Neden bilmiyorum, bugün beni görmek istemeyeceğine, beni
görmeye tahammül etmeyeceğine dair kuvvetli bir his var içimde. Gözleri
parlamıyor ki beni karşısında gördüğünde. “Gene geldi tipini siktiğim”
demiyordur belki ama mutlu olduğunu hissetmiyorum yanımda. Hem neden mutlu
olsun? Kaygı, karmaşa ve huzursuzluk veriyorum Havva’ma, onulmaz sevgimi ve
bağlılığımı anlatmaya çalışırken. Üç gündür bu duruma katlanmakta; evet, itiraz etmiyor, reddetmiyor beni. Ama ne
zamana kadar?
Havva bana güvenmiyor.
Beni tanıyan yakın akrabaları, düpedüz nefret duyuyor bana.
Arkadaşlarından beni, geçmişte yaşadıklarımızı ve O’na
yaşattıklarımı bilenler Havva’ya benden uzak durması gerektiğini telkin
edeceklerdir ya da ediyorlardır.
Ve ben bunları bilirken, “En güzel zamanımızda bile üç sonra
şişiyordun sen, evlilik nasıl bir şey, ne söylediğinin farkında mısın” diye
sordu dün.
Geçmişim o kadar karanlık, sicilim öyle bozuk ki, Havva’mı O’nun
Adem’i olduğuma ikna etmek için çok çalışmalıyım. Daha ne yapabilirim...
Bana izin verdiği ölçüde savaşa devam.
Ölmek istemiyorum. O’nunla bir hayat diliyorum sadece.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!