Doksan gün oldu, üç aydır sigara içmiyorum. Yıllar boyu günde
iki paket sigara tüttüren yürüyen bir baca iken, mart ayının yirmisinde elimden
bıraktım, tek bir kere, ilk onbeş gün içinde babama çok sinirlendiğim bir gün
Havva’dan bir dal istemiştim, onu da iki nefes çekip attım zaten. Benim gibi
ağır tiryaki bir adam için imkansız bir teşebbüs olabilirdi sigarayı bırakma
kararı: İki paket sigara içmenin ne demek olduğunu şöyle anlatayım, bir gün 24
saat. Kabaca sekiz saatimiz uykuda geçer; uyanık halde olduğumuz 16 saat
kalıyor geriye. 16 saat, 960 dakika demek. Bir pakette 20 adet sigara var. İki
paket içen biri, günde 40 dal sigara içiyor demektir. 960’ı 40’a böldüğünüzde, martın yirmisinden önce, ve tabii geçen onca
yıl boyunca ortalama 24 dakikada bir sigara yaktığım sonucuna varıyoruz. Hepsi
bu kadar değil, daha korkuncu da var: Neticede yakılan bir sigarayı içip
bitirmek takriben 4 dakika sürse, iki paket (yani kırk sigara) içmek için
ihtiyaç duyulan süre 160 dakikadır, 2,5 saatten fazla. Evet, yanlış okumadınız,
günümün neredeyse 2,5 saati sigara içerek geçiyordu, istatistiği daha da korkunç bir hale getirmek
mümkün, ama uzatmaya gerek yok bence. Dört işlemle yapılan bu basit hesaplarla
ağır bağımlı olmanın ne anlama geldiğini iyice açıklamışımdır size, yürüyen bir
bacadan farksızdım derken üstelik, o dönemde sigarayı bırakmanın zorluğunu anlatıyorum;
her an, her ne yapıyorsam yanında sigara içebilirdim, içmeyi isterdim. Sigaraya
doyamadan ölmekten korkuyordum sanki.
Neyse, zamanla bir takım sıkıntılar baş gösterdi, öncelikle nefes alma
zorlukları, uzandığımda ciğerlerimden gelen hırıltı – ıslık sesi, yokuş ya da
merdivende tıkanma hali, yaşadığım ve yaşayacağım muhakkak sağlık
problemlerinin yanı sıra bu bağımlılığın kişisel ekonomimdeki yıkıcı etkisi, bu
sıkıntıların en önde gelenleriydi. Günde iki paket sigara 30TL’ye tekabül
ediyor. Mali tablonun nasıl moral bozucu olduğu, gelir-gider dengesi göz önünde
bulundurulursa dehşet verici bir hal almaya başlamıştı sigara bağımlılığım.
Birkaç başarısız denemenin ardından yeni bir metot denemenin
gerekliliğine kani oldum, çünkü sigaranın akciğerlerde yarattığı hasar,
Covid-19 virüsünün bünyedeki tesirini daha müessir kılıyordu. Her zamanki hikâye,
bende hep aynı terane: Allah şahidim ki ölmekten zerre kadar korkmuyorum, ama
ölmeyip sürünmek, kronik hastalıkların yerleşip ölene kadar beni yavaş ve ağrılı bir şekilde öldürmesi
ödümü koparıyor. Corona’nın böbreklere, bağırsaklara, akciğerlere hatta beyine
bile kalıcı zarar verebildiğini okuyoruz, bunlar kötü şeyler. Sigara içmeyenler
de hasta oluyor, sürünüyor, acı çekiyor elbette, ama sigara bir yol açıyor,
virüse yardımcı olmakta. Neyse, nikotin bandı deneyeyim dedim, öncesinde araştırdım
tabi ne olduğunu, nasıl etki ettiğini. Sabah vücuda yapıştırılan, gece yatarken
de sökülen bir şeymiş bu meret, kola, popoya, omza filan yerleştiriliyor.
Banttaki nikotin, yapıştığı doku üzerinden vücuda nüfuz ediyor, böylece vücudun
bağımlısı olduğunu nikotinden yoksun olma hali, sigarayı bırakan kişide bir
yoksunluk krizine yol açmıyor. Malum, bağımlılık iki tür; biyolojik ve
psikolojik. Biyolojik bağımlılık, sigarayı bıraktıktan hemen sonra, yaklaşık on
gün kadar süren ve üstesinden gelmenin çok zor olduğu, insana cehennem yaşatan
bir periyod, nikotinsizlik delirtecek raddeye getiriyor kişiyi; şüphe yok ki
sigarayı bırakmanın en kritik dönemi bu sözünü ettiğim. Çoğu insanın
başarısızlığını itiraf ettiği dönem de zaten bu ilk on güne denk gelmekte.
Diğeri ise psikolojik, alışkınlıklarla belirlenmiş, sigaranın her an hayatın
içinde olduğunu göz önünde bulundurursak, sigarayı o alışkanlıklardan söküp
çıkarma mücadelesi, söz gelimi sabah uyandığınızda elinizin sigaraya gitmesi
biyolojik bağımlılıktır çünkü kaç saattir uyuduğunuz
için sigaradan mahrum kalmışsınızdır, yemek yedikten sonra sigaraya
uzanırsınız çünkü nikotin midedeki ve bağırsaklardaki reseptörleri çalıştırarak
sindirimi kolaylaştırır ve bu da farkında olmasanız da biyolojik bir
bağımlılıktır; ne var ki bilgisayarı açtığınızda, evden çıktığınızda, arabaya
bindiğinizde, vapurdan indiğinizde, kitabınızı açtığınızda vs. yaktığınız
sigara, biyolojik değil psikolojik bağımlılıktır. Metroya her binmenizden önce
mutlaka sigara yakıyorsanız bu bağımlılığı psikolojik olarak adlandırmak zor
değil. Psikolojik bağımlılık, biyolojik bağımlılık gibi kahretmez insanı, ama
daha uzun süreli zorlar. Kendimden örnek vereyim; en üstte dediğim gibi, üç ay
geride kaldı ve biyolojik bağımlılığı çoktan atlattım Allaha şükür. Geçen hafta
Küçükyalı’daki dişçiye kırılan dişim için gitmiştim, iki sene evvel aynı yerde
aylar süren ıstıraplı bir tedavim olmuştu, her defasında erken gider, dişçinin
karşısındaki pastanede oturur, bir şeyler yer, çay sigara yapardım. Bu bir alışkanlık
işte. Geçen hafta gene o pastaneye gidip randevu saatimin gelmesini beklerken
müthiş bir huzursuzluk hissettim, sigara içemediğim için. Psikolojik
bağımlılığı anlatabilmişimdir sanırım, biyolojik, yani nikotin yoksunluğundan
ötürü krize girmiyor insan, ama bir rahatsızlık hissi bu. Üzerimde yarattıkları
baskıları nasıl anlatabilirim, söz gelimi biyolojik bağımlığın yarattığı krize
örnek olarak günlerce yemek yememişsiniz de midenizin kıvranması gibi, bir
şeyler yemezseniz asla geçmeyecek hissi vardır ya, öyle, sigara içmeniz gerek
ki normale dönesiniz. Psikolojik
bağımlılığın yarattığı kriz ise tatlı yeme krizi gibi. Eğer tatlıyı, çikolatayı
çok seven biriyseniz bunu anlamanız kolay olacak, canınız çikolatayı çok
çekmiştir, içiniz gider. Ama yemezseniz ölmeyeceksinizdir.
Neyse, beni hiçbir gücün önünde duramayacağı o korkunç
biyolojik bağımlılıktan ve nikotinsizliğin yarattığı yoksunluk krizlerinden, nikotin
bandı kurtardı. Görücü usulüyle evlendiğim kadının benim güzel Havvam ya da Angela White çıkması gibi mucize. Bu kadar etkili ve işe yarar olacağını düşünmemiştim
başlangıçta, psikolojik bağımlılık konusu da inat ve özgüvenle hallettim çok
şükür. Bir daha asla sigara içmem gibi iddialı laflara gerek yok, kimse bilemez
neyin ne olacağını, ne var ki üç ay oldu, Havva daha ilk bir kaç haftada
uykumda benden çıkan ıslık sesinin, hırıltının kaybolduğunu söyledi, balgamlı
öksürük deseniz o da bir ayda yok oldu büyük oranda. Bomba gibiyim, über süper sağlıklıyım filan
demiyorum elbette, ama daha iyi durumda olduğum şüphe götürmez. Bunu ben bile
rahatlıkla hissediyorum, söyleyebilirim. Param da cebimde kalıyor ve bu da
neredeyse herşeyden önemli.
Ha, yalan yok: Çok özledim sigara içmeyi. Ona bakarsanız
birayı ve şarabı da çok özledim. İyi bir şey olsalar özlemem ki bunları.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!