16 Ocak 2022 Pazar

Tywin Lannister'in Ölümü Üzerine...

Cuma akşamı geç saatlerdi, e-devlet’e göz atıyordum, o sırada emeklilik başvurumun kabul edildiğini gördüm. Dün öğleden sonra telefonla sosyal güvenlik kurumunu aradım, maaş ve diğer detayları öğrenmek için. Henüz hesaplanmamış, zaman alırmış vs. Bu arada, görüşme sırasında güvenlik teyit bilgisi için hattın öbür ucundaki görevli çocuk sordu:


“Bilgilerinize ulaşabilmem için, lütfen hayatta olan amca sayınızı benimle paylaşır mısınız?”


Gülme tuttu beni birden. “Bir tanesini otuz yıldır görmüyorum, yolda görsem tanımam ama öldüğünü duymadım. İki.” dedim. Görüşmeyi yaptığım görevli de yanıtıma güldü. Verdiğim bilgiyi onayladı, sonra görüşmeye kaldığımız yerden devam ettik, neticelendirdik, kapattım telefonu. 


Dün gece annem 01.15’te mesaj yazdı. “Amcan vefat etti.” Hemen aradım, amcam iki gün önce covid servisinden çıkartılıp yoğun bakıma alınmıştı. Başsağlığı dilemek istedim ona ve tabi babama. Babam yokmuş, duyar duymaz cenaze evine doğru yola çıkmış. Anneme amcamın eşinin, kızının, gelinin covid pozitif olduklarını, oğlunun da bana hafta içinde “test yaptırsam ben de pozitif çıkarım o yüzden şimdi başıma iş alamam, bu hastalarla birinin ilgilenmesi lazım” dediğini hatırlattım. Güya babamı uyarmış, gitme demiş ama babam dinlememiş.


Sabah tekrar konuştuk. Yoldalardı, bu defa cenaze evine babamla beraber annem de gidiyordu, babamın karanlık cehaletini ve beton misali idraksizliğini hala kabullenemediğim için kendime kızarım ama annemin de onunla beraber bu corona partisine dahil olacağını duyunca küçük dilimi yuttum, Havva da dehşete düştü. Neymiş efendim, “dün gece yakın zamanda açık kalp ameliyatı olan büyük kızı dahi gitmişmiş, zaten babam dün gece o evde o hastaların arasına girdikten sonra annem kendisini nasıl koruyabilirmiş, olan olmuşmuş.” Elalem ne der endişesinin bir milyonuncu kez akla ve muhakemeye karşı galip gelmesine bir başka örnek. Hepsi gerizekalı. 






Namaz ve mezarlık hakkındaki bilgileri aldım, cenaze evini es geçerek doğruca camiye gittim.


İmam tabutun başına geçti, rutin olduğu üzere cenaze namazını kıldırmadan önce cemaate dönüp sordu: 

“Haklarınızı helal eder misiniz?”


Tabi ki ederim. O benim amcamdı, bana hiç fenalığı dokunmadı, ete kemiğe bürünmüş bir Tywin Lannister tiplemesi olarak ailesinin tüm fertlerini ömrü boyunca korudu, kolladı, şefkatle sarmaladı. Aile onun için her şeydi, tek şeydi. Bende hakkı çoktur. Yüksek sesle “ederiz” diyenlere eşlik etmekte tereddüt göstermedim. 


İmam ardından ikinci soruya geçti:

“İyi bir insan ve salih bir müslüman olduğuna şehadet eder misiniz?” 


Dudaklarımı kıpırdatmadım bile. Allah’ın huzurunda yalancı şahitlik yapacak kadar aklımı yitirmedim henüz. Doğrusunu isterseniz amcam ne iyi bir insandı, ne de gördüğüm kadarıyla salih bir müslümanın niteliklerini taşırdı. Hayatı boyunca hiç kimseye iyilik yaptığını zannetmiyorum. “Gülümsemek bile sadakadır” diyen Hz. Peygamber’e inat, bir kişiye dahi iyilik yaptığını, hayır adına bir eylemde bulunduğunu, ihtiyaç sahibi birine elini uzattığını sanmıyorum. Hobbes’un ‘doğal durum’undan fırlamış bir materyalist, bir bencil, mütekebbir, merhametten nasibini almamış gaddar biri oldu hep. Bu noktayı açmak lazım: Ailesine düşkün, korumacı ve akrabalarına bağlı biri eğer bunu ilkeden ve vicdandan bağımsız yapıyorsa bir sırtlanın yavrusuyla ilişkisinde ya da Ebu Cehil’in şahsında cahiliye araplarının asabiyet tutkusunda da bahsettiğim nokta pek ala görülebilir. İyi biri olduğunu söyleyemem amcamın. Salih bir müslüman olma meselesinde ise, elbette bu hususu dini pratik/ibadet çerçevesinde ele almıyorum, amcamın kalbini yarıp da içini de görmedim ama zerre miktarda inancı, imanı olduğu zannetmiyorum. Zan kelimesini kullandım. Doğrusunu Allah bilir. 


İnşallah yanılıyorumdur ama maskemin altından dudaklarım görülmediği için “İyi bir insan ve salih bir müslüman olduğuna şehadet eder misiniz?” sorusunu cevapsız bıraktım. Böyle bir şeye şahit olmadım ki. 


Cenaze namazı, defin. 


Ardından tekrar herkes cenaze evine doğru yola çıktı. Ben de ayrıldım onlardan, Havva’nın beklediği evimize geçtim.


Artık herhangi bir çağrı merkezi görevlisi kimlik bilgilerinin teyidi için soracak olursa, “bildiğim kadarıyla hayatta olan tek bir amcam var” diyeceğim. 



Not: İnsan eğer bir yakın akrabasının cenazesine giderken diline hiç sebepsiz yere Megadeth’in Prince of Darkness şarkısı ve hassaten 

My kingdom corrupt with dissent

Your sins erupt by my intent

I loathe your prayer, I wallow in sin

Let the nightmare begin

bölümü takılıyorsa, bu işte Allah’ın parmağı vardır diye düşünülebilir. Allah rahmet eylesin.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!