Bu yazıyı geçmişte karaladığım şu blog yazısıyla beraber değerlendirmenizde fayda var.
İzmir’de bir deprem oldu, daha doğrusu İzmir – Sisam adası
arasında denizde meydana geldi deprem. Şiddeti hakkında karara varamadı
yetkililer, Kandilli 6.9 diyor, AFAD ve devlet kurumları 6.6 olarak ilan etti
ki, bu depremin şiddetini bile doğru düzgün ölçemediğimizi göstermekte.
Depremde yüzden fazla insan hayatını kaybetti, 1026 kişinin de yaralandığı
ifade ediliyor. Yıkılan, çöken bina sayısını Çevre ve Şehircilik Bakanı,
"Arama kurtarma çalışmaları 17 binada başlatılmıştı. 13 binada çalışmalar
tamamlandı. 4 apartmanda faaliyetlerimiz devam ediyor.” açıklamasını yapmış.
Yıkılan bina sayısı 17, kurtarma çalışmaları iyi ki de sürüyor, bugün şu dünya
tatlısı kızı çıkarmışlar enkaz altından.
![]() |
| Bari bundan sonra bahtı güzel olsun... |
Dikkat çekmek istediğim konu yıkılan bina sayısı, 17. Üç yaşındaki Ayda’nın mucize kurtuluşu, depremden 91
saat sonra gerçekleşmiş, üç gün 72 saattir, dört gün 96. Yani depremde yaşadığı
bina yıkıldıktan neredeyse dört gün sonra molozların, beton parçalarının
arasından çıkartıldı bu kızcağız.
Kurtarma çalışmaları için –sayıyı küçümseyerek
hayatını kaybedenlere saygısızlık etmekten çekinerek yazıyorum- sadece ve
sadece 17 binanın enkazına yoğunlaştı görevli ekipler. AFAD orada, AKUT orada,
itfaiye çalışanları orada, hatta madenciler
bile yardıma gitmiş. Yani devlet bütün imkânlarını kullanarak yıkıntıların
arasında kalan insanlara ulaşmaya çalışıyor. Ne var ki, dört gün sürdü Ayda’ya
ulaşabilmeleri. Bu, görevlilerin beceriksizliği ya da yetersizliği anlamına
gelmez, asla o şekilde düşünülmemeli: Yürütülen çalışmanın zorluğu, riskleri,
hassaslığı ile ilgili bir mesele. Hayatını kaybedenlerin hepsine Allah rahmet
eylesin. Kimin neden öldüğüne dair bir fikrimiz yok, gene de hepsinin depremde
üzerlerine beton vs. düştüğü için vefat ettiklerini düşünmek çocukça geliyor
kulağa. Dört gün uzun bir süre; kimisi kalp krizi geçirip bir gün can
çekiştikten sonra can vermiş olabilir, belki bir bebek açlıktan ölmüştür. Veya
başka sebeplerden. Ekipler bin bir çabayla uğraşsalar da ancak cansız
bedenlerine ulaşabilmişlerdir böylelerinin.
Oturduğunuz evin sokağında kaç ev var? Bina numarasını
kaale alacak olursam, yeni evimizin bulunduğu caddede, caddenin girişinden
bizim apartmana kadar 34 bina var diyebilirim. Şimdi beklenen İstanbul depremine
geliyorum işte. 7,4 ile 7,8 arasında şiddet değerli olacağı öngörülen büyük İstanbul
depremini ele alacağım.
İBB, bu sene tüm ilçeler hakkında Deprem Tahminleri
Kitapçığı adı altında ayrı ayrı araştırma ve değerlendirme sonuçlarını
kamuoyuyla paylaştı. Kimi akademisyenlerce fazlasıyla iyimser bulundu bu
araştırma sonuçları. Söz gelimi, her ilçede yaşanacak büyük depremden sonra
meydana geleceğini tahmin edilen bina hasarlarına dair detaylı veriler var bu
çalışmada. Beklenen depremde binaları hafif hasarlı, orta hasarlı, ağır
hasarlı, çok ağır hasarlı şeklinde kategorilere ayırmışlar. Çok ağır hasarlı olarak tavsif edilen
binaların aslında yıkılacak binalar olarak ele alınması gerektiği düşüncesindeyim.
Çünkü yıkılacak bina diye bir
kategori yok. Neyse, örneklendirelim konuyu. Bakırköy özelinde bu tahminler
şöyle: Büyük İstanbul depreminden sonra 3939 hafif hasarlı, 3394 orta hasarlı,
1306 ağır hasarlı, 782 çok ağır hasarlı binanın ortaya çıkacağı öngörülüyor. Çok ağır hasarlı diye ifade edilen
sınıflandırmanın ‘bunlar aslında
yıkılacak binalar’ şeklindeki yorumumu beğenmediniz mi? O zaman bu sayının
yarısına ikna olur musunuz? 782 bölü 2 eşittir 391 bina eder bu. Hadi sizin
için biraz daha iskonto yapayım, 350 bina olsun. Bakırköy’de, beklenen İstanbul
depreminde 350 bina çökecek. Eh, Marmaray’la Yenimahalle-Bakırköy durakları
arasında giderken biraz etrafa baktıysanız evlerin durumundan/duruşundan farklı
bir sonuca da varamazsınız zaten.
Sadece Bakırköy’de 350 bina…
Fatih ilçesine baktığımda çok ağır hasarlı bina
kategorisinde 2083 bina görüyorum. Size gene fazla geldiyse, bunun da yarısını
alayım. Yuvarlayalım sonra, 1000 bina diyelim yıkılacak olan.
Kentsel dönüşümün ve rantın en parlak ilçesi Kadıköy’de
bile 209 bina çok ağır hasarlı geçiyor kayıtlara.
İzmir’e uğrayalım tekrar… Devlet, tüm imkanlarıyla
sahada, enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmalarını 17 binanın yıkıntıları
arasında yürütüyor ve dördüncünün dolmasına saatler kala dünya tatlısı bir kız
çocuğuna ancak ulaşabilmeyi başardı.
Büyük İstanbul depreminde neler yaşanacağına dair şimdi
bir fikriniz oluştu mu verdiğim sayılardan?
Hepimiz Allaha emanetiz. Literal anlamda da, tam olarak
öyleyiz… Ya Hafız…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!