24 Aralık 2021 Cuma

Baylan Üzerine...

Havva’nın ailesiyle tanıştığım o ilk günü hatırlar mısınız? 2016 senesinin Mayıs ayıydı, güneşli ama serin bir gündü, Erzurum’dan bu görüşme için bir haftalığına izin alıp ailemin yanına gelmiştim. O gün annemlerin Yeşilköy’deki evlerinden sanırım otobüsle (72T) Şişhane’ye kadar gitmiş, o duraktan Karaköy’e yürüyüp vapurla Kadıköy’e geçmiştim. Hedefim metro vasıtasıyla Küçükyalı’daki ailesiydi ama ilk tanışmaydı bu, annem söylemese de aklederdim elim boş gitmemem gerektiğini, şık olmaz, bana yakışmazdı. Kimseye yakışmaz zaten. Yolumun üzerinde Karaköy Güllüoğlu vardı ama biraz saçma olur böyle bir durumda baklava götürmek, o nedenle çikolata böyle özel olaylar bağlamında her derde deva olduğundan çikolata almaya karar verdim. Yoldayken aklıma Kadıköy’deki Baylan geldi. Böyle durumlarda Vakko ya da Pelit, hiç biri olmazsa Venüs ayarında bir şeyler tercih edilebilir, ama yolumun üzerinde Baylan vardı sadece. Saygın, diğerleri kadar popüler ya da bilinen bir marka olmasa da özel bir müşteri kitlesi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu biraz görgü – beğeni- gösteriş dengesi bir eylem. Söz gelimi önceden Nişantaşı’na gidip Godiva’dan da benzeri bir paket yaptırabilirdim ama  bu haddi aşmak olurdu çünkü ne Godiva gibi bir torba parayı vereceğim bir ürüne bir torba parayı verecek kadar param var (anlatım bozukluğunu bilinçli yaptım) ne de o kadar çok param yokken o kadar çok param varmış gibi davranmaya gereksinim duyarım. Ama Pelit ya da Vakko’dan böyle önemli bir günde -hayatımda bir kere bile olsa- çikolata paketi yaptırabilirdim pekâlâ. Yolumun üzerinde olduğunu söylediğim Baylan da onlardan pek aşağı kalmazdı hani. Neyse, tezgahtaki çalışana çikolataların likörsüz olmasını hassaten hatırlatarak hazırlattım ve paketi alıp çıktım Baylan’dan. 


Sonrasında kızı verdiler zaten.


Neden böylesine uzun uzun anlattım bu geçmiş ve gereksiz görünen detayları, şimdi oraya geleyim.


Bu akşam kayınvalidemlere yemeğe davetliydik; paşaböreği yapacağını duyan Mustang bile aşı randevusunu iptal etmişti bu paşaböreği için. Akşam yemekler yendi, kakarakikiri yapıldı, her şey güzel, neşeli geçti. Ayrılma vakti geldiğinde anneannesi Mustang’e küçük bir cam tepsi içine arta kalan paşaböreğini de koyup paketlemiş, evine gittiğinde yarın gene yesin diye. (Ne bilsin torunu değil Midilli indirecek midesine.) Özenmiş anneannesi, ne güzel. Tam torbayı torununa uzatırken müdahale ettim istemsizce, ama gayet kararlı bir ses tonuyla:


“Anne, Baylan torbası mı o? Ne aldınız Baylan’dan? Veya kim getirdi bakalım?”


Şurası su götürmez: Münasebetsiz, azıcık edepsiz ne var ki şirin bir damadım ben. Kadıncağız dondu kaldı, ne diyeceğini bilemedi, lafı geveledi azında ama cevap yok. Bırakır mıyım onu öyle?


“Yoksa bu benim evinize ilk geldiğim tanışma gününde getirdiğim çikolatanın poşeti mi?”  


Çözüldü birden; dört yıldır saklıyormuş, şimdi tam Mustang’e vereceği cam tepsi için uygun ölçülerde olduğu için sakladığı yerden çıkarmış, bunca senedir bir köşede dokunulmadan duruyormuş, hafızama da maşallahmış... Bir taraftan sitemkâr kahkahalar attı, bir yandan da özür diler gibi baktı bana. Biraz daha sıkıştırdım:


“Dört yıl geçince o günün mü özelliği kalmadı yoksa benim mi değerim düştü, damatlığım mı bitti?” dedim; ama bunları der demez fazla üzerine gittiğimi fark edip sarıldım, takıldığımı, beni her daim hoş görmese böyle sıcak davranmayacağımı ekleyip öptüm ellerinden. Hala hafızamdan korktuğunu yinelemeye devam ediyordu. 


Evimize gelmek üzere ayrıldık oradan, Mustang de bizimleydi, bizim evden de alacağı filtre kahve, diş macunu, kuruyemiş vs. dolu bir poşet var. Adam Moğol gibi, yağmalaya yağmalaya gidiyor evine. Kapıdan girer girmez bir punduna getirdim ve anneannesinin Mustang’e verdiği paşaböreği tepsisini karton poşetinden çıkardım, başka bir torbaya transfer ettik, bunu da ‘ağır geleceği, karton poşetin yırtılma ihtimaliyle’ açıkladım Havva’ya, hemen aklına yattı sevgilimin. 


Baylan poşeti yıllar sonra bende. 


Kavuştum hatıralarıma. 


Ne Baylan’mış arkadaş, bunca sene sonra!


İşte Bu!!!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!