Erzurum’daki ikinci gecemde, defalarca sebepsiz bölünen
huzursuz uykumda gördüğüm rüya, sanki bu şehirde başıma geleceklerin habercisi
gibiydi: Karanlık bir ortamda bir grup adam bana tecavüz etmeye çalışıyordu ve
onlara engel olacak gücüm yoktu bu kâbusta. Bu satırları okuyan kişiler o
sahneyi ve beni zihinlerinde canlandırsınlar istemiyorum elbette ama çoook uzun
seneler önce kendisiyle anal seks yapmak istediğimi söylediğim bir kadının beni
reddeden “sana yapsalar hoşuna gider mi?” absurd cevabıyla karşılaştığımda birden
içimin daralması misali, dehşet içinde uyandım, çığlık atmış olabilirim hatta.
Yanlış anlaşılmasın, içime girmediler ama düpedüz zorladılar sfinkter kasımı.
Bu korkunç rüya, sanırım Erzurum’da karşı karşıya olduğum
çaresizliğin farklı bir suretle bilinçaltıma yansıması ile ilgili: Hayatını
dilediği gibi, kaygısız, sorgusuz, özgürlüğün zirvesinde yaşayan biriyim ben; birine/bir
nesneye bağlı-bağımlı olmadım, olmamayı seçtim. Zifiri mutsuz olacağımı bilsem
de tercihlerimi hep kayıtsız ve sınırsız özgürlüğüm üzerine yaptım her zaman.
Kimisi bana kızdı, bazıları alay etti, hafife aldı, böyle yaşamayı seçtiğim
için sefalet içinde yapayalnız öleceğimi veya tabutumu kaldıracak dört kişi
bulunmayacağını düşünen ailem gibi üzülenler ya da bir köşede gülümseyerek daha
ne kadar, kaç yaşıma dek böyle yaşamaya devam edeceğimi merak eden arkadaşlarım
oldu – hala da bekleşiyorlar. Hâlbuki insan tercihini (her ne sebeple) terk
eder ve gönlünün istediğini terk edip, şartların kendisine dayattığı
zorunlulukların tarafına geçerse, o kimse artık özgür olduğunu iddia edemez.
Belki egom gereğinden fazla gelişmiş ve o yüzden üzerime hiçbir sorumluluk almadığım
hayatımdaki öncelikli kriterin “canım ne
istiyorsa o” prensibi olduğunu savunuyorumdur, bilmiyorum. Öyle de olsa
yapacak bir şey yok; riyakâr değilim, kimseyi kandırmadım, yalan söylemedim ya
da bir illüzyon gösterisi yapmadım: Korkak olabilirim ama “life is for my own to live my own way” düsturuyla yaşadım hep.
Peki Erzurum’da geçirdiğim bu kısa sürede,ne oldu da
hayat neden beni sikmeye hazır hale geldi? Rüyamda, bilinçaltımda bile canlanan
şey ne? Kısaca, yukarıda anlattıklarıma işaret ederek söyleyeyim, seçtiğim ve
mutlu olduğum yaşam tarzımı değiştirmeye zorluyor beni. Elbette direneceğim
elimden geldiğince ama ne kadar gücüm yetecek, bilemiyorum. Söz gelimi bir
araba almam lazım burada. Araba kullanmayı da öğrenmem gerekiyor tabiatıyla.
Ehliyetini 1992 senesinde almış ama hayatında sadece iki defa, 2001 ve 2006
senesinde, o da BM sınavlarında direksiyon sınavları için şoför koltuğuna
geçmiş biri olarak arabaya hiç ihtiyaç duymadım bu zamana dek, hatta bu
konudaki telkin ve ısrarları da kesin bir dille savuşturmuştum. Lakin genelde Erzurum’un
düzeni, özelde ikamet ettiğim lojmanın şehirdeki konumu hayatımı normal
çerçevede sürdürebilmem için araba kullanmaya mecbur ediyor beni. Düpedüz baskı
var üzerimde; sadece çevreden, pozisyonumun gerektirdiği beklentilerden değil, bunların
yanısıra şehrin doğasından da kaynaklanan bir zorunluluk hali: İstanbul’da çoğu
zaman yük ve ıstırap haline gelen ve hiç tenezzül etmediğim otomobil, bu
şehirde çamaşır makinesi ya da kombi türünden bir ihtiyaç şekline bürünüyor.
Kışın dokuz ay sürdüğü, anlatılanlara bakılırsa karın yerde altı ay çakılı
kaldığı bu kentte ne metro, ne vapur, ne tramvay var, toplu taşıma sefillik
içinde. Erzurum hayatı tarzıma sertçe müdahale edip tercihlerimin dışına sokmaya çalışıyor beni, heteroseksüel ilişki türünü benimsemiş – üstelik homofobik
bir adamı, pasif gay olmaya zorluyor.
Bir de mutfak meselesi var: On yıla yakın bir süre
kendi evinde yalnız ve tek başına yaşamış biri, omlet bile yapmadan mutlu mesut
geçirmişti onca zamanı; dışarıda karnımı doyurarak ya da yemeksepeti.com
siparişleriyle gayet güzel geçti yıllarım. Şimdi, lojmanların etrafında, evimin
yakın çevresinde ne bir restoran var, ne de aktif bir sipariş ağı: Açım. Ekmek
arası kaşarla geçiyor akşamlar. Çorbayı, patlıcanı özledim ya!
Erzurum beni zorla değiştirecek, benim gibi status quo’cu
bir adam nazarında sikilmekle eşdeğer bu durum. Dehşet içindeyim.
Hiç mutlu değilim. Meselenin vehameti türlü formlarda rüyama bile giriyor
a.q.
bi hemşire, olmadı öğretmen.
YanıtlaSilPolenteciğim,
YanıtlaSilEvlilik kurumundan bahsediyor olmalısın. Olmaz öyle şey. Tecavüze uğramak başka şey, bir kadının strapon takıp beni becermesini kabullenmek başka bir şey.