22 Ekim 2019 Salı

Geriye Bakarak İleriyi Görmek Üzerine...


On iki yıl önce, bloga Mircea Eliade’nin İmgeler Simgeler kitabından bir metin alıntılamıştım. Ne çok aramıştım o kitabı yarabbi, nadirkitap filan da yok o zamanlar, kaç sahaf gezdiğimi Allah bilir. Nihayet bulup okuduğumda, onca uğraşın boşuna olmadığına da kanaat getirmiştim. Sonra öğrendiğim ki, bu bir üçleme gibiymiş, Kutsal ve Dindışı ile Ebedi Dönüş Mitosu. Onları da edindim, okudum çok şükür. Geçen gün Havva’ya dediğim gibi, Mehmet Ali Kılıçbay’dan Allah razı olsun. Öyle değerli ve eşsiz eserleri kazandırmış ki dilimize, sayesinde insan bambaşka birine dönüşüyor.

Dün akşam youtube’da izlediğim video, beni gene İmgeler Simgeler kitabına götürdü, ve tam da yukarıda sözünü ettiğim alıntıya. Bazı şeylerin anlam kazanması ya da anlamın kuvvetlenmesi için on iki yıl gerekiyormuş demek ki.
Aşağıya o alıntıyı tekrar kopyalıyorum, bu defa videonun eşliğinde okunması ufuk açıcı olacak. Köşeli parantezler bana ait demişim, gene diyeyim.
***


Bugün üzerinde anlaşmaya varılacağı gibi, bir efsane in principio, yani “başlangıçlar”da, başat ve zaman dışı bir anda, kutsal bir zaman aralığında meydana gelmiş olayları anlatmaktadır. Bu efsanevi ve kutsal zaman, dindışı [profan] zamandan, sürekli ve geri döndürülmesi mümkün olmayan ve kutsallıktan arındırılmış gündelik var oluşumuzun içinde yer alan süreden, niteliksel olarak farklıdır. Bir efsane anlatılırken sözü edilen olayların içinde gerçekleştirdikleri kutsal zaman bir bakıma yeniden güncellenmektedir.


İndra, Ejderha Vrtra’ya [Vrtra’nın Tiamat’a benzerliği ve O’nun da Marduk tarafından mağlup edilmesi benzerliği dikkat çekicidir.] karşı kazandığı zaferden sonra, tanrıların konutunu yeniden yapmaya ve güzelleştirmeye karar vermiştir. Tanrısal zanaatkâr Viçvakarman bir yıl süren bu çalışmadan sonra muhteşem bir saray inşa etmeyi başarmıştır. Fakat İndra memnun kalmış gibi görünmemektedir; inşaatı daha da büyütmek, onu daha ihtişamlı ve dünyada bir benzeri olmayan bir hale getirmek istemektedir. Sarf ettiği çabadan ötürü tükenen Viçvakarman yaratıcı tanrı Brahma’ya yakarmıştır. O da ona [Viçvakarman'a] yardım etmeye söz vermiş ve kendisinin de basit bir aleti olduğu Yüce Varlık Visnu’ya başvurmuştur. Visnu, İndra’yı gerçeğe döndürme işini üstlenmiştir.
Günlerden bir gün hırpani bir erkek çocuk İndra’yı sarayında ziyaret etmiştir- ki bu bizzat Visnu’dur, bu kıyafete Tanrıların Kralını küçük düşürmek için bürünmüştür. Kimliğini hemen açıklamamış ve O’na “çocuğum” diye hitap ederek, sayılamayacak kadar çok evrende o ana kadar gelmiş olan sayılamayacak kadar çok İndra’dan söz etmeye başlamıştır. Ona bir Indra’nın hayatı ve krallığının 71 eon'dan (bir devre, [yani] bir mahayuga, 12.000 tanrısal yıldan, yani 4.200.000 insani yıldan meydana gelir) oluştuğunu hatırlatır, Brahma’nın [da] bir gece ile bir gündüzü 28 İndra’nın var oluş sürelerine eşittir. Fakat Brahma’nın bu şekilde, Brahma gecesi ve gündüzü cinsinden ölçülen varlığı da yalnızca 108 yıldır. Bir Brahma’yı bir başka Brahma izler; biri yatar, diğeri kalkar, onları saymak mümkün değildir. Bu Brahmaların sayısının sınırı yoktur- İndralar ise hiçbir şey söylemiyoruz. [o kadar gereksiz ve ıvır zıvır yani]

