Bloga bir şeyler yazmak için girmiştim, derken iki aşağıdaki yazıya gözüm ilişti, yani Mustang’in yeni sevgilisiyle ailece tanıştığımız akşam üzere, onlar gittikten sonra bloga karaladıklarıma. O yazıda blogta kızcağızdan bundan böyle (eğer bundan böyle diye bir şey olursa) ‘Midilli’ diye bahsedeceğime değinmiştim.
Derken bir soru işareti: Biz Türkler neden Yunanlıların veya Fransızların, İtalyanların, İngilizlerin ve pek çok başka milletin Lesbos/Lesbo dediği Anadolu’nun burnunun dibindeki bu adayı Midilli diye isimlendiriyoruz ki? Bilmiyorum. İnsanı öğrenmeye sevk eden, merak duygusudur. E o zaman açtım Wiki’yi, Midilli maddesine baktım, öğrenmek için, meselenin çözümünü okuyayım, anlayayım diye. Meğerse Midilli ismi, adanın en büyük şehrinden geliyormuş, ingilizcesi Mytilene’miş o yerleşim biriminin; Yunancası da Mitilini şeklinde okunuyormuş. Diğer bir değişle dünyanın geri kalanı bu koca adayı Lesbo/Lesbo, insanların yaşadığı şehri de Mitilini ve benzeri adlarla isimlendirirken, bizim millet adaya da sözünü ettiğimiz şehre de Midilli demiş. Tuhaf ya da anlaşılmaz değil. Merakım giderildi, öğrenmiş oldum.Güzel.
Mytilene maddesinin yazılı olduğu sayfayı kapatmadan evvel şöyle bir aşağıya doğru göz atarken bir çizime denk geldim, “Mytilene of Pittacus” diye biriymiş, Yedi Yunan Bilgesinden biri olarak geçiyormuş, Socrates’ten de neredeyse bir buçuk asır evvel yaşamış anladığım kadarıyla. Yedi Yunan Bilgesi kimlermiş aq, acaba hangilerini tanıyorum, ne kadar tanıyorum diye bu kez o linke tıkladım. Kıytırık Türkçe anlatımını yok saydım, İngilizcesine devam ettim. Bildiğim üç kişi var; Thales, Solon ve Chilon. Mytilene’li Pittacus’tan da diğerlerinden da habersizim, isimlerini duymadım bile. Neyse.
Thales of Miletus (c. 624 BC – c. 546 BC) is the first well-known Greek philosopher, mathematician, and astronomer. His advice, "Know thyself," was engraved on the front facade of the Temple of Apollo in Delphi.
Pittacus of Mytilene (c. 640 BC – c. 568 BC) governed Mytilene (Lesbos). He tried to reduce the power of the nobility and was able to govern with the support of the demos, whom he favoured.
Bias of Priene (fl. 6th century BC) was a politician and legislator of the 6th century BC.
Solon of Athens (c. 638 BC – c. 558 BC) was a famous legislator and reformer from Athens, framing the laws that shaped the Athenian democracy.
The fifth and sixth sage are variously given as two of: Cleobulus, tyrant of Lindos (fl. c. 600 BC ), reported as either the grandfather or father-in-law of Thales; Periander of Corinth (b. before 634 BC, d. c. 585 BC); Myson of Chenae (6th century BC); Anacharsis the Scythian (6th century BC).
Chilon of Sparta (fl. 555 BC) was a Spartan politician to whom the militarization of Spartan society was attributed.
