Bitmiyor. İki yıldan fazla süredir kasıp kavurmaya devam ediyor dünyayı. Devamlı mutasyon geçirdiği için de niteliği, etkisi, yayılım hızı gibi özellikleri değişime uğruyor zamanla. Hep diyorum, evrim haktır. Delta adı verilen varyant orijinal virüsten çok daha öldürücü ve hızlı yayılabilen bir mutasyonla baskın hale gelmişti dünyada, sanırım halen en çok rastlanan varyant o, ne var ki Omicron ismini taktıkları yeni model virüs bilinmezleriyle ama bir yandan da yarattığı korku iklimiyle egemenliğini ilan etmeye hazırlanıyor. Şimdilik öldürücülüğü/yaratacağı ağır hastalık etkisi hakkında yetersiz denilebilecek ilk araştırma sonuçları Deltadan dahi kolay bulaştığı yönünde bilgiler içermekte, yani yakın zamanda dünyanın hâkimi olacak; tesiri ise meçhul. Hafif geçiriliyor sanki, ama uzmanlar arasında gribe benziyor diyen de var, hiç olumlu konuşmayan da. Üstelik aşıların Delta’dan farklı olarak Omicron’a karşı koruyuculuğu neredeyse yok gibi. Gene kırk kafadan ses: Omicron’la mücadele için yeni bir aşı üretilmeli mi, bu arada daha öldürücü görünen Delta için mevcut aşılamaya devam mı edilmeli, Deltaya karşı aşı olunduktan sonra bir de Omicron’a karşı aşılanma mümkün mü, vesaire vesaire.
Bok gibi bok.
Üstelik, Omicron’un semptomları meselenin saçmalığına tuz biber ekmek gibi: Burun akıntısı, baş ağrısı, yorgunluk, hapşırma, boğaz ağrısı.
Delta’nın semptomları genel anlamda gribe benziyordu, ateş vardı söz gelimi, ayrıca aşırı halsizlik, göğüs ağrısı gibi belirtilerin yanında tanı koymaya yardımcı olan koku ve tat kaybı gibi ayrıntılar söz konusuydu. Buradaki nüans şu: Maske- mesafe gibi önlemlere dikkat eden biri, Delta virüsünden korunduğu gibi grip hastalığına da yakalanmadan devam edebilir hayatına. Söz gelimi, iki yıldır grip olmuyorum ben. Havva da öyle, çünkü mevcut Coronavirüsten kendimizi korumak için aldığımız tedbirler bizi gripten de koruyor.
Omicron ise grip gibi değil işte. Havva’nın başı çok çalışmaktan ötürü sıklıkla ağrır mesela, pencerede sigara içen bizler bu soğuk havalarda burnumuzun aktığına, hapşırıp durduğumuza şahit oluyoruz çok kez, zaten kendini azıcık dinleyen biri ‘akşam olsa da uyusam’ der yorgunluk hissiyle. Yani bu belirtilerin hiç birisi ‘özel’ değil. Dolayısıyla anormal bir hızla yayılmaya devam edecek bir varyant, Omicron.
Üstelik kış geldi. İnsanlar tekrar kapalı mekanlara giriyorlar yemek, içmek için.
Üstelik bu virüs herkesi bıktırdı. Maçlar seyircili, konserler kalabalık, toplu halde bulunmaktan çekinmiyor artık insanlar.
Üstelik herkes kanıksadı ölümleri. Türkiye’de resmi kayıtlara göre her gün bir uçak dolusu insan ölmeye devam ediyor, duymazdan geliniyor. Aylardan beri dünya genelinde en çok vaka sayısı görülen listede altıncı sırayı gururla işgal ediyor ülkemiz.
Üstelik maskeden de bıktı insanlar.
Üstelik coronavirüs insanların gündemini terk etti. Yerini ekonomik kriz, geçim sıkıntısı ve bitmeyen politik didişmeler aldı.
Aylardır yaşanmıyordu; bunca zaman sonra NBA’de, Premiere League’de, UEFA’da maçlar covid-19 bulaşmış oyuncular nedeniyle pek çok müsabaka ertelendi, erteleniyor. Bizde de yaşanması pek muhtemel bu gelişmelere paralel haberler.
Tyrion Lannister nasıl bir ölüm hayal ettiği sorusuna “yatağımda, seksen yaşında, midem şarap dolu halde bir kız yarağımı emerken” diye yanıtlamıştı.
Hepimiz öleceğiz eninde sonunda. Tyrion gibi ölmek kime nasip olmuş Allahaşkına?
Allah çektirmesin.
| Okunuşu bile tartışma konusu, tam şerefsiz. |
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!