27 Aralık 2021 Pazartesi

Siktir Olup Giden Yıl Üzerine...

2021 senesi de bitecek yakında. Hemen her yılın sonunda yaptığım gibi, geriye bakıp kısa bir özetini çıkarayım bende iz bırakan hususların.


Bu sene prediyabetik olduğum tescillendi; sabah ve akşam şeker ilacı kullanmak zorundalığım da öyle. Üstelik bir yıl içinde 14 kilo vermeme rağmen bu sağlık hamlesi metabolizmamda kayda değer bir düzelme yaratmadı, belki daha kötü olmamın önüne geçmiştir, orası başka. 14 kilo verince de tığ gibi olduğumu sanmayın, göbeğim görece küçüldü, belim azıcık inceldi o kadar. Baskülde 111kg çeken bir şişko iken şimdi 97kg’ye düştüm, gene şişkoyum, sadece daha az şişko. Olsun, bu gene de önemli bir hamle. Bu arada, yaz aylarında feci bir böbrek sorunu yaşadım, onca filme ve tahlile karşın net ve kesin bir teşhis koyamamıştı hekimler, en sonunda şiddetli bir idrar yolu enfeksiyonu deyip geçtiler; o süreçte günlerce ağrılar ve kaygılar beni rahat bırakmadı. Bir doktorun “işe yarar mı bilmiyorum ama bir deneyin” diye salık verdiği ilaç, her nasılsa işe yaradı ve düzeldim; çok şükür artık iyiyim, her işemeden sonra pantolonun fermuarını çekerken elhamdülillah demeyi de adet haline getirdim bu yüzden. İşeyebilmek büyük nimet valla. 


Pandemi ile ilgili olarak ne yazayım, bu sene vakit geçirmeden aşılarımı yaptırdım; salgınla yaşam çerçevesinde iki yılı geride bırakıyoruz ve virüs takipte de olsa beni henüz yakalayamadı. Gene Allah’a şükretmemeyim de ne yapayım? Kendimi korumak adına temkin ve tedbir, hayatımın her adımında kendini gösteriyor ve çoğu kişi bu konuyu abarttığımı düşünmekte, ne derlerse desinler umurumda değil: Bu tutumum hastalanmaktan beni uzak tutuyor ya, önemli olan bu. Varsın benimle dalga geçsinler. Omicron adı verilen yeni mutasyon hakkında ise ilk gelen bilgiler çelişkili ama bir yandan da korkutucu, bakalım, zaman gösterecek olayların ne şekil alacağını. Ne yapıyorsam yapmaya devam edeceğim ben. 


Bu sene yeryüzündeki en iyi arkadaşımla, biricik dostumla, biyolojik olmayan kardeşim diye bahsettiğim kişiyle, kısaca hayatımın 35 senesini kanka olarak geçirdiğim insanla tüm ilişkimi bitirdim. Evet, darbe ondan, en yakınımdan, tümüyle savunmasız olduğum, endişe etmediğim, hiç ummadığım birinden geldi; netice olarak kandırıldım, dolandırıldım, aldatıldım, aptal yerine kondum ve kendisi tarafından sikilip atıldım. Yüreğimdeki acıyı ve ruhumdaki öfkeyi ifade edemiyorum, şu anda tek hayal edebildiğim onun ölümü ve cenazesinde hoca cemaate dönüp sual ettiğinde “ben hakkımı helal etmiyorum” diye bağırmak. 


Havva hala beni kapıya koymadı, evliliğimiz devam ediyor. İşten ayrıldı bu sene, freelance olarak devam ediyor ve evimin direği, ailemizin reisi, velinimetim benim. Hep diyorum ya hayatım en doğru kararıydı, bu kadına evlenme teklif etmek. Bana evet dediği güne şükürler olsun. Meleğim o benim. 


KHK ile ihracım beşinci senesini geride bıraktı. Bir bok değilim, şöyle ifade etmek daha doğru; bok bile değilim KHK’dan sonra. Bu durum değişmiyor. Zamanın ilaç yerine geçmediği bir mesele sözünü ettiğim KHK olayı, ihraç, sıfırlanma hadisesi. 


Bu sene geçen seneden fazla kitap okudum; okumalarımda içerik ve yön değişikliği bariz bir şekilde gösteriyor kendini: Artık kesinlikle kurgu, edebiyat filan almıyorum elime, istemiyorum, hazzetmiyorum. Aslına bakarsanız eskiden de bilgiye aç biriydim, bu tutum azalmak bir yana artarak gösteriyor kendini. Gene de benim gibi boş gezenin boş kalfası birinin daha çok kitap okuması gerekirdi, orası muhakkak. 


Evet, bu yıl da bitti. Yandı bitti kül oldu. Sezen Aksu “Ne kadar söz varsa düne ait/Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” diyor demesine, umurumda bile değil. Benim yol göstericim her daim Neyzen Tevfik'tir, O’nun rehber edinilesi sözlerini bin kere yeğlerim deniz feneri gibi: 


"Feleğin uğradımsa vartasına,

Sıçayım ağzının ta ortasına,

bunu yazsın cihan da hartasına,

Kıta'at ü bihârını sikeyim!"



Kitaplığın bir rafını bile dolduramamışım bu sene. Ama ağır, ciddi, yorucu, hazmı zor kitaplar okuyorum ya, bir de bu açıdan ele alın, hemen eleştirmeye kalkmayın beni sevimli kuzucuklarım.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!