3 Kasım 2020 Salı

İzmir'in Depremi ve Düşündürdükleri Üzerine...

 

Bu yazıyı geçmişte karaladığım şu blog yazısıyla beraber değerlendirmenizde fayda var.

 

İzmir’de bir deprem oldu, daha doğrusu İzmir – Sisam adası arasında denizde meydana geldi deprem. Şiddeti hakkında karara varamadı yetkililer, Kandilli 6.9 diyor, AFAD ve devlet kurumları 6.6 olarak ilan etti ki, bu depremin şiddetini bile doğru düzgün ölçemediğimizi göstermekte. Depremde yüzden fazla insan hayatını kaybetti, 1026 kişinin de yaralandığı ifade ediliyor. Yıkılan, çöken bina sayısını Çevre ve Şehircilik Bakanı, "Arama kurtarma çalışmaları 17 binada başlatılmıştı. 13 binada çalışmalar tamamlandı. 4 apartmanda faaliyetlerimiz devam ediyor.” açıklamasını yapmış. Yıkılan bina sayısı 17, kurtarma çalışmaları iyi ki de sürüyor, bugün şu dünya tatlısı kızı çıkarmışlar enkaz altından.

 

 

Bari bundan sonra bahtı güzel olsun...

 

 

Dikkat çekmek istediğim konu yıkılan bina sayısı, 17. Üç yaşındaki Ayda’nın mucize kurtuluşu, depremden 91 saat sonra gerçekleşmiş, üç gün 72 saattir, dört gün 96. Yani depremde yaşadığı bina yıkıldıktan neredeyse dört gün sonra molozların, beton parçalarının arasından çıkartıldı bu kızcağız.

 

Kurtarma çalışmaları için –sayıyı küçümseyerek hayatını kaybedenlere saygısızlık etmekten çekinerek yazıyorum- sadece ve sadece 17 binanın enkazına yoğunlaştı görevli ekipler. AFAD orada, AKUT orada, itfaiye çalışanları orada, hatta madenciler bile yardıma gitmiş. Yani devlet bütün imkânlarını kullanarak yıkıntıların arasında kalan insanlara ulaşmaya çalışıyor. Ne var ki, dört gün sürdü Ayda’ya ulaşabilmeleri. Bu, görevlilerin beceriksizliği ya da yetersizliği anlamına gelmez, asla o şekilde düşünülmemeli: Yürütülen çalışmanın zorluğu, riskleri, hassaslığı ile ilgili bir mesele. Hayatını kaybedenlerin hepsine Allah rahmet eylesin. Kimin neden öldüğüne dair bir fikrimiz yok, gene de hepsinin depremde üzerlerine beton vs. düştüğü için vefat ettiklerini düşünmek çocukça geliyor kulağa. Dört gün uzun bir süre; kimisi kalp krizi geçirip bir gün can çekiştikten sonra can vermiş olabilir, belki bir bebek açlıktan ölmüştür. Veya başka sebeplerden. Ekipler bin bir çabayla uğraşsalar da ancak cansız bedenlerine ulaşabilmişlerdir böylelerinin.

 

Oturduğunuz evin sokağında kaç ev var? Bina numarasını kaale alacak olursam, yeni evimizin bulunduğu caddede, caddenin girişinden bizim apartmana kadar 34 bina var diyebilirim. Şimdi beklenen İstanbul depremine geliyorum işte. 7,4 ile 7,8 arasında şiddet değerli olacağı öngörülen büyük İstanbul depremini ele alacağım.

 

İBB, bu sene tüm ilçeler hakkında Deprem Tahminleri Kitapçığı adı altında ayrı ayrı araştırma ve değerlendirme sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Kimi akademisyenlerce fazlasıyla iyimser bulundu bu araştırma sonuçları. Söz gelimi, her ilçede yaşanacak büyük depremden sonra meydana geleceğini tahmin edilen bina hasarlarına dair detaylı veriler var bu çalışmada. Beklenen depremde binaları hafif hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı, çok ağır hasarlı şeklinde kategorilere ayırmışlar. Çok ağır hasarlı olarak tavsif edilen binaların aslında yıkılacak binalar olarak ele alınması gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü yıkılacak bina diye bir kategori yok. Neyse, örneklendirelim konuyu. Bakırköy özelinde bu tahminler şöyle: Büyük İstanbul depreminden sonra 3939 hafif hasarlı, 3394 orta hasarlı, 1306 ağır hasarlı, 782 çok ağır hasarlı binanın ortaya çıkacağı öngörülüyor. Çok ağır hasarlı diye ifade edilen sınıflandırmanın ‘bunlar aslında yıkılacak binalar’ şeklindeki yorumumu beğenmediniz mi? O zaman bu sayının yarısına ikna olur musunuz? 782 bölü 2 eşittir 391 bina eder bu. Hadi sizin için biraz daha iskonto yapayım, 350 bina olsun. Bakırköy’de, beklenen İstanbul depreminde 350 bina çökecek. Eh, Marmaray’la Yenimahalle-Bakırköy durakları arasında giderken biraz etrafa baktıysanız evlerin durumundan/duruşundan farklı bir sonuca da varamazsınız zaten.


Sadece Bakırköy’de 350 bina…

 

Fatih ilçesine baktığımda çok ağır hasarlı bina kategorisinde 2083 bina görüyorum. Size gene fazla geldiyse, bunun da yarısını alayım. Yuvarlayalım sonra, 1000 bina diyelim yıkılacak olan.

 

Kentsel dönüşümün ve rantın en parlak ilçesi Kadıköy’de bile 209 bina çok ağır hasarlı geçiyor kayıtlara.

 

İzmir’e uğrayalım tekrar… Devlet, tüm imkanlarıyla sahada, enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmalarını 17 binanın yıkıntıları arasında yürütüyor ve dördüncünün dolmasına saatler kala dünya tatlısı bir kız çocuğuna ancak ulaşabilmeyi başardı.

 

Büyük İstanbul depreminde neler yaşanacağına dair şimdi bir fikriniz oluştu mu verdiğim sayılardan?

 

Hepimiz Allaha emanetiz. Literal anlamda da, tam olarak öyleyiz… Ya Hafız…

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!