25 Ekim 2022 Salı

Deprem Sonrası Tsunami Üzerine... (Hasbıhal?)

Bugün yoğun bir mesaim vardı: Sabah babamı hastaneye kontrole götürdüm, taburcu olduktan sonraki ilk kontrolüydü, biraz kaygılıydı haliyle. Doktor durumunu iyi buldu, hastanedeki ikinci haftamızda bize bakan asistan doktorumuzdu, yani babamın sonda takılı, desteksiz oturamadığı, yemeğini kendi başına yeni yeni yemeğe başladığı zamanlara şahit olduktan iki hafta sonra bu defa tekerlekli sandalyede de olsa karşısında gömlek ceketle, güler yüzle görünce kızcağız da mutlu oldu tabi. Bir takım kan tahlilleri yapıldı, haftaya tekrar gelmemizi söyleyerek güzelce yolcu etti bizi. Yavaş da olsa iyileşme sürecini biz de fark ediyoruz, doktor bunu teyid etti, güzel de oldu. 


Öğleden sonra bu defa BVSD’ye geçtik babam, annem, ben. (Neden alttaki postta BVŞD yazıp durmuşum, bilmiyorum. Şavaş değil Savaş aq.) Bu aralar bir ayağımız orada: Cuma babam taburcu olur olmaz oraya gitmiştim, babamın kaydını yaptırıp beş günlük ilaçlarını almıştım, bu arada beni yakalamışken akciğer filmimi çekip bir de koluma bir şeyler enjekte etmişlerdi, temaslı olduğumdan benim de tüberküloz olma riskime dair. Neyse, dün babamın balgam tüplerini iade etmek için gittiğimde öğrendim ki temizmişim. Bu haberi alıp babamlara döndükten sonra bu defa annem ve Havva kendi testlerini yaptırmak için geçtiler oraya, işte bugün babam, annem ve ben bir kez daha oraya gittiğimizde hemşire annemleri bir odaya alırken doktor bana pısst dedi, yanına çağırdı, telaşla fısıldamaya başladı:


D: Sizin annenizde de sorun var.

B: Emin misiniz?

D: Akciğer filminden öyle görünüyor, perşembe günü testin de sonucu netleşir ama büyük ihtimalle öyle. Perşembe günü annenizi göğüs hastalıklarına göndermemiz gerekecek sanırım.

B: Hmmm.

D: Ailenizde hiç verem vakası oldu mu geçmişte? 

B: Hayır. Hiç.

D: Ben şimdi bunu annenize söylemeyeceğim, morali bozulmasın. Perşembe günü geldiğinizde konuşuruz. Siz de söylemeyin.

B: Peki.


Doktor içeri geçti, babamı endişe ettiğinden çok daha iyi buldu, kan tahlillerinin sonuçları çıkmıştı o sırada, genel durumundan da memnun kaldı. Hatta akciğer filmini çektirdikten sonra daha da umutlu konuştu. Derken, doktorun kadınlığı tuttu, anneme dönüp “yalnız sizde bir sorun var” cümlesi döküldü ağzından. Sonra da toparlamaya çalıştı, perşembeye kadar kesin bir şey denemezmiş ama annemin akciğer grafisi hiç iç açıcı değilmiş, kaygı vericiymiş. Annem şok, babam şok. “Sizi biz süre ayırmamız gerekebilir” dedi ikisine bakıp, bunun ne tür bir ayrılık olacağını ben de anlamadım ama zaten doktor “Perşembe durum kesinleşince konuşuruz” diye kısa kesti konuşmayı.


Şimdi, anlaşılan babam tüberkülozu annemden kapmış, öyle görünüyor. Ben ve Havva, bu Covid sürecinde onların yanında da çoğu zaman maskemizi çıkarmadığımız için tüberkülozun bulaşıcı niteliğinden de kendimizi korumuşuz sanırım. Covid için takılan maske başkaca bir hastalığa savunma bariyeri oluşturmuş anlaşılan.


BVSD’den eve dönerken karmaşık duygular içerisindeydik yazacaktım aslına bakarsanız ama şimdi aklıma geldi; babam dispanserin kapısından çıkarken bana döndü, avcuma 200TL sıkıştırdı, “Konak Fırın’dan bir kilo Selanik çöreği al gelirken” dedi. Peki dedim. Bu umursamazlığa hayret ederek ayrıldım onlardan. Şoktan çıkamamıştı belki de.


Melanetin kökü annemmiş meğer.    


İyi de, annem de hastalanırsa ne bok yiyeceğiz lan? Üstelik onunkisi babamın tüberküloz menenjitinden farklı, düz tüberküloz, yani bulaşıcı. Babam annemsiz yapamaz, annem hastaysa, bu zorlu tedavi uygulanırken bırakın babamı, kendine bile bakamaz. Bize gelmeyi de, eve bakıcı/yardımcı almayı zaten kategorik olarak reddediyorlar. 


Hadi bakalım.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!