Mustang bugün taşınmaya başladı. Ortaköy Portakal yokuşundaymış tuttuğu ev; çatı katı, duvarlar kitaplığını koymaya – belki çoğu yerde ayakta durmaya elvermeyecek kadar yamuk yumuk, eğimli, 1+1, kümes gibi bir şey. 1500TL’ye tutmuş. Çalışmıyor. Para kazanmıyor. Okul zaten tamamen boşlanmış halde, derslere gitmiyor, hiçbir şey yapmıyor. Kirayı baba tarafı verecekmiş. (Baba tarafı çocuk özel üniversitede okumasına rağmen tek bir kuruş destek vermiyor.) Havva içimi parçalayan dehşette bir travma geçirmekte. HAYIR, HİÇ BİR YERE GİDEMEZSİN, ÖNCE OKULUN BİTSİN, ÖNCE DÜZENLİ GELİRİN OLSUN, PARA KAZANMAYA BAŞLA demek yerine benim iznim yok, kesinlikle onaylamıyorum, ama gideceksen benden destek bekleme şeklinde 3 aylık kedi yavrusu misali miyavlayarak verdiği kırılgan tepkinin geri dönüşümü dışarıya yansıtmaktan kaçınmaya çalıştığı bir kasırga halini aldı. Kendi kendini yiyip bitiriyor. Mustang soytarısı ise heyecanlı, coşkulu. Bencilliği mide bulandırıcı. 18,5 yaşında ve herşeye hakkı var, her şey kendisi için var, mutluluk ve keyif onun hakkı diye düşünüyor. Bağımsızlığını kazanmadan özgür olamayacağını idrak edemiyor.
Bütün bunlar Havva’nın suçu. Şimdiki işinden önce, 10 sene evvel, İstanbul’un bir ucundaki dandirik bir özel üniversitede okutmanlık yaptığı dönemi hatırlıyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa 2500TL maaş alıyordu, Bunun 1300TL’si Erenköy gibi görece güzel bir yerde [çocuğunu nezih bir muhitte büyütmeliydi] oturduğundan kiraya, 1100TL’si de çocuğunu okuttuğu görece kaliteli ve pahalı bir özel okulun [çocuğuna iyi bir eğitim sağlamalıydı] ödemelerine gidiyordu, elde kalanla yaşamak mümkün olmadığı için de eve gelir gelmez yemek, çamaşır, çocukla ilgilenme, ev meşguliyetleri derken ilk fırsat bulduğu an çevirilerin başına oturup aldığı çeviri/ redaksiyon freelance aldığı işleri bitirmeye çalışıyordu. Dinlenmeye ayıracak vakti yoktu. Böyle bir hayat yaşanır mı? Günde 4-5 saat uyku, yıllarca sürdürülebilecek bir hal midir? Çocuğuna iyi bir hayat sunmaya çalışan fedakar bir anne, üstelik yaşadığı zorlukları zerre kadar yansıtmamaya çalışırken, baba tarafı haftasonu son model mercedesiyle evden alıp kendi evine götürdüğü Mustang’e annesini her fırsatta kötüler, hatta lanetlerken, bu eşit olmayan rekabet koşullarında kahramanca hayat mücadelesi vermek ve bunun ıstırabını hiç kimseye yansıtmamaya çalışmak nasıl bir şeydir?
Nasıl bir şey olduğunu bilemem. Ben yapamazdım. (şunu yazdığım zamanı hatırlıyorum.) Sadece şunu söyleyeyim: Sonuç bu. Vicdansız, umursamaz, sorumsuz, sevgisiz bir adam.
Toz konduramadığı oğlu, beş para etmezlik çıtasını yükselte dursun, Havva kendisiyle yüzleştikçe perişan oluyor.
Ben? Öfkeliyim. Havva’mı böyle gördükçe de etimden bir parça kopuyormuşçasına acı çekiyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!