Nasıl da devasa bir boşluk var içimde. Bir arkadaşım “tatilde olduğunu farz et abi, başka hiçbir şey
yapamadığına ve durumu da değiştiremediğine göre, tadını çıkarmayı dene”
demişti geçenlerde. Öyle olmuyor işte. Nasıl para kazanacağım, ne iş yapacağım,
Havva ne olacak, evlilik, gelecek planlarımız ne zaman ve ne şekilde
gerçekleşecek… Bu ve daha bir dünya soru kafamda dönüp duruyor. Yanlış
anlaşılmasın sakın, Havva, ailesi ya da benim ailem üzerime gelmiyor ya da
baskı yapmıyor bu gibi konularda, ama herkesin gözünde bir soru işareti var,
benden bekliyorlar cevapları. Sanki cevapları biliyormuşum gibi. Onların soru
işaretli bakışları, benim bol ünlemli iç dünyamda bulamaç halini alıyor; çok
bilinmeyenli bir denkleme dönüşüyor. Sözelciyim ben. Ne anlarım böyle karmaşık
bir problemi çözmekten. Üstelik eskiden problemin kaynağı bizzat bendim, mevcut
durumda ise harici faktörlerle gırtlağıma kadar bilinmeyene batmış haldeyim.
Ne bok yiyeceğimi bilmiyorum lan.
Sadece Havva’nın yanında iken, O’nun sıcaklığı ve desteği
sayesinde bir bataklığa saplandığım gerçeğini unutabiliyorum, biraz olsun
dağılıyor kafamdaki bulutlar. Ama gitmiyorlar hiçbir yere, kaybolmuyorlar.
Durumumu yeni öğrenen kişiler, samimi bir şaşkınlık
nidasının ardından mutlaka bu yanlıştan dönüleceğini söyleyerek beni teskin
etmekteler; buna benim de şüphem yok, objektif ve adil bir değerlendirmenin
başka bir şekilde sonuçlanmasına ihtimal vermiyorum zaten; ne var ki hayat ne
objektif, ne de adil. Sürprizlerin de hepsi neşeli ve güzel değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!