15 Mart 2025 Cumartesi

'Özlemeyen Kadın' Üzerine...

Haftalarca konuşmayıp, görüşmeyip, koltuğa gömülmüş bir şekilde evde oturduğum bir an yanımdaki telefon birden onun numarası için ayarladığım müziği çalmaya başladığında, telefon ekranında yüzü (bana, 2016 senesinde, ben henüz Erzurum’dayken, nişanımızdan 11 gün sonra babamların yazlığına kalmaya gittiğinde, yazlığın terasına çıkıp denizi arkasına alarak başını şöminenin bacasına yasladığı ve “özleyen kadın böyle oluyor” diye  altına not düşüp sevgiyle baktığı o fotoğraf) belirdiğinde kalp krizi geçirmemiş olmam, sağlığımın yerindeliğine işaret olsa gerek.


Kalp krizi geçirmediğim doğru, ama kalbim göğüs kafesimden fırlayacaktı neredeyse. Birbirimizi aramıyoruz. Mesajlaşırız en fazla, o da hemen her zaman benim başlattığım bir eylemdi, bir yerden sonra gönülsüz cevaplarından öylesine yoruldum ki, artık 10-15 günde bir iletişim kuruyorum ancak. Sormam gereken şeyleri bile sormaktan geri çekiliyorum artık. Yani bunca zaman o hemen hemen hiç aramadı, yazmadı. Sanırım en son boşanma davasının neticelendiğini bildirmek için haber vermişti, tabi gene mesajla. Bu defa ansızın araması bir haber kaygısı, tabi ki kasvetli bir his yarattı bende, telefonu açamadan donup kaldığım birkaç saniyede Eski Kayınvalideme bir şey mi oldu diye içimden geçti, ya da Mustang’in başına kötü bir şey mi geldi diye endişe ettim. Yoksa beni niye aniden aramaya gerek görsündü ki?


Kötü bir şey yokmuş çok şükür. Annemlerin ev interneti Still-Havva’nın üzerineydi, boşanmamızdan sonra onunla bir ara devreder/devralırım diye konuşmuştuk. Sözleşme bitiyormuş, onun için operatörden kendisini aramışlar, yeni kampanya dönemi gelmişmiş, hem onun bilgisini verdi bana, hem de bu devir işlemini artık yapmak istediğini söyledi. Haklı. O artık beni ‘özleyen kadın’ değil, anne babamın -gerçekten- öz kızları kadar sevip bağlandıkları gelinleri değil, ayrıca anne babamı -gene gerçekten diyeceğim- öz kızlarıymış gibi pamuklara sarıp sarmalayan eşim değil. Soyadı değişti, adresi değişti, hayatı değişti. Bir yabancı. 


Bu hafta içi devir işini halletmeyi konuştuk. 


Halbuki ne güzel, iki gün olmuştu göz yaşı dökmeyeli. İnlemeyeli. Toparlanıyorum diye düşünmeye başlamıştım hatta. Böyle sikerler adamı…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!