17 Haziran 2020 Çarşamba

Nikotin Bandına Aşk-ı İlan Üzerine...


Doksan gün oldu, üç aydır sigara içmiyorum. Yıllar boyu günde iki paket sigara tüttüren yürüyen bir baca iken, mart ayının yirmisinde elimden bıraktım, tek bir kere, ilk onbeş gün içinde babama çok sinirlendiğim bir gün Havva’dan bir dal istemiştim, onu da iki nefes çekip attım zaten. Benim gibi ağır tiryaki bir adam için imkansız bir teşebbüs olabilirdi sigarayı bırakma kararı: İki paket sigara içmenin ne demek olduğunu şöyle anlatayım, bir gün 24 saat. Kabaca sekiz saatimiz uykuda geçer; uyanık halde olduğumuz 16 saat kalıyor geriye. 16 saat, 960 dakika demek. Bir pakette 20 adet sigara var. İki paket içen biri, günde 40 dal sigara içiyor demektir. 960’ı 40’a böldüğünüzde,  martın yirmisinden önce, ve tabii geçen onca yıl boyunca ortalama 24 dakikada bir sigara yaktığım sonucuna varıyoruz. Hepsi bu kadar değil, daha korkuncu da var: Neticede yakılan bir sigarayı içip bitirmek takriben 4 dakika sürse, iki paket (yani kırk sigara) içmek için ihtiyaç duyulan süre 160 dakikadır, 2,5 saatten fazla. Evet, yanlış okumadınız, günümün neredeyse 2,5 saati sigara içerek geçiyordu,  istatistiği daha da korkunç bir hale getirmek mümkün, ama uzatmaya gerek yok bence. Dört işlemle yapılan bu basit hesaplarla ağır bağımlı olmanın ne anlama geldiğini iyice açıklamışımdır size, yürüyen bir bacadan farksızdım derken üstelik, o dönemde sigarayı bırakmanın zorluğunu anlatıyorum; her an, her ne yapıyorsam yanında sigara içebilirdim, içmeyi isterdim. Sigaraya doyamadan ölmekten korkuyordum sanki. Neyse, zamanla bir takım sıkıntılar baş gösterdi, öncelikle nefes alma zorlukları, uzandığımda ciğerlerimden gelen hırıltı – ıslık sesi, yokuş ya da merdivende tıkanma hali, yaşadığım ve yaşayacağım muhakkak sağlık problemlerinin yanı sıra bu bağımlılığın kişisel ekonomimdeki yıkıcı etkisi, bu sıkıntıların en önde gelenleriydi. Günde iki paket sigara 30TL’ye tekabül ediyor. Mali tablonun nasıl moral bozucu olduğu, gelir-gider dengesi göz önünde bulundurulursa dehşet verici bir hal almaya başlamıştı sigara bağımlılığım.


