İstanbul’a filan gidemiyorum. İç savaş başlamışken bir ay evvel aldığım biletlerle kentime uçacağım, anneciğimin zeytinyağlı fasulyesi ile hemhal olma ve Galata köprüsünün altında kahve içme hayalim tüm anlamını ve gerçekliğini yitirdi. Kaderin oyunu mu, bana sırıtıp gösterdiği haşmetli orta parmağı mı bilemem ama doğrusu bu ya, benim gibi arızanın önde gideni bir psikopatın grotesk bir yakışıksızlık içeren mesleki sorumlulukları var; hayatı boyunca her türlü sorumluluktan kaçmış biri olabilirim ama siktiğimin mesleğinde ülke gündemini ilgilendirecek tuhaf işler yapıp duruyorum. Şüphesiz öğretmen olmayı, gerizekalı öğrencilerle ve onların gerizekalı velileri ile cebelleşmeyi tercih ederdim. Başından beri hayatım yanlış zaten. Ben doğruyum, a.q.’un hayatı külliyen yanlış. Annemlere söylediğimde çok üzüldüler, ama beni göremeyeceklerinden ziyade uçak biletlerinin yanacağına: İki gündür durmaksızın ziyan olan bilet parasından bahsedince artık ben de dayanamayıp, “annecim ülke yanıyor, benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız, oğlun götünü kurtarma derdinde, sen hala biletlerin yandığını söyleyip duruyorsun” diye çıkıştım. Gene başladı ısrara, tutturdu o zaman biz gelelim diye. Bu anneler çok eğlenceli yaratıklar. Normal çizgisine getirmek için konuşmanın devamında iki defa şerefsiz, bir kere piş şişko dedim de kendine geldi, ardından babamı çekiştirmeye başladı. Babam yazlıktaki komşuları toplayıp çiğköfte partisi vermeye kalkışmış. Asosyalliğimin tevarüs ettiği annem ise nihayetinde ikamet ettiği tüm evlerde istisnasız tüm komşularından tarih boyunca nefret etmiş bir teyze; babamın canına okumuş davetliler gidince. Bu adam neden böyle diye sızlanıp durdu, yüzlerini bile görmek istemediği yabancıları evine almak zorunda kalmanın acısını tabi sonra babamdan çıkarmış haliyle. O’na “maalesef bu adam insan canlısı, idare et, öfkelenmekte haklısın, o hiç bizden olmadı zaten, o kadar uğraştım ama babamı ben bile adam edemedim, asla taviz verme duruşundan, azıcık (rahmetli) teyzem gibi bir kadın olsaydın bak seni böyle yok saymaya cüret edebilir miydi” gibi ifadelerle gazı verdikten sonra telefona babamı istedim, anneme ne kadar kötü davransam babama da aksine çok yumuşak ve sıcak davranırım, ona da annemin yaşlandıkça şirret ve geçimsiz bir ihtiyara dönüştüğünü, her güzel olaya itiraz ve uyumsuzluktan başka bir şey yapmayan meymenetsiz karısına sabretmesinin karşılığını Allahtan fazlasıyla alacağını, şimdiden tüm günahlarının tel tel döküldüğüne emin olduğumu söyleyip babacığımı iyice yağladım.
Bu arada, bu konuşmanın başından sonuna kadar telefonlarının hoparlörü açıkmış, bunu da aynı anda annem bana bağırır, babam kahkaha atarken fark ettim. İkisi de uyanık olduğundan yan yana olduklarında telefonu hoparlöre alıp konuşuyorlar uzun zamandan beri. Bunu bildiğimden ikisine de daha eğlenceli saydırıyorum haliyle.
Yarım saat geçmedi, kardeşim aradı. Gelemeyeceğime çok üzüldüğünü ve uçak biletlerinin yanmasının çok kötü olduğunu söyledi.
Sorun bende mi bilmiyorum. Kimse götümü düşünmüyor. Tamam, göt benim götüm ama şayet götüme bir şey olursa uçak bileti kadar dert ederler mi, gerçekten şüpheliyim.
Şeytan diyor ki, sürekli pembe bir tablo çizdiğin, hayatın güllük gülistanlıkmış gibi anlattığın için seni anlamıyorlar, aksini beklemen saçmalık. Biraz ajite et, biraz mızmızlan, kronik bronşit öksürüğün geldiğinde annen baban duymasın diye telefonu pat diye kapatıp öksürük geçtikten sonra tekrar arayıp hat kesildi demek gibi incelikler yaparsan, dünyanın en mutlu insanı profiliyle konuşursan nereden bilsinler durumunun götlüğünü, götünün titrekliğini?
Anne babasına benim kadar kötü davranıp bir yandan da onlara bu derece şefkatli bir başka adam var mı, bilmiyorum.
Neyse, iyi oldu İstanbul’a gidememek. Zaten yüzümdeki çıban hala tüm haşmetiyle duruyor.
Neden geçmedi hakkaten o?
Annene de yollayabilirim blog adresini. skiim savaşını ya, sinir oldum gelememene, hoş ben zaten bir haftadır biliyordum böyle olacağını. Ebeveynin olmadığımdan bittabi oraya gelmek gibi bir niyetim de yok. Önümüzdeki maçlara bakiciiz artık.
YanıtlaSilPolenteciğim,
YanıtlaSilLütfen blog adresimi anneme göndermeyiniz.
Gelemiyor olmak hoş değil evet.
Gelmeyecek olmanız ise pek hoş, sevindim. Misafir canlısı sayılmam bilirsin:)