6 Haziran 2020 Cumartesi

Normalleşme Üzerine...


Normalleşme süreci beni de etkisi altına aldı; Perşembe günü annemin göz randevusuna nezaret etmek için Bahçelievler’e gitmek zorundaydım, aylar sonra ilk defa metroya bindim. Dün, kırılan dişimi göstermem dişçiye gitmem gerekiyordu, Küçükyalı’daki dişçiye bu defa marmarayla gidip döndüm. Korkarak, ama bindim bu araçlara. Hâlbuki marttan beri, bir yere gitmekten başka çarem yoksa taksiye binmekten çekinmiyordum. Dün akşam bu defa annemler oturmaya geldi bize, martın 12’sinden bu yana ilk olarak –maske takarak dahi olsa- uzun süreli self izolasyonun ardından ilk defa beraber, aynı evde, aynı odadaydık. Bugün de Havva ile birlikte kahvaltı için Veznecilerde sevdiğimiz cafeye gittik, böylece ne kadar tedbirli davranmayı ihmal etmediğimizi düşünsek ve bunu birbirimizle konuşup teyid etsek de, açıldık. Zaten yurdumun salgınla mücadelesi de bir acayip, AVMler haftalardan beri müşteri kabul ediyor, sahiller hala tu kaka. Okullar kapalı, kuran kursları açık. 65 yaş üstü vatandaşlar iş yeri sahibiyse sokağa çıkmak serbest, eğer emekli, işsiz vs. ise sokağa çıkmak yasak. Geçen hafta camiler Cuma namazı ve öğlen-ikindi namazı için açıldı, parkta ya da Pazar yerinde de olsa namaz kılmak mümkün ama piknik yapmak yasak. Tam olarak yasakların neden yasak olduğu, serbestilerin neden serbest bırakıldığının salgın/virüs bağlamında açıklaması yok, yapılamaz, bu konuşulmuyor zaten. Bir başka değişle iş yeri sahibi yaşlılara virüs bulaşmıyormuş diyen yok, virüs Cuma namazı kılanları rahatsız etmiyormuş veya AVM’leri değil de sahilleri tercih ediyormuş diyen olmadığı gibi.

Yeni normal denilen, ne kadar normal, orası zaten başlı başına tartışma konusu.





Bu normalleşme meselesi bütün dünya için tartışma konusu olduğunu da belirteyim, sadece bizim ülke açısından ele almamak gerekiyor. Sonuçta mikro ve makro çerçevede sarsılan ekonomiyi toparlamak şart, bu da üretimle ve tüketimle mümkün. Sanki bütün dünya liderleri telekonferans yapmışlar da bu yönde karar almışlar gibi, her memleket ardı ardına bu ekonomiyi canlandırma uygulamalarına girişiyorlar. Haksız değiller, böyle yaşanmaz, ama covid-19 salgını bitmedi, yerin altına girmedi, bir yere gittiği de yok, o nedenle insanların açıldığı bu normalleşme zamanında. herkes daha çok tedbir almalı

Bunu diyen de benim: En akıllı insan, bu sabah cafeye kahvaltı yapmaya giden güya sosyopolitik zekâ küpü. Pöh!!!



 
İran'daki vaka sayılarının seyri. Martın sonundan mayısın başına kadar tedricî olarak nasıl düştüğüne, ardından nedense tekrar yükselişe geçtiğine bakın. 




Beni esas yukarıdaki grafik ürpertiyor. Bu salgın İran’da ülkemizden daha önce tespit edilmişti, çok daha yıkıcı bir hal aldı, salgın bir müddet sonra kontrol altına girer gibi olunca insanlar gevşediler ve sonuçta virüs tekrar alevlendi, grafik gösteriyor işte her şeyi.Son üç günde İran’da görülen vaka sayısı 8729. (Türkiye’de son üç gün belirlenen vaka ise 2796, üç misli.) 


İran gibi olmayız umarım, kimse de olmasın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!