8 Ocak 2022 Cumartesi

Daralan Çember ve Bilginin ya da Tecrübenin Her Türlüsüne Kapalı Yargılarla Hapsedilip Boş Kalmış Beyinler Üzerine...

Havva omicron’un etkisini üç dört günde atlattı, önce baş ağrıları sonra burun akıntısı azaldı, en nihayetinde üzerine çöken bitkinlik halinden de kurtuldu, geçti gitti. Testin negatif çıkmasını danıştığı doktor arkadaşları umursamadılar bile, çünkü bütün belirtiler omicron varyantını işaret ediyordu. Hatta içlerinde biri ‘iki gün sonra gene test yaptırırsan bu defa pozitif çıktığını göreceksin’ diye kesinlik içeren kanaat belirtmişti. Neyse çok şükür, aşılarının tam olmasının da rolü vardır mutlaka bu olumlu durumda, neticede (şimdilik) başından savmış oldu virüsü. 


Katı izolasyon sürecinde ben de kendisine kullanması tavsiye edilen vitamin desteklerini ve diğer ilaçları kullandım; deltadan bile bulaşıcı olan bu meretin ayrı yatak, ayrı wc, ayrı odalara rağmen bana uğramadığını düşünmek hayalcilik olur; maske takıp mutfağa gittiği çok oldu söz gelimi. Gene de bende herhangi bir semptom gözlemedik, halsizlik dışında. Ne var ki insan kendini azıcık dinlemeyegörsün, hemen kötü şeyler, hastalıklar bulur. İkimiz de benim asemptomatik olduğum görüşüne vardık ama bu da bilimsel değil tabi, öyle inanmayı ve bu konuyu kapatmayı tercih ettik.


Bu konu kapanmamayı tercih ediyor; seksen yaşlarını çoktan geride bırakmış amcam, yengem, ayrıca alt kat dairelerinde yaşayan oğlu ve gelini de hasta olmuşlar meğer, dün öğrendim. Üstelik günlerce hastaneye gitmemek için direnmiş, grip olduklarını düşünmüşler. En sonunda oğulları amcamı ve yengemi çarşamba günü ikna edebilmiş, hastaneye gitmişler, giderken amcam hala ‘içkim yok, sigaram yok, bizde hastalık olmaz’ deyip duruyormuş. Sonuç, ikisi de pozitif. Amcamı zaten hemen yatırmışlar hastaneye, yengemi de kendini izole et diye eve göndermişler. Amcamın hastanede dördüncü günü, dün akşam haberi oldu benim bu olanlardan. Çünkü hastalanmak ayıptır bu ailede. Bütün hastalıkların müsebbibini içki ve sigara olarak gördüklerinden bunlardan uzak durdukları için hastalanmayacaklarını düşünürler. Hasta birini duyduklarından da- hastalığın ne olduğu önemsiz- içki, sigara ya da sefih hayat koşullarından ötürü bu hale düştüğünü inanır ve ayıplarlar. Kendi başlarına gelirse şayet, bu defa utanırlar. Kendilerinin içki ve sigara tüketen ahlaksız bir hayat süren insanlar olarak görülecekleri zannına kapılır, bu nedenle tedavi ve nekahet sürecinde tekrar tekrar sigara ve içki kullanmayan, mutlu bir aile yaşantısına sahip olduklarını doktorlara veya hemşireler söylemekle yetinmez, geçmiş olsun diye arayan bizlere de bir milyonuncu kez hatırlatırlar. Cehalet at its best. Birinin kanser olması, ya sigaradan ya da içkidendir, birinin kalp krizi geçirmesi ya sigaradan ya da içkidendir. Tanıdıkları bir kimsenin sıtmaya yakalandığını duysalar asla anofel adındaki sivrisinekten bulaştığına ikna edilemezler, içki veya sigara geçmişine, özel hayatının hareketliliğine bağlarlar otomatik olarak. Evet, corona da öyle. Bu da içki veya sigara içenlerde görülür, uygunsuz bir hayat süren kişilerde rastlanır görüşlerine göre. Dün telefonda babamla görüntülü konuşurken haberim oldu olanlardan, babamın abisinin üç gündür hastanede yattığını üçüncü günün sonunda öğrenmesi tuhaf değil, bana söylerken de yüzünde ve ses tonunda üzüntü ve endişeden ziyade mahcubiyet ve çekingenlik sezdim, bu paragrafta anlattığım duygu duruma paralel şekilde. Çünkü babam da öyle. Aynı kafa. Az evvel görüştüğüm kızı anlattı, amcama hastanede kâh serum kâh oksijen verildiğini söyledi, aralarda fırsat bulur bulmaz doktor ve hemşirelere ‘ben iyiyim, sigaram içkim yok, 67 yıllık evliyim, evime gönderin beni’ diye çıkışıyormuş. 


Aşılarını eksik de olsa yaptırmıştı, ama maske-mesafe gibi aşıdan da önemli tedbir tutumları salaklıktan başka bir şey değildi bu insanlar nezdinde. 





Tabi ki acı çekmesini, ağrılı-ıstıraplı bir halde sürünmesi istemem. Elbette ki bunu dilemem. 


Allah kalbimden geçeni biliyor. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!