[Çocuk kılığındaki Visnu devam eder konuşmaya:] “Fakat her biri kendi Brahmaları ve İndraları olan evrenlerin sayısını kim tahmin edebilir? Düşünülebilecek en uzak noktanın ötesinde, tüm uzayın ötesinde evrenler sonsuz şekilde doğmakta ve yok olmaktadırlar. Bu evrenler tıpkı hafif gemiler gibi, Visnu’nun bedenini oluşturan saf ve dipsiz suyun üzerinde yüzmektedirler. Bu bedenin her bir küçük deliğinden her bir an için bir evren çıkmakta ve patlamaktadır. Bunları sayabileceğini mi sanıyorsun? Bütün bu evrenlerin Tanrılarını sayabileceğine inanıyor musun?- şu andaki ve geçmiş evrenleri?”

Oğlanın söylevi sırasında sarayın büyük salonunda bir karınca alayı belirmiştir. İki metre genişliğinde bir saf haline gelen karınca kitlesi döşemenin üzerinde geçit yapmaktadır. Oğlan onları fark edince önce şaşırır, sonra da gülmeye başlar. İndra “neden gülüyorsun?” diye sorunca “karıncaları uzun bir alay halinde resmi geçit yaparken gördüm ey İndra. Bunlardan her biri eskiden bir İndra’ydı, her biri imanı sayesinde eskiden Tanrılar Kralı mertebesine yükselmişti. Fakat şimdi bir çok beden değiştirdikten sonra her biri yeniden karınca oldu. Bu karınca ordu eski bir İndralar ordusudur” diye cevap verir.

[Ardından İndra’nın aklı başına gelir ve Viçvakarman’ı çağırıp ödüllendirir, adam gibi bir tanrı olur, etc.]


Bu efsanenin niyeti şeffaftır. Visnu’nun bedeninden çıkan ve kaybolan sayılamayacak kadar çok Evrenin baş döndürücü bir şekilde hatırlatılması, İndra’yı uyandırmaya tek başına yetmiştir; yani onun Tanrılar Kralı durumunun sınırlı ve katı bir şekilde şartlanmış ufkunu aşmaya zorlamak için yeterli olmuştur. Hatta buna “tarihsel konumunu” aşması da diyerek ekleme yapma eğilimi de bulunmaktadır, çünkü İndra ancak belli bir tarihsel anda, muazzam kozmik dramın belli bir aşamasında, tanrıların büyük savaşçı önderi olarak bulunmaktadır. İndra bizzat Visnu’nun ağzından gerçek bir tarih dinlemektedir, dünyaların ebedi yaratılışı ve yok edilişi tarihi, bunun yanında onun kendi tarihi. Vrtra üzerinde olanıyla zirvesine ulaşan sayılamayacak kadar çok kahramanlık macerası, aslında “sahte tarihler” olmuşa benzemektedir, yani bunlar “aşkın” [transandantalist] anlamı olmayan olaylardır. “Gerçek Tarih” ona, Büyük Zamanı, her varlığın ve her kozmik olayın hakiki kaynağı olan efsanevi zamanı ifşa etmektedir. İşte bu nedenden ötürü, tarihsel olarak “şartlandırılmış konumunu” aşabilir ve dindışı zaman tarafından, yani onun kendi “tarihi” tarafından yaratılmış yanılsamalı örtüyü yırtabilir ve böylece İndra gurur ve cehalet hastalıklarından iyileşebilir, Hristiyan terimleriyle söylenmesi halinde, “kurtulmuş”tur. Ve efsanenin bu selamete kavuşturucu işlevi yalnızca İndra için değil, aynı zamanda onun macerasını dinleyen tüm insanlar için çalışmaktadır. Dindışı zamanı aşkınlaştırmak, efsanevi Büyük Zamanı yeniden bulmak yüce gerçeğin ifşa edilişine eşdeğerli olmaktadır. Bu; ancak efsaneler ve simgeler aracılığıyla yaklaşılabilen sıkı sıkıya metafizik bir gerçektir.
...











Mağrur olma İndra, senden büyük Brahma var...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!