Metro beklerken karşımdaki reklam panosunda şunu gördüm.
Mundi, Can Yayınlarının yan kuruluşu. Popüler kitapları tercih ediyorlar, aynı kelimeyi yineleme çekincem olmadan yazayım, ‘pop’ kültür ürünlerini kendilerine hedef belirlediklerini kesim için seçip basıyorlar. Burada hiçbir problem yok. Yayıncıların politikası, okuyanı var, beni ilgilendirmez.
Beni ilgilendirmeyecek bir başka şey de gördüğüm reklam afişindeki cümle. Snoopy gibi maceraları keyif veren pür geyikten mamul bir çizgi karakteri, Sartre ya da Wittgenstein ile espri mahiyetinde kıyaslayıp daha ön plana çıkartmaları bir pazarlama yöntemi, bu metot ‘pop’ ve geyik kavramlarıyla da paralellik arz ediyor. No problem.
Problem şu: “Wittgenstein’ı, Sartre’ı boş verin; 20. yüzyılın en büyük düşünürü Snoopy’dir.” Cümlesinin altındaki imza, Daily Mail. İngilizlerin dandik bir gazetesinin kitap tanıtımdaki cümlesini referans vermiş reklam afişini hazırlayanlar. Daily Mail. Tabloid formda satılan bu gazete hakkıda, yapılan araştırmalarda okuyucuların yaş ortalaması 58 ve çoğunluğu kadın olan bir kitleye hitap ediyor, muhafazakar eğilimde, yani aslında Daily Mail isimli gazetenin Türkiye’deki Posta ya da Takvim gibi bir şeye tekabül ettiğini pek ala söyleyebiliriz. Dolayısıyla yukarıdaki reklam cümlesini Daily Mail’e yakıştırmak pek ala mümkün. Üstelik İngiliz medya camiasında bu karakteristik özelliklerini öteden beri sürdürdüğü, ta 1987’de çekilmiş Yes, Prime Minister dizisinde geçen ‘İngiliz gazetelerinin hangi kesimlere hitap ettiğine dair’ Jim Hacker’ın açıklamasından bile anlaşılıyor. Şöyle geçiyor konuşma:
Hacker: Don't tell me about the press. I know exactly who reads the papers. The Daily Mirror is read by people who think they run the country; The Guardian is read by people who think they ought to run the country; The Times is read by the people who actually do run the country; the Daily Mail is read by the wives of the people who run the country; the Financial Times is read by people who own the country; the Morning Star is read by people who think the country ought to be run by another country, and the Daily Telegraph is read by people who think it is.
Sir Humphrey: Prime Minister, what about the people who read The Sun?
Bernard: Sun readers don't care who runs the country, as long as she's got big tits.
İşi gücü olmayan bir adamım, üşenmeden tercümesini de yazayım bari.
Hacker: Bana gazeteleri anlatma. Gazeteleri kimlerin okuduğunu gayet iyi biliyorum. Daily Mirror ülkeyi yönettiklerini sananlar tarafından okunuyor; The Guardian aslında kendilerinin ülkeyi yönetmesi gerektiğini düşünenler tarafından okunuyor; The Times’ı okuyanlar bizatihi ülkeyi yönetenler, Daily Mail’i okuyanlar da ülkeyi yönetenlerin karıları [eşleri]; Financial Times okuyanlar ülkenin sahipleri; Morning Star okuyanlar ülkenin başka bir ülke tarafından yönetilmesi gerektiğini düşünenler ve Daily Telegraph okuyanlar ülkenin zaten başka bir ülke tarafından yönetildiği kanaatinde.
Sir Humphrey: Başbakanım, ya The Sun okuyanlar?
Bernard: The Sun okuyanlar iri memeleri olduğu müddetçe ülkeyi kimin yönettiğini umursamazlar.
İri memeleri bir kenara bırakalım. Onlar The Sun gazetesini okuyanlar. Biz burada Daily Mail’i konuşuyoruz. 1987’den beri tarzı değişmeyen bir gazete. Neticeye gelelim.
Bu noktada bir İngiliz gazetesinin (o gazetenin okuyucu profili, haber değeri, siyasi ve sosyolojik yönelimleri dikkate alınmadan) yorumu, Türkiye’deki okur profilince ne derece biliniyor ki kitap satışlarını etkileyebilir? Okuyucu nasıl yönlendirebilir? Yönlendirebilir mi? Snoopy’yi bilen biliyor, seven seviyor zaten, bir de İngiliz gazetesinin yorumu, temayülü arttıracak bir husus mu? Yoksa sadece ve sadece ‘İngiliz basınında böyle bir yorum çıkmış, bal tam sana göre bu kitap’ mı demek istiyor reklamcılar? Her İngiliz gazetesi saygın mıdır? Söz gelimi bir Arap ya da İsviçreli, Orhan Pamuk’un bir kitabı hakkında Yeni Şafak’ta, Aydınlık’ta veya Hürriyet’te birbirinden çok farklı değinilere rastlayabilir; bu mudur yani? Veya sadece ‘yabancılar bile böyle düşünüyor’ vurgusuyla Batı hayranlığı gölgesi mi düşüyor bu reklam afişine?
Daily Mail ne aq. The Times yazsa anlarım.
Not 1: Ne kadar boz gezenin boş kalfasıysam artık, böyle saçma sapan bir konuda zamanımı saçma sapan bir şekilde harcayıp saçma sapan bir yazı zırvalayabiliyorum.
Not 2: Esas, az evvel denk geldiğim aşağıdaki resimde görülen haber hakkında yazmam gerekirdi, ama siktir et Arapları... Develerini de... Develerine de...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!