1 Nisan 2021 Perşembe

Buzkıran Üzerine...

Havva ile konuştuk. Aramızdaki buzlar eridi demek isterdim, hayır erimedi ama kırıldı. Bir buzkıran geminin açtığı yol misali… Yoksa benim yaşadığım huzursuzluk, bu konuşmanın hemen ardından taksitle ödenebilecek ve ötelenebilecek çok yüklü bir meblağı cüzi bir indirim makyajına kanıp peşin olarak çocuğunun okuluna göndermesi ve bu konuda hiç fikrimi sormaması ile tekrar depreşti. Kendisi de biliyor para işlerinden hiç anlamadığını, ne var ki parayı kazanan o. Buradaki sorun, yani benim psikolojik olarak olumsuz etkilendiğim mesele, artık ailenin karar merciinin dışında yer alıyor olmamdan kaynaklanıyor sanırım. Yani işten ayrılırken de, yüklü bir parayı bir yere öderken de bana sormuyor oluşu. ‘Şöyle yaptım’ diye sonuçtan haber veriyor bana. Tebliğ ediyor, kanaatimi merak etmiyor. Bu, dışarıda bırakılmak demek en kibarcası. 


Şimdi konu evdeki iktidar mücadelesine geliyor değil mi? Böyle bir kaygım yok desem inanmazsınız ama gerçekten yok. Hemen her şey son planda Havva’nın istediği şekilde oluyor zaten. Bu taşındığımız evi bile ilk gören, gezen bendim; çok da ısınmamıştım açıkçası ama Havva’nın hayalindeki yuva olduğunu tahmin ettiğimden onun da görmesini istedim, ayılıp bayıldı gördüğünde. Dere kenarıymış (koku), kuzey ve batı cepheymiş (güneş, ışık), toplu taşımaya uzakmış gibi hususlardaki itirazlarıma rağmen Havva’nın beğenmesi ve istemesi benim için yeterdi. Başka örneğe gerek yok, bu ve benzeri konularda daima Havva’nın istediği oluyor ve bundan rahatsız değil, aksine mutluyum; çünkü herhangi bir şeyin onun dileği gibi olması beni de hoşnut kılıyor. Ne var ki Havva artık bana danışmıyor, işte derdim bu. Bunu asla itiraf ya da ima etmiyor ama parayı kazanan, harcar demeye geliyor konu. Ne diyebilirim? Soğumaktan ve somurtmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.


Konuştuktan sonra bana haksızlık ettiğini anladı, işi bırakması mevzuunda neden kaygılarımı daha net bir tarzda ifade etmediğimi sordu. Bana bir karar tebliğ ettiğini, ilişiğinde de kendisine yardım etmezsem bana olan saygısının aşınacağını söylediğini hatırlattım. İtiraz edecek oldu, yok o anlamda dememiş de falan filan. İşi bırakma kararı ayrıymış da bana olan saygısı ve ona yardım etmem meselesi ayrı bir konuymuş. Aynı cümlede, arada virgülle devam eden bu iki ifade nasıl birbirinden ayrı olabilir? Ben susmuşum, bir şey söylememişim. Ne söyleyebilirim? 


Bundan sonra hayatına freelancer olarak devam etmeye kararlı, ben de elimden geldiğince yardım edeceğim ona. Bunu yapabilirim. Beş ay boyunca suyu çıkarılana dek gece gündüz çalıştı, vücudu, psikolojisi isyan etti bu tempoya ama banka hesabına yatan yüklü maaş sanırım gerçeklik algısının bozulmasına yol açtı ki freelancer olarak da bu paraların kazanılabileceğini hayal ediyor. Ufukta belirsizlik, bilinmezlik ve istikrarsızlık var. Yarısını dahi kazanamayacağından endişe ediyorum. Daha insancıl şartları olan başka bir işe girmeliydi, daha az ama en azından gene düzenli bir geliri olurdu. Kötü, bozuk, berbat bir yolda yürümekten bıkmış ve başka bir yönde karanlığa adım atmaya karar vermiş halde. Bana yapılan tebligat bu yöndeydi. 

Ben de tebellüğ ettim.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!