İnternette gazetelerin, haber sitelerinin okuyucu yorumlarına, haberin kendisinden daha çok zaman ayırdığımı itiraf edeyim. Öyle dumur olunası, okuduğumda bende şaşkınlık yaratan yorumlar görüyorum ki, artık bu insanlar nerede yaşıyor diye merak etmekten veya memlekette o kimselerle aynı sosyal ve hukuki haklara sahip olduğum için hayıflanmayı da bir kenara bırakıp okuduklarımla sadece eğlenmeyi tercih ediyorum. Sosyal anlamda tecavüzün kaçınılmaz olduğunu kabullenip zevk almaya bakmak gibi bir şey benim yaptığım: Oku, eğlen, haline şükret.
Ama her şey bir yere kadar. Bir sınırı var.
Geçen sene, daha evvel seyrettiğim Kedma’dan sonra yönettiği her filmi takip etmeye karar verdiğim İsrailli rejisör Amos Gitai’nin “Free Zone” isimli filmini izlemiştim sinemada; Gitai önceki filmlerinde üzerinde durduğu Ortadoğu sorununu FZ’de de ele alıyordu, gene kendine özgü, tuhaf, akıcılıktan uzak ama doğal ve bir o kadar da tarafsız üslubunu koruyarak. Filmin giriş sahnesi unutulmazdı benim için; (gerçek hayatta da yarım yamalak bir Yahudi olan) Natalie Portman’ı otomobilde oturur ve teypte çalan şarkıyı dinlerken görürüz, kamera bu tatlı yaratığı şarkı boyunca cepheden görüntülemektedir. Dinlediği şarkı, ‘Had Gadia’ aslında filmde verilmek istenen mesajın yoğunlaştırılmış, rafine halde sunulmasıdır seyirciye, Natalie Portman da bu sahnede ağlamaya başlar; ama o ne ağlamaktır öyle, şarkı altı dakika kadar sürer, hatun altı dakika boyunca ağlar sular seller gibi, sümüğünü çekerek, gözlerini kısarak, vücudu sarsılