Emeklilik hakkını kazanmak, bu arada ilk maaşımı da almış olmak hayal ettiğimin aksine üzerimde bir öfori yaratmadı, mutluluktan havaya uçarım zannederken ufak bir heyecan bile yaşamadım aslına bakarsanız. Buruk bir sevinç? Burukluk malum, başıma gelenlerden sonra bunca senenin ardından hala azıcık bile iyileşemeyen bir yara gibiyim; sevinç konusuna gelirsek eğer, sevinecek ne var Allahaşkına?
İçimde artan bir huzursuzluk var söz konusu aralar. Adını koyamıyorum. Bilmiyorum, ancak kaya sertliğinde, bıçak keskinliğinde hissediyorum şeklinde ifade edebilirim. Sanki damperinde tonlarca yük bulunan ve yokuş aşağı giderken frenleri boşalmış bir kamyonda sıkışıp kalmışım da bu korku dolu seyir sırasında aracın lastikleri de bir bir patlamaya başlamış gibi... Savrulmaların sonunda olacaklar beni ürkütüyor.
Tekinsiz bir bekleme bu. Bir şeyler olacak sanki. Tüylerim diken diken, gözleri bağlanmamış bir kurbanlık koyuna benzetiyorum kendimi.
Her zaman gamlı baykuş oldum, doğrudur. Ne var ki bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir derler, umarım tedirginliğim vehimden ibarettir sadece.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!