Birkaç başarısız denemenin ardından yeni bir metot denemenin gerekliliğine kani oldum, çünkü sigaranın akciğerlerde yarattığı hasar, Covid-19 virüsünün bünyedeki tesirini daha müessir kılıyordu. Her zamanki hikâye, bende hep aynı terane: Allah şahidim ki ölmekten zerre kadar korkmuyorum, ama ölmeyip sürünmek, kronik hastalıkların yerleşip ölene kadar beni yavaş ve ağrılı bir şekilde öldürmesi ödümü koparıyor. Corona’nın böbreklere, bağırsaklara, akciğerlere hatta beyine bile kalıcı zarar verebildiğini okuyoruz, bunlar kötü şeyler. Sigara içmeyenler de hasta oluyor, sürünüyor, acı çekiyor elbette, ama sigara bir yol açıyor, virüse yardımcı olmakta. Neyse, nikotin bandı deneyeyim dedim, öncesinde araştırdım tabi ne olduğunu, nasıl etki ettiğini. Sabah vücuda yapıştırılan, gece yatarken de sökülen bir şeymiş bu meret, kola, popoya, omza filan yerleştiriliyor. Banttaki nikotin, yapıştığı doku üzerinden vücuda nüfuz ediyor, böylece vücudun bağımlısı olduğunu nikotinden yoksun olma hali, sigarayı bırakan kişide bir yoksunluk krizine yol açmıyor. Malum, bağımlılık iki tür; biyolojik ve psikolojik. Biyolojik bağımlılık, sigarayı bıraktıktan hemen sonra, yaklaşık on gün kadar süren ve üstesinden gelmenin çok zor olduğu, insana cehennem yaşatan bir periyod, nikotinsizlik delirtecek raddeye getiriyor kişiyi; şüphe yok ki sigarayı bırakmanın en kritik dönemi bu sözünü ettiğim. Çoğu insanın başarısızlığını itiraf ettiği dönem de zaten bu ilk on güne denk gelmekte. Diğeri ise psikolojik, alışkınlıklarla belirlenmiş, sigaranın her an hayatın içinde olduğunu göz önünde bulundurursak, sigarayı o alışkanlıklardan söküp çıkarma mücadelesi, söz gelimi sabah uyandığınızda elinizin sigaraya gitmesi biyolojik bağımlılıktır çünkü kaç saattir uyuduğunuz için sigaradan mahrum kalmışsınızdır, yemek yedikten sonra sigaraya uzanırsınız çünkü nikotin midedeki ve bağırsaklardaki reseptörleri çalıştırarak sindirimi kolaylaştırır ve bu da farkında olmasanız da biyolojik bir bağımlılıktır; ne var ki bilgisayarı açtığınızda, evden çıktığınızda, arabaya bindiğinizde, vapurdan indiğinizde, kitabınızı açtığınızda vs. yaktığınız sigara, biyolojik değil psikolojik bağımlılıktır. Metroya her binmenizden önce mutlaka sigara yakıyorsanız bu bağımlılığı psikolojik olarak adlandırmak zor değil. Psikolojik bağımlılık, biyolojik bağımlılık gibi kahretmez insanı, ama daha uzun süreli zorlar. Kendimden örnek vereyim; en üstte dediğim gibi, üç ay geride kaldı ve biyolojik bağımlılığı çoktan atlattım Allaha şükür. Geçen hafta Küçükyalı’daki dişçiye kırılan dişim için gitmiştim, iki sene evvel aynı yerde aylar süren ıstıraplı bir tedavim olmuştu, her defasında erken gider, dişçinin karşısındaki pastanede oturur, bir şeyler yer, çay sigara yapardım. Bu bir alışkanlık işte. Geçen hafta gene o pastaneye gidip randevu saatimin gelmesini beklerken müthiş bir huzursuzluk hissettim, sigara içemediğim için. Psikolojik bağımlılığı anlatabilmişimdir sanırım, biyolojik, yani nikotin yoksunluğundan ötürü krize girmiyor insan, ama bir rahatsızlık hissi bu. Üzerimde yarattıkları baskıları nasıl anlatabilirim, söz gelimi biyolojik bağımlığın yarattığı krize örnek olarak günlerce yemek yememişsiniz de midenizin kıvranması gibi, bir şeyler yemezseniz asla geçmeyecek hissi vardır ya, öyle, sigara içmeniz gerek ki normale dönesiniz. Psikolojik bağımlılığın yarattığı kriz ise tatlı yeme krizi gibi. Eğer tatlıyı, çikolatayı çok seven biriyseniz bunu anlamanız kolay olacak, canınız çikolatayı çok çekmiştir, içiniz gider. Ama yemezseniz ölmeyeceksinizdir.







Neyse, beni hiçbir gücün önünde duramayacağı o korkunç biyolojik bağımlılıktan ve nikotinsizliğin yarattığı yoksunluk krizlerinden, nikotin bandı kurtardı. Görücü usulüyle evlendiğim kadının benim güzel Havvam ya da Angela White çıkması gibi mucize. Bu kadar etkili ve işe yarar olacağını düşünmemiştim başlangıçta, psikolojik bağımlılık konusu da inat ve özgüvenle hallettim çok şükür. Bir daha asla sigara içmem gibi iddialı laflara gerek yok, kimse bilemez neyin ne olacağını, ne var ki üç ay oldu, Havva daha ilk bir kaç haftada uykumda benden çıkan ıslık sesinin, hırıltının kaybolduğunu söyledi, balgamlı öksürük deseniz o da bir ayda yok oldu büyük oranda.  Bomba gibiyim, über süper sağlıklıyım filan demiyorum elbette, ama daha iyi durumda olduğum şüphe götürmez. Bunu ben bile rahatlıkla hissediyorum, söyleyebilirim. Param da cebimde kalıyor ve bu da neredeyse herşeyden önemli.




Ha, yalan yok: Çok özledim sigara içmeyi. Ona bakarsanız birayı ve şarabı da çok özledim. İyi bir şey olsalar özlemem ki bunları.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!