31 Ocak 2025 Cuma

Hayaller ve Haberler Üzerine...

Aşağıdaki yazıda bugünkü kısa mesajlaşmamızı ve bu yazışmanın iç dünyamdaki yankılarını, nasıl da dertlendiğimi yazmıştım. Postu burada yayınladıktan bir saat sonra filan geçmişti ki, Still-Havva’dan bu defa yeni mesaj geldi. Avukatı aramış, sürecin neden işlemediğine, çok yavaş gittiğine dair sorular sormuş.


Süreç neydi? Emekti demeyeceğim, hayır. Avukatın en baştan bize verdiği bilgiye göre, boşanma davalarında,  duruşma sırasında taraflardan (bizler) bir itiraz olmadığı takdirde bir ay kadar bir karar çıkma aşaması olurmuş, sonra neticelenen karar adrese (bana) tebliğ edilirmiş, ardından 15 gün tarafların istinaf mahkemesine itiraz hakkı olduğu için beklenirmiş, en nihayetinde bir itiraz olmazsa karar kesinleşirmiş. E-devletten de aşamaların takibini istersek yapabilirmişiz. Bu şekilde bilgilendirilmiştik.


13 Aralıkta duruşma yapılmıştı. Tebligat bekliyordum, geldiğinde Still-Havva’yı ve avukatı haberdar edecektim. 13 Ocaktan itibaren istisnasız her gün posta kutusuna baktım, apartman girişini geçerken etrafı kolaçan etmeye başladım. Hatta Still-Havva’ya bir ara mesaj yazmıştım, hala bu evrak gelmedi diye. O da e-devleti her gün kontrol ettiğini, bir şey görmediğini söylemişti. Bekliyorduk işte. Bu gecikme içimi bir nebze rahatlatıyordu aslına bakarsanız. 


Bugün kahve teklifimi kabul etseydi, Still-Havva’yı geri dönmesine ikna etmek için son bir hamle yapacaktım. Boşanma sürecimiz henüz bitmemişti, istinaf süreci bile daha başlamamıştı, yani bütün başvuruları (Still-Havva dilerse) geri çekebilecek durumdaydık.


Son hamle derken kastettiğim, bazı plan ve tasarılarımdı, onunla paylaşmak istediğim:


Fatih’te kuş kadar kira aldığım 1+1 bir evim var, yirmi yıldır üzerimde, bekarlığımda yaşadığım. Onu satmaya karar verdim, piyasanın biraz aşağısı bir fiyata alıcıyla anlaştım; elime geçen parayı bankaya yatırmaya niyet ettim. Bir süredir nefis muhasebemi yapıyorum ve bu yaşa kadar dini ve ahlaki nedenlerden ötürü hiç girişmediğim mevduat faizi alma konusunda kafam netleşti, satıştan sonra paranın bir bölümünü bankaya yatırmaya niyet ettim; elime geçecek aylık faiz, çok fazla olmasa da Still-Havva’nın freelance olarak çalışmasına gerek bırakmayacak kadardı. Böylece hem derslerine, hem de kendisine daha fazla zaman ayırabilecekti. Bunu gene benimle yaşaması için bir rüşvet olarak görmemenizi rica ederim, sadece daha rahat bir hayat sunmaya dair teklifte bulunacaktım o kadar.


Benim işe yaramazlığım ve (onun nazarında elle tutulur) hiçbir şeyle ilgilenmiyor oluşuma dair, bir süredir üniversite sınavına girme düşüncesi pekişmişti kafamda. Onun gibi İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü kazanmam mümkün değil, zaten istemezdim de, ona nazire yaparmış gibi. O bölüme girebilmek için yapmam gerek sayısal soruları beceremem, matematiğim yok, ama son yıllarda çok daha fazla ilgimi çeken ve sözel puanla girilebilecek bir bölüm vardı: İlahiyat. Gülmeyin. KDO’dan fark ettim ki, benim için çok daha meraka değer ve seveceğim bir bölüm. Özellikle İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi güzel bir akademik kadroya sahip. Bu şekilde, eğer bana inanır, geri dönmeye razı olursa, beni de öğrenci ev arkadaşı olarak görebileceğini söyleyecektim. Kazanırım çünkü. Üstelik, böylece Arapça öğrenmem de gerekecekti ki bu hiç fena olmazdı. 


Evi terk etmesinden sonra günde 3-4 pakete çıkardığım sigarayı bırakacağımı söyleyecektim ona. Daha önce pek çok kez sigarayı beraber bırakmayı teklif etmiştim. O, benim (1,5 paket tüketen eski halim) kadar olmasa da içiyor ve bırakmaya hiç istekli olmadı, hatta bana sitem ediyordu bırakmak istediğimde neden kendisini de bırakmaya zorladığım için. 'Bu meret birlikte bırakılır' dediğimde de kabul etmiyordu. Bunun yanısıra, yani sigarayı bıraktıktan sonra 130kg olmamak için spora başlamam gerekir, bunu da söyleyecektim ona. Aslına bakarsanız düpedüz bir sağlık hamlesi yapacağıma dair taahhütte bulunacaktım. 


Daha başka konular da vardı, ona bugün görüşseydik bahsetmeyi düşündüğüm. Dediğim gibi, tebligat gelmediği için hala bunları ona bir teklif babında sunabilecek durumda olduğumu sanıyordum. Alttaki yazıda belirttiğim gibi, yarım saatliğine kahve içmek için beş gün sonraya gün verdi. Tapu Müdürlüğü bile bir gün sonraya randevu belirlemişti. Beş gün!


Bunları, bu halis niyetlerimi Still-Havva’yla paylaşmaya artık gerek kalmadı. Anlamı yok.


Avukat, kendisini arayıp ne olup bittiğini soran Still-Havva’ya “kararın çoktan çıktığını, 15 gün itiraz süresinin de geçtiğini, tebligatı Virgilius Bey’e gönderttiğini, ulaşmış olması gerektiğini” söylemiş. 


Son hamleyi yapamadan götümde patladı anlayacağınız. 


Still-Havva’yı ikna edebileceğimi düşündüğümden değil, ama gerçekten O, bana dönerse, bunları yapmak istediğimdendi hepsi. 'Milyonda bir ihtimal' ifadesi bile gizli bir bir olasılık değinisi içerir. İmkânsız vurgusu yapılırken, mümkünün ne kadar küçük bir ihtimal olduğu söylenir. Diğer bir değişle %100 ile, %99,9999 aynı şey değildir. F1 aracı nasıl benzinsiz çalışmazsa, benim de ona ihtiyacım var ve bu konuları daha önce defâten vurguladım, onsuz ruhu gitmiş cesetten farksızım. Kendisini benden uzaklaştıran pek çok şeyi çözmeye dair ona bu somut tasarılarla sözler verecektim. Yerine getirmek için de var gücümle uğraşacaktım. %0.0001 üzerine paylaşacaktım bunları. Tabi ki ümide kapılıyor değildim, ama bir şeyler vardı işte söyleyeceğim.


Olmadı. Biz boşanmışız da haberimiz yokmuş. Hiç birini yapabilecek durumda değilim artık. 


Bugün kahve içmek bahanesiyle konuşsak ve kendisine planlarımı anlatsam da, beni bırakma, evine dön değil, ‘benimle evlenir misin?’ demem gerekiyormuş meğerse. 






Özetle: Bir şey daha koptu beni hayata bağlayan. Sanal, hayal, ama bir şeydi o. 



Pazartesi evin satış işlemlerini halletmem gerek. Sonrası? 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!