Çok zaman önce dostlarımdan biriyle havadan sudan konuşurken, konu nereden gelip nereye bağlandıysa artık, aslen bilgisayar mühendisi olan kendisi konuştuğumuz mevzu hakkında verdiği örnekte “Dünya üzerindeki bilgisayarları, chipleri, devreleri ve benzeri şeyleri bir anda ortadan kaldıracak olursak, tekrar bugünkü teknolojik seviyeye ulaşabilmemiz için yirmi, belki elli yıl çalışmamız gerekecek. Sebebi şu: Bilgisayar teknolojisindeki her gelişme, ileriye yönelik her adım, bir önceki sistemin üzerine eklenerek gidiyor; yani hiçbir şey sıfırdan üretilmiyor.” ifadelerini kullanmıştı. Ne hakkında konuştuğumuzu anımsamıyorum, zaten aradan kaç sene geçti; gene de bu örnek yer etmiş hafızamda.
Dostoyevski Ecinniler’i yazarken çok şiddetli bir epilepsi krizi geçirir, öyle ki kriz sona erdiğinde bırakın ne yazdığını, romanın tasarladığı kurgusunu, neredeyse kimliğini bile hatırlayamayacak halde bulur kendisini. O ana kadar yazdıklarını bir araya toplayıp okur en baştan, sonrasında yeni bir plan yaparak –kuvvetle muhtemel ilk halinden tümüyle farklı- yepyeni bir roman yazmaya koyulur. [Diğerleriyle kıyaslandığında Ecinniler’in en karmaşık, en pürüzlü, zihni en çok tırmalayan ve kimine göre de en boktan Dosto romanı olmasında bu sözünü ettiğim durumun yadsınamaz bir yeri olduğu aşikar. Gerçek Ecinniler’i ise asla bilemeyeceğiz.]
Yıllarca bu sayfalara karaladığım her türlü zırvaya kafamda link vermişliğim, onları yazarken ezberlemişliğim var, sanki zihnimde bir fihrist ya da kelimeler dizini yapmışım da, alakasız bir ortamda bir konu hakkında konuşur ya da yazarken hemen daha evvel değindiğim o konuya bu blogta yazmış olduğum bir post ile atıfta bulunup dururdum. Fakat gel görelim o günler de geçti, bir seneyi aşkın bir süre –Virgilius’ta- hiçbir şey yazmayıp, eski yazdıklarıma da gözümün ucuyla dahi bakmadığımdan kafamdan silinip gitti her şey. Hiçbir şey hatırlamıyorum:) Bu aslında iyi bir şey, kafam kırk yaşında bir adam için gereksiz derecede çerçöple dolmuştu zaten, boşaldı, sakinleşti, pek bir güzel oldu.
Bir başka güzellik daha var, kendi kendimi kaptırdığım saçma sapan bir beklenti baskısı, ne kadar kaçınmaya çaba göstersem de beni bırakmıyordu: Saçmalama hakkım elimden alınmış gibiydi, sürekli ne kadar zeki olduğumu tekrar tekrar ispatlamak zorundalığım varmış gibi… Sanki kendimle yarışıyor gibiydim. Kırk yaşıma gelmem gerekiyormuş demek, “çok da tınnnn.” havasını takınabilmem için. Blog ulan bu, altı üstü bir blog işte.
![]() |
| Sanatkar bir maymun? Pek de ciddi bir hava takınmış hani... |
Bir süre evvel “yeter artık, tekrar yazmaya başlamalısın” diyen bir arkadaşa sigarayı ve blogu bıraktığımı söylemiştim, bu iki berbat bağımlılığı özdeştirdiğimi görünce susmuş, daha fazla uzatamamıştı ısrar etmeyi. Yakında sigaraya da başlar mıyım ki? Aah, keşke…

Yanlis yoldasin
YanıtlaSilBloga degil sigaraya baslamaliydin.
Kimse saglikli olmek istemez.
Bi daha hiç gitme!
YanıtlaSilGregor,
YanıtlaSilbu sabah yeni bir haberle güne başladım. Devleti 300,000 lira zarara uğratan türden yanlış bir malzeme alımıyla suçlanıyorum. Blog yazmaya başlamamın hemen ertesi günü böylesi bir ilahi işarete pek hazırlıklı olduğum söylenemez. Beş parasız ölmek? Kıçımı traşlasam bile o kadar para etmez.
emel,
seni burada bulacağımı biliyordum:)
Sigaranın zararı kendine ya da dışarıya üflediğin duumanlı havadan yararlananlara. Oysa blog öyle mi her an herkese zarar verebilir. İyi ki döndün.
YanıtlaSilVladimir,
YanıtlaSilzarar vermek mi? hocam melek gibi adamım ben. mars elçisi gibi derim, "We come in peace!"
http://youtu.be/rMdC45S79uQ
Yihuuuuu!!!!!Umut böyle bi şeymiş demek ki!!!! Bi gün bi yazı ... göreceğimizi umuyorduk umutsuzca..
YanıtlaSilİşte bu!!!!!
U(YKSZ)-U(YRGZR)
U(YKSZ) ve U(YRGZR),
YanıtlaSilAltı üstü bir blog ya:) Adak kurban da kesersiniz siz:)
Hay bin köfte...iyi akla getirdin:)))
YanıtlaSiliyi ettin dönmekle. seni özlemişim be kuzum. :)
YanıtlaSilSarya,
YanıtlaSilnerelerdesin sen? ben de bu kızın başına bir şey mi geldi diye merak etmeye başlamıştım:)
hosgelmissin, senden umidi kesmemekle iyi etmisiz ;)
YanıtlaSilA-H,
YanıtlaSilaslında çok uzaklarda değildim, ruh nutellasındaki şarkıları arada bir güncelleyip ilginç bloglara göz atmaya devam ediyordum - sizinki gibi:)
Buralardayım virgiliüscüm. Godot'yu bekliyorum o gelmezse ben ona gitmeyi düşünüyorum.
YanıtlaSilÖzlemiştim.
YanıtlaSilSen yine uzunnn uzun yaz, kimse bu konuda üzerine su dökemiyor.
sevgili efsa,
YanıtlaSilüzerime değil elime su dökememeleri lazımdı ya neyse:) uzun postlar yazmamı gregor yasakladı hem.
ben de hem seni hem senin profil resmini özlemişim:P
:) doğru eline olacaktı.
YanıtlaSilGregor için özet niteliğinde ve ben gibi düşünenler için eskisi gibi yazsan, her iki tarafı da sevindirmiş olursun diyelim.
Dostum, kardesim seni tekrar burada gormek harika..Zeyneep'e verdiğin sozu de unutma..
YanıtlaSilWelcome back honey:)
Augurous,
YanıtlaSilEpey bir düşündüm, hangi zeynep'ten bahsettiğini;)
Şu var ki, ben Ona sigarayı bırakacağıma dair aöz vermiştim. E bıraktım işte:) başlamak ise bambaşka bir konu:)
hoş gelmişsin :)
YanıtlaSiltumblr'dan.. rozainthekitchen
Hoşbuldum sevgili roza:)
YanıtlaSilvay vay vay, Gregor olmasa yeniden yazdığından bile haberim olmayacak. welcome baby
YanıtlaSilPolente,
YanıtlaSilGregor ile dedikodumu mu yapıyorsunuz yani? iki utanmazlar sizi gidi...
Tumblr'dan gördüm geri geldiğini, baya dolu gelmişsin zaten şahane olmuş. Yalnız ben de sigarayı bıraktım, bloğu da iyiden iyiye bıraktığımı bu aralar farkettim; ille geri dönülüyor mu diyorsun?
YanıtlaSilLa Santa Roja,
YanıtlaSilbir daha evine hırsız girerse çalacak yarım paket sigara bulamayacak mı yani:)
bırakamadığına geri döner belki insan.
Son paketimi de bitirip öyle bıraktım, karun değiliz sonuçta :p
YanıtlaSilHafızana da yuh diyebilir miyim bu arada?
Öğleden beri maillerden kafamı kaldırdığım anlarda okudum bu yeni yazılarını, kıskandım, gittim bloğa yazı yazdım ben de. Ama kimseden 1 dal sigara istemedim, bitmiş o konu benim için. 30 yaş bunalımı rulaz :p