8 Ocak 2025 Çarşamba

Kısa Bir Açıklama Üzerine...

Toparlanmayı istemiyor değilim. 

Düzelmeye karşı gösterdiğim bir direnç yok. 

Ağlak, zırlak bir adam olmayı daha önce de sevmedim, şimdi de sevmiyorum.

Bu berbat halim, tercih ettiğim bir durum değil. 

51 yaşında en çok değer verdiğim insanın eliyle yıkılan egomun, hayatımın, canım gibi sevdiğim insanla biten evliliğimin yasını tutacağımı bilemezdim.

Çok kırılgan, çok alıngan bir haldeyim.

En ufak rüzgarda kökünden kopan başak tanesi gibi... Kalbim sıkışıyor dediğimde bana "Allah ömür versin" diye kestirip atmasıyla, son görüşmemizde aşırı sıkılgan ve huzursuz görünmesiyle, en ufak şeyler bile zaten yerinde olmayan dengemi alt üst etmeye yetiyor. Böyle olmayı istemiyorum.

Still-Havva ev(imiz)den ayrılalı 46 gün oldu. Bir gıdım iyileşme yok bende. Alışma yok. Yokluğunu kabullenme yok. Metanet yok. Sabır yok. Hayata devam etme arzusu yok. 

Ben yokum artık. Nefes almak, karnını bir şekilde doyurmak, sıçmak, uyumak... Bu yaşamak mı? Değil elbet.


Hiç biri benim tercihim değil. Bu acınası halden, bu rezilce durumdan hoşnut olduğumu sanmayın. 


Sanki tek bir ilacım varmış da, o ilaç elinden alındığında hastalığının tüm yakıcı semptomlarını gösteren biçare gibiyim. 

Kim ister acılı bir hasta olmayı?

Ötenazi istenir en fazla, tedavisi, ilacı olmayan bir marazla karşılaşınca... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!