20 Aralık 2024 Cuma

'Alas' Denilmeyen Poor Yorick Üzerine...

Üç gün iletişimsizlikten sonra bugün ilk defa Still-Havva’ya mesaj yazdım, deterjanla ilgili bir soru için. Sağ olsun, çamaşır, mutfak ya da başka konularla ilgili bir şey sorduğumda yanıt vermeye üşenmiyor. Soru sormak için bahane aramıyorum, gene de böyle bir vesileyle bile kontakt kurmak beni hem çok mutlu ediyor, öte yandan düpedüz acı çekiyorum. Still-Havva benim için yok ile var-yok arasında gidip geliyor. Kalbimin her iki durumda da sıkıştığını, bazen nabzımın aşırı yükseldiğini yazmıştım buraya. Nereden cesaret buldumsa, kesinlikle ajite etmeye çalışmadan bu paragrafın ruhunu başka bir mesajla ona yazdım akşam. “Allah ömür versin” diye mukabele etmiş. Görmezden gelmediğine, cevapladığına mı şükretmeliyim? Bu mesajın binlerce kilometre öteden samimiyetsizce edilmiş soğuk bir temenni olmasına mı kahrolmalıyım? 


Egonun parçalanması, benliğin un ufak edilmesi tek bir hamlede yaşanan bir olay değil. Benim yaşadıklarım, hissettiklerim tabi ki beni ilgilendirir. Artık im değil. O bir karar verdi ve pişmanlık duymadığı, keşke demediği apaçık. Hepsi bir yana, bana bu gerçeği kabullendirmek için olduğundan da sert davrandığını düşünmek istiyorum. Çünkü, bu kadar duygusuz, kaba biri olmadı hiç bir zaman. “Kötüysen bir doktora görünmende fayda var” veya “kendine dikkat etmelisin” de diyebilirdi; hayatını yazarak kazanan, kalemiyle geçinen biri böyle küçük nüanslar arasındaki ayrımı benden de iyi bilir. Onun işi bu. Ama öyle yapmadı. Bir konuşmada hiç tanımadığı falancanın filancasının söz gelimi hastalığı hakkında kulağına bir şey iliştiğinde verilebilecek refleks tepkiyle geçiştirdi: “Allah ömür versin.” Merak etmiyor olabilir, tamam, ama aynı zamanda merak etmediğini gözüme sokmaya çabalıyormuş gibi davranıyor. 

Teşekkür ettim. 


Utanmadan bir saat sonra da airfryer ile bir başka soru sormam gerekti. Gene gayet güzel yanıtladı.


Ben, onu ilgilendirmiyorum. Değerim yok. 


O, benim aklımdan çıkmıyor. Kıymetlim. 


Bu eşit olmayan ilişki bende özsaygı filan bırakmadı. Üzerine basılmış, suyu çıkarcasına ezilmiş ama hala can çekişmeye devam eden sefil bir böcekten farkım yok. Gitmeden önceki hoyrat davranışları, gidişindeki kaçar gibi tavırlar, gittikten sonra yedi yabancı gibi muamelesi...


Kendimden iğrenmek için çok geçerli sebeplerim var gördüğünüz üzere. Eşitsizlik çok aşırı. Mide bulandırıcı. 

 

Karanlık düşünceler tekrar gelmeye başladı. Loading... 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!