19 Şubat 2009 Perşembe

7

Önce Efsa, Ardından Mahallenin Delisi ve nihayet Gregor, kendilerince Virgilius’u blog dünyasının 7 Samuray’ından biri olarak ilan ettiler. Üçünüzün de samurayı olabilirim, yeter ki siz dileyin. Hem isteyin, verilecektir, kapıyı çalın, açılacaktır diye buyurulmuştur zaten. (ama şövalyelik kontejyanı dolu, kusura bakılmasın.) Sizler ve beni şöyle bir göz atmak dışında gerçekten okuyan ötekiler, hakikaten talihli insanlarsınız. Pek çok defa yinelediğim gibi kurtarılmamış bir kurtarıcı, kendini savunamayan bir kale burcu, kalbinde cennet bahçeleri olan bir ifrit ve alnı secde görmeyen bir peygamber gibi, benliğimin kanalizasyon kanallarını, ruhunun fosseptik çukurlarını buraya yazarak sizlere ışık tutuyorum ben. Kendime hayrım yok, orası doğru. Gene de tüm narsizmimle ifade edeyim, herkesin savaşı herkesledir dese de koca kafalı bir amca, benim tüm mücadelem kendimle, kendime karşı. Bu blog, kendimi sorularla ısırıp cevaplarıyla dişlediğim, kelimelerle şişleyerek acılar içine boğduğum ama aslında bir tür hacamat nevinden sonunda rahatladığım bir ameliyat masası benim açımdan, dramatik olan benden akan kirli kanın okuyanlarda süt, adaçayı veya calcium sandoz gibi şifa veren iyileştirici bir etki yaratması. Blog dünyasının Yedi Harikasından biri olmam bu yüzden. Siz okuyun, ama okumayanlara üzülmeyin. Tanrının size bahşettiği nimetin tadını çıkarın yeter. Başkalarına gelince, onlar bakarlar ama görmezler. Hem bilseler, okurlardı, okusalar bilirlerdi. Virgilius’a uzak olmaları, günahlarının kefareti olur umarım.



Peki Virgilius kimi okur? Fi tarihinde gene Gregor’un bir mimine yazdığı cevabî postta değindiği gibi, aslında en çok kendisini okur. Yalnız konudan sapmamak için bu konuya nokta koyuyorum.











Reader kullanmıyorum, RSS ile işim olmaz. Bunlar nedense bana itici geliyor. Blog sahiplerine saygısızlık gibi, tamam saçma, biliyorum. Evdeki ve işyerimdeki bilgisayarlarımın Bookmarks menüsünde blogger isimli birer klasör var, içlerine 35-40 blog adresi olan. “Open all in Tabs” dediğimde hemen emrime riayet edip bütün blogları yer imi şeklinde açıyor karşıma, böylece ofiste her sabah, evde de akşamları birer defa bu bloglara bakıp yeni postları okuyorum. Yani biri haftalarca tek bir kelime de yazmasa, o sayfaya uğramak gibi bir vefa hissi var içimde yazarına karşı. (Virgilius kadirşinastır.) Hiçbir yeni şey yoksa eski postlarına bakarım.



Evde veya ofiste olmayıp, bir başkasının bilgisayarını kullanma durumum oluştuğunda, yukarıda sözünü ettiğim içi kalabalık klasör elimin altında olmuyor haliyle. İşte nihayet bu mimi yanıtlayacağım paragrafa geldim: O zaman “bakayım şunlar bir şey yazmış mı?” diye merak edip kimi blogları manuel olarak açıyorum; benim kadar manyak ve harika, özel ve hasta, sıra dışı ve tuhaf olmasalar dahi (Allah korusun öyle olmalarından) kendimde gördüğüm, duyumsadığım pek çok marazın en azından kırıntılarına şahit olduğum blogger’lar olarak ayrıcalık bağışlayarak özenle takip ediyorum aşağıdakileri:



1- Gregor Samsa



2- Borsalino



3- Kelebekler Özgürdür



4- Passive Apathetic



5- Caput Magnus Confusus



6- Fortunata



7- Polente





Bu link sahiplerinden bazıları blog yazmaya başlamadan evvel de benim etli canlı nöronlu arkadaşlarım, ama yukarıdaki Yedi Çakra listesine arkadaş kontejyanından değil, çatlaklık vasıflarından ötürü girdiler. Hem normal insanla ne işim olur, normal insanın benimle ne işi olabilir?







Not: Allahtan ikisi erkek :)

19 yorum:

  1. En sona konulmuş olmaktan ötürü bozulup küssem ya ben sana, üstelik de bu blogun açılmasının öncelikli nedeni olmama karşın. Ben az az yazdığım için di mi canikom bu last people durumu.
    Ben de en çok Gökhan Abiyi okumayı seviyorum ne var canım hıh.

    YanıtlaSil
  2. Niye saygı diye yırtınıyorum sanıyorsun. Bana bir çok bilgi katıyorsun sen. Oradan oraya dolanıp duruyorum. Takıldığım kelimeleri araştırıyorum. Geri dönüp tekrar okuyorum. Burası bir girdap gibi okudukça okuyası geliyor insanın. Ama onun ötesinde ben senin şefkatinden faydalanıp sığınan kısmında hissediyorum kendimi.

    Ama başlığı görünce içimden ahhha şimdi de rakamların gizemine dalıp, cennetin 7 kapısından, katmanlara... girecek herhalde dedim. (:

    YanıtlaSil
  3. polente virgi sabahlara kadar ders çalışıyormuş gibi yaptığı için sana cevap vermek bana düştü.
    liste virginin dediği gibi en çatlaklarla ilgili, bilirsin virgi her yerde senin ne denli normal ve akıllı biri olduğunu belirtmeden geçmez. o yüzden burada yedi numarada olmak bence senin bu aklına vurgu yapmak için kurgulanmış.

    ha kira parasını yiyip, yediğinin farkında olmayıp sonra banka parayı napmış diye feryat eden birinin normalliğide tartışmalı bence :)

    parayı yerken "bu ay ne bereketli geçti bee" demişsinizdir di mi eşinle.
    "helal para canım ondan" :)

    YanıtlaSil
  4. polenteciim,
    bi biskrem versem? :-)

    (doyumsuz kadın tiplemesi... "neden filancayı benden önce okuyorsun?" diye sormak ne ayıp bir şey, bu 7 kişi, iki elim kanda olsa açıp baktığım blogger'lar. Yakıştıramadım cicim.)

    efsa,
    Rahmetim gazabımdan büyüktür benim :) İçi de, dışı da böylesine güzel olan sen, üzerinde kalp işlemesi olan kaleminin ucundan bazen göz yaşı döker, kimi zaman siyah sayfalara kırmızı tükenmezle gülücük resimleri yapabilmeyi başarır ve ayakların üzerinde dimdik durabilirken, bana düşen senin samuray'ın olmaktır :)

    Gregor,
    İnanılmaz bir hafta geçirdim, içinde ilk bir kaç gün kitap ve notları karıştırmak dışında hiç bir şekilde çalışamadığım. Hocalar soruları da verdiler ama hiç bir şeyden haberim yok, zaman yetmez, kafam almaz a.q.
    Polente'ye dokunma lütfen... Çok incindi zaten :P

    YanıtlaSil
  5. Onur duydum Virgilius, yedi çakradan biri olmak kocaman bir gülümseme yarattı suratımda:))
    Ben de senin bloguna bakmadan asla geçmem, bunu gayet iyi biliyorsun zaten.
    Normal olmadığımı söylemen ise başlı başına bir şeref! Demek ki birileri beni hala görüyor!Sevgiler...

    YanıtlaSil
  6. teşekkürler virgilius, sana layık olmaya çalışacağız :P bu arada merak ettim bu sıralamayı çakra düzeni düzleminde de okuyabilir miyiz? (ortaokulda beraber okumak ve aynı adama aşık olmak dışında hiçbir alakamız olmayan bir kız beni üniversitede gördüğünde "a, hiç değişmemişsin" dediğinde "teşekkür ederim" demiştim; o da bunun üzerine "iltifat anlamında söylemedim" demişti. sen de iyi birşey mi dedin kötü mü anlayamadım ama elbette daima ne yazık ki ve thanks god bence bardağın yarısı dolu)

    YanıtlaSil
  7. Kelebekler Özgürdür,
    Sıralama ile çakraların sırası/içeriği alakasız, 7 Samuray, Keeper of the 7 Keys gibi, çakraların sayısı üzerine bir atıftı benim yaptığım o kadar. Kaliyuga'dayız, çakra filan kalmadı, kendini gerçekleştirme vs yok, Manvantara'nın dibine vurduk zaten, unutun ya şunları:)
    (not: öyle olsa, ilk sırada yer alan Gregor masumiyet timsali olurdu. Daha baştan yanlış demektir bu liste!) :-)))


    Fortunata,
    Sende acı çekerken zerafet, neşeden kudururken de sükunet gözlemliyorum. Bu seni özel kılıyor benim açımdan.

    YanıtlaSil
  8. polente şanslısın. son mon varsın listede. virgilius, küstüm sana

    YanıtlaSil
  9. bonus track bölümüne koyduğun rambo 1 filminde rambo' nun albay ile yaptığı konuşma için sadece en iyi film listemde yer alır bu film.

    öyle işte.

    YanıtlaSil
  10. nautilus,
    şu yazıda çakra kelimesi geçmeseydi böyle çemkirmeyecektin bence :)
    Sana çakraların tamamı feda olsun, deney laboratuvarında lale bahçesi oluşturan Viçkavarman'ımsın sen :)
    (hinduizmdeki mimar/müteahhit-tanrı)

    Gregor,
    Onu temiz bir Slayer kaydı olduğundan kenara koymuştum ama maksat gönüller bir olsun .

    YanıtlaSil
  11. neden namaz falan gerekli anladım. arada tanrıyı hatırlamak için gerekli. sonuçta unutulmuşum işte. çemkirmedim. üzüldüm. :P

    YanıtlaSil
  12. Hmm. Bak sen su ise. Talisman'in platonik aska dair yazdigi postunun altindaki o uzun yorumu okurken `aha adama bak, ayni seyleri mi yasamisiz? Ya bu ne ya, hem catlak hem de dengesiz mi ne, sanirim gercekten erkek degil daha rahat yazmak icin erkek rolu yapan bir kadin, aaa hem de uzun uzun yazmis, ne guzel, bana daha cok okuyacak sey cikti' diye dusunmemin, sonra blogunu gunlerce delik desik edip kimi yazilarini okuyup `hadi ya, bunu da mi yazmis yuh` dememin, kimilerine `bunda da mi benzer seyleri hissetmisiz/ayni adamlari okumusuz/ayni ressamlari incelemisiz` diye sasmanin, kimilerinde `dur bakiiim yahu yoksa ben sizofrenim de bu herif benim ikinci kisiligim mi` diye kendimi yoklamamin, bazilarini okurken `yeter yeter yaranin desecek yeri kalmadi daha yazma be adam` diye uzulmenin, kimi yazilarini da okuduktan sonra butun maternal instinctlerimin kasinmasinin ama kimilerini okuyunca da soyle kafana birseyler gecirme istegi duyup `kendine gel sapsi` diye kizmamin ardindan ne kadar zaman gecti acaba? Cok degil sanirim.

    Insanin her yazdigi/soyledigi/ortaya koydugu bir cesit ayna. Ekranda gordugum satirlardan terkip Virgilius'un tuttugun aynada ben hayal meyal de olsa kendimi gordum. Hislerimizin bir nebze de olsa karsilikli oldugunu bilmek fena degilmis. Tesekkurler.

    YanıtlaSil
  13. Vayy Passive Apathetic,
    Demek Virgiius u okumana vesile olmuşum, sevindim. :)
    Beni niye sevmiyosun Virgiliuuus :)
    Bu arada sevgili PA, yazmaya devam etsene yahuu.. Çok seviyorum ben seni okumayıı, burdan çağrda bulunayım..

    YanıtlaSil
  14. Talis, seni sevmeyen ölsün. :)

    Ben bu aralar bir acayibim. Bakkalda adam siparislerimi elime tutusturuyor, ühühühü ne kadar naziksiniz beyfendi, biliyor musunuz benim hiç annem olmadı, benim annem teyzemdi diye zırlamaya başlıyorum, bakkal manyah mısın bacım der gibi bakıyor. Cafede garson kız yürürken tökezliyor ambulans çağırmaya kalkıyorum, ambulans gelene kadar kıza içecek ısmarlıyorum. Sabahleyin uyanırken hapşırsam günü kesin kanser oldum ölücem diye diye geçiriyorum. Badem ağaçlarıyla kavga ederdim her yıl, kardeşim kendinize gelin daha kış bitmedi, ilk gördüğünüz güneşe açmayın şu çiçeklerinizi, salçım sakak dökülüyorsunuz ondan sonra diye, şimdi gördüğüm badem ağacını ya sen daha açmadın mı, hadi aç da gözümüz bahar dalı görsün diye dürtüyorum. Hele şu uçak kazasında pilotlar hayatlarını feda etmişler ya, eski PA olsam hmm,kesin vardır bi bit yeniği çıkar kokusu derdim, şimdi pilotların resmi her çıktığında oturup hüngür şakır ağlıyorum. Artık farkettim de insanlar evde de, işyerinde de beni gördüklerinde üç adım geriye zıplıyorlar. Şimdi ben bu kafayla yazı yazsam işte bu yorumlar gibi bişiy ortaya çıkacak. Onçün köşeme çekilip sessizce bu halin geçmesini beklesem daha iyi. :)

    Ve Talis, seni sevmeyen ölsün. :)

    YanıtlaSil
  15. ee hadi kardesim, yeni yazi nerede?

    YanıtlaSil
  16. Passive Apathetic,
    beynini sopayla vura vura patlatmak istemedim hiç, onun dışında genel hatlarıyla kendimde gördüğüm pek çok şeyin yansısına denk geldim yazdıklarında, tabi samimiyetle eklemem gerekir ki, Schuon'un farkettirici etkisi de büyüktü.

    Talisman,
    Seni nasıl sevmem? Ben polente gibi kıvrak zekalı değilim, 7+1 türünden çözümlemelerle mavi boncuk dağıtayım :) Allahtan kork, üç ay ortadan kayboldun, günde iki posta sayfana bakmaya devam eden bağımlılardandım hep.

    Passive Apathetic 2,
    Geçecek. Bu da geçer ya Hû. Neler geçmiyor ki.

    Augurous,
    bebişim, eve gittiğim mi var allahaşkına:) Suları veya doğalgazı kesmezlerse iyidir!

    YanıtlaSil
  17. Polentenin blogunda ve de burada kendi adımı görünce aklıma geldi. Ben bir ara blog yazıyodum di mi lan! Virgilyus biraz küçült şu fontları kardeşim, kendimi ilkokul çocuğu gibi hissetmeye başladım yau

    YanıtlaSil
  18. Schuon'un The Play diye cevirdikleri bir siiri var, bilirsin muhakkak. Onu dilimden dusurmuyorum bu aralar. Tradisyonalistten hikmet yerine himmet isteyince carpiyorlar iste boyle adami, neyse.

    Ben de senin beynini sopayla vura vura patlatmak istemedim hic. `Kafana birseyler gecirme istegi`nden kastim kirlent, minder, yastik, hadi bilemedin en kotu ihtimalle terlik vs gibi birseydi. Bu ifadeden o sonuca nasil vardigini dusunurken aklima gecenlerde yazdigin insanlar konusa konusa postu geldi. Ne demissin Fortunata'ya: `Hiçbir surette anlaşamıyoruz. Ne konuşarak, ne yazışarak. Herkes bildiğini anlıyor, kendisine anlatılanı, anlatılmaya çalıştığını değil, kendi bildiğini veya anlamak istediğini anlıyor.`

    Eh, aganin lafinin uzerine laf soylemek olmaz diyor, eyvallahimizi cekip selamet diliyoruz efendim.

    YanıtlaSil
  19. Passive Apathetic,
    biraz abarttım hepsi bu...
    fortunata'ya daha evvel dediğim gibi, senin de varlığın bu bloga kalite katıyor.

    gökhan,
    yıllarca fontları büyüt, okuyamıyoruz diye sızlandılar, ben de kıyamadım onlar, deve tabanı gibi harflere dönüştrdüm -şimdi sen sızlanıyorsun.
    Yok abi, demokrasi sakat bir sistem, buradan bile belli.

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!