorla yediren hayatmış da, bizler hep onun mağduru ve mazlumuymuşuz gibi davranmayı kendimize de yutturuyoruz.Brecht’in çok ironik bir sözü vardır bu benzerlikleri uyarlayabileceğimiz, “Bir toplum komünizmden mutlu olmaz ve şikâyet ederse, o toplumu değiştirip yerine bir başka toplum koymak gerekir.” der. Yetmezmiş gibi bir de durumumuzu ajite ediyoruz. Herkes hayata küfür ediyor, kimse kendisine toz kondurmuyor.
Yukarıda değindiğim gibi, sorunun bende olduğunu biliyorum, aksi gibi yeni bir hayata başlamakla da ilgili değil bu problemin çözümü. Daha da yukarıda yazdım, bu beni sessiz, suskun ve somurtkan yapıyor. Onların da tepesinde, ta en başta belirttim, bu suskunluk bloga da sirayet ediyor, eskisi gibi dökemiyorum içimi. Hala benliğimin Hyde Park’ı olarak kullanıyorum bu alanı lakin sürekli fırtına ve tipi varken o parka kimse gidip de söylev vermek istemiyor. Evlerinde oturup yeşil çay içerek somurtmak daha kolay geliyor içimdeki seslerin sahibi olan küçük yaratıklara.
Bir yandan da merak bu ya, statcounter’a bakıyorum eskisi gibi gelen okuyan var mı bu güncellenmeyen yazıları diye. Bu defa da gülme tutuyor beni, tabii ki geçmişe kıyasla çok azaldı takipçi sayısı, bir kısmı da hayatıma giren Hatun’un varlığını öğrendikten sonra çekip gitmişti zaten. Fakat başka bir şey oldu zaman içinde, çok defa dalgayla karışık ifade ettiğim ‘bu blog bir insanlık harikası’ ya da ‘aradığınız her şeyi bu blogta bulabilirsiniz’ benzeri zırvalara uygun olarak, öyle tuhaf ve ‘nasıl yani?’ diye ağzımı açık bırakan aramaları google ya da bing gibi siteler bana yönlendiriyor ki, sanırım artık yazmasam da olur, blog artık bir ansiklopedi niteliği kazanmış. Uzun zaman evvel böyle bir post yazmıştım zaten, bu da onun devamı olsun. Artık bloga yazmasam da olur, hayattan eğlenemiyorum, ironi yapma yeteneğim bile köreldi belki, ama sağolsun hala beni güldüren bir şeyler var.
------
enrique iglesias ve konserde öptüğü kız
üsküdar kadıköy civarında para karşılığı seks yapacak bayan
susadım orucum ne yapıyım
beni orgazma ulaştıracak erkek videosu arıyorum
doğalgaz sayacı çalınırmı,
insanlara değer verirsin onlarda gelir ağzına sıçar
bir bayan sana sarı renk yakışıyor dese ne anlama gelir
başına bıçak batıran adam videosu
sahne kenarındaki izleyiciye tekme atasım geliyor diyen şarkıcı
eriklinin su içimi için hatırlatma linki
ortaçağda avrupalılar eve mi sıçardı
ramazanda bilmeden orgazm oldum hüküm nedir
rüyada tırtılın kelebege donustugunu görmek
cici pipim
psikopat bir doktor ve 3 kurbanı tırtıl
kadının götüne kazık gırmış
meydanı boş bulup sallamışsın yine sevgili
oruç tuttum gözüme vurdu
çinliler ne yer ne içerler
step halı ile ilgili mahkeme kararı
senin bokun sicim dedi bana
alpayın arka bacağı
Bu video çalışmıyor ise lütfen başka bir pornoyu izlemeyi deneyiniz
Kadın gibi giyimli, parmakları ojeli oğlan
çok sinirliyim yorgunum uyuyamıyorum
mutfaklarda doğalgaz borusunun saklanması
PORNOSUZ KIZ AYAK ALTI RESMI
insanca konuşan kediler küfür söylüyor
hediye edilenkitapların ön kapağına yazılan sözler
hergün gece 03:00 da uyanmak
beşiktaşta vapurdan atlayan ayça
YUNUS BALIGINA TECAVUZ
pejo serseri arabaları kırmızı renk 34 plakalı
kadın kendi kirli kilotlarını yıkıyor
kedilerin patilerine basamaması
özsüt pasta gorüntüleri görmek istiyorum
şehri unutan adam neden şehre inme ihtiyacı duymuştur?
neden yazamıyoruz yazılı anlatım
bir şey yapmalıyım senden arınmalıyım
mutlu filler gibi saklanmak
goruntulu amına gotune ve her yerine dovme yaptıran pıslık kız
rüyada çukurdan adam çıkması
uzun ve sürekliporno izlenen tv kanalları
türkiyede iskambil kağıtlarından saray yapan yabancı adam
adam garının pipisini karıştırıyor
kuşum beni görünce kanat çırpıyor neden
sevgibocegi burcu
yüzyılın pornoları 2007
kötü insanları KENDİMİZDEN HANGİ DUAYLA UZAKLAŞTIRIRIZ
tlf bir defa yarım çaldırmak ne anlama gelir
hayvanlara neden işkence çektirmeliyiz
aile fotoğraflarına slayer ve duygusal hatıra sunum metni
insan üzüldüğü zaman neden yüz şekli çizer
hem uçan hem havlayan bir kelime
kirdigin kalbimin parcalari birer birer gotune girsin
köpekler için kafa patlatma aşısı
atatürkün karı kız dalgaları
sarışın yunan kızları nasıl sevişmeli
sultanahmet camiinden cenaze kalkacak
---
Hiç birinin virgülüne dokunmadım, imla hatalarını ya da kelime yanlışlarını düzeltmedim.
Artık bloga yazmadığım için doğal olarak okunmuyorum da, ama bakınılıyorum işte.
Hiç, yoktan iyidir, Hiç, boktan kötüdür. Vesselam...