Wiki’ye bu maddeyi yazana da helal olsun, her bir ismin yanına, tek cümleyle neden bilge olarak görüldüklerini ve bu listede yer aldıklarına dair kısaca değinilmiş. Mytilene’li Pittacus’u aradı gözlerim, soylu sınıfla derdi olan, avamın götünü kaldırmaya kendini adamış demokrat kılıklı bir şaklaban olduğunu okudum, ‘aq salağın’ dedim, geçtim. Bu defada öteki kişileri öne çıkartan eylemleri/düşünceleri neymiş diye baktım; en başta Thales var, demiştim ya, biliyorum bu adamı diye, karşısında bilinen ilk Yunan filozof, matematikçi, astronom olduğu yazıyor. İçimden ‘Mısır’a gitti, her boku oradaki rahiplerden tahsil etti, eğitimini tamamladı, sonra tersine beyin göçüyle ülkesine döndü, cahil Yunanlılara öğretti, bilgeliğine tüküreyim intihalcinin’ diye yıldırım hızıyla düşünceler geçerken “Kendini Bil” vecizesinin Thales’e atfedildiğine rast geldim. Hayda... Bu laf Socrates’in değil miydi lan? Bir de üstelik en önemli kehanet tapınağı olan Delfi/Delphoi/Delphi şehrindeki Apollon Tapınağının girişindeki avludaki sütunda yazılıymış bu. Antik Yunan dünyasında mabedlerin mabedi diyebiliriz Delphi tapınağına. Ama dediğim gibi, bu söz Socrates’e ait diye biliyordum ben, meğer bir sürü kişi varmış ilk defa söylediği var sayılan; Socrates, Solon, Chilon, Heraclitus, hatta bizim Mytilene’li Pittacus bile, ve tabi Pythagoras. Neyse. Delphi’deki tapınakta, Bu vecizenin, yani “Kendini Bil” emrinin yazılı olduğu avludaki sütunun üzerinde iki özdeyiş daha varmış, oldu mu üç vecize:
Know thyself - Kendini Bil.
Nothing in excess - Aşırıya Kaçma.
Surety brings ruin- Bağnazlık Yıkımdır.
Bunların başka türlü tercümeleri pekala mümkün; mesela ‘kendini tanı – haddi aşma- hiçbir şeyde kesin yoktur’ gibi de çevirebiliriz, ‘nefsini çöz- dengeni koru- emin olmak yıkıcıdır’ şeklinde de, ve daha bir dünya türevi olabilir. Her neyse, bunlardan en dikkat çekici görünen ise (tabi benim için) üçüncü sıradaki Surety Brings Ruin sözü; fanatikliğin, tek doğruculuğun, müsamahasızlığın, otoriterliğin, hatta kelimenin en doğru anlamıyla faşizmin belki de tarihte yazılı ilk eleştirisi bu laf. Vay be. Link vardı, tıkladım, bakalım bu defa nereye gidecektim? ‘Fallibilism’ diye bir maddeye attı wikipedianın bu cümleye verdiği referans, hadi bakalım, hiç duymadığım bir kelime çıktı karşıma. Sözlüğe baktım, “bilginin kesinliğinin imkansız olduğu doktirini, yanlışlanabilirlik” cevabını verdi sözlük. Wiki’ye döndüm, satırlar Karl Popper’a çıkardı yolu. “Açık Toplum ve Düşmanları” kitabından değiniler...
Ulan Mustang’ın Midilli’sinden ne ara Karl Popper’e geldim?
Merak güzeldir.
Yıllar evvel Karl Popper’in “Tarihselciliğin Sefaleti’ni elime almış, ama çevirisi yüzünden okumayıp bir kenara atmıştım. Bir ara bu kitaba göz atayım bari.
Ne Midilli’ymiş be.
Ta en başta dedim ya, bambaşka bir yazı karalamak üzere burayı açmıştım halbuki. Havva’nın beş aydır Almanca dersi almasını, acaba benden gizli bir gündemi var da o berbat dili konuşabilecek seviyeye geldikten sonra kocişini terk edip Almanya’ya yerleşmeye niyeti mi var endişesine bağlayacaktım.
Havva’nın beni sevdiğini biliyorum ama işte, o malum sütunda yazıldığı gibi, ‘emin olma, yamulursun.’
Endişelerim var ama gene aynı sütuna not düşmüşler, ‘abartma.’
Bana ne kadar çok saygı duyduğunu defalarca dile getiren bu güzel kadına devamlı aslında bir bok olmadığım cevabını veriyorum, ne var ki ‘kendini bil’ demiş Thales, o sütuna da bunu kaydetmişler işte.
Socrates’in o laf ya. Ben öyle biliyordum.
Bu arada, Pythagoras da pek gizemli bir adamdır, hayatında uzunca bir Mısır dönemi olanlardan biri, Toth’un rahiplerinden neler sızdırdıysa kârdır tabi.
Bu kadın neden Almanca öğreniyor ya?????????????????
Neyse. Belki sadece öğrenmek istiyordur; gizli bir gündemi yoktur.
Offff.
Yalnız kabul edin, çok ilginç bir blog yazısı oldu bu. Bir gün birisi okursa hakkımda çok karmaşık düşüncelere sahip olacak.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!