“Dünyanın en hızlı boşanma davası” diye güldü avukat duruşma salonundan çıkarken. Hâkim ne bana, ne Still-Havva’ya tek bir soru bile sormadı, aslında yüzümüze baktığından bile emin değilim. Önündeki kağıtlardan kâtibe ne yazacağını çabucak okuyup dikte ettirdi, kâtip tutanağı hızla print edip “TC kimlik numaranızı kontrol edin” dedi, imzaları attık, çıktık. Avukatın dediğine göre bir ay sonra karar çıkarmış, müteakiben 15 gün istinaf başvuru süresi olurmuş, istinafa başvurulmaması durumunda boşanma işleminin tamamlandığına dair adreslerimize evrak gelirmiş. Yani hukuken boşanmamız için 45 gün daha var önümüzde.
Devletin hantallığına bakar mısınız? Still-Havva 5 Kasım’da bana “bitti” dedi, 18 gün sonra bu evden ayrıldı, 21 gün sonra avukatın ofisinde dilekçe imzaladık, 23 gün sonra nakliye aracı getirdi ve yatağını, kitaplarını, kıyafetlerini, biblolarını, pılısını pırtısını… ben ve kediden başka yanına almak istediği her şeyi götürdü. Bugün, bana “bitti” demesinin ardından geçen 39. gün, hâkim karşısına çıktık.
Olabilecek en barışçıl boşanma kararı, olabilecek en hızlı duruşmanın sonrasında bile 45 gün geçtikten sonra neticeleniyormuş.
Belki de devlet hantal değil normaldir, belki Still-Havva aşırı bir telaş içinde, benden kaçarak, panik duygusuyla ayrılmıştır.
Belki ‘her şey çok hızlı oluyor’ diye şaşkınlık ve dehşetle olan biteni takip etmeye çalışırken çok da haksız sayılmazdım.
Allah’ı canımı hemen almama kararından vazgeçirecek bir kudretim yok. Netice itibarı ile sefil bir kuluyum. Bunu yapmayı kendim de beceremediğime göre, kaderime küsmekten başka elimden bir şey gelmiyor. Gelmeyecek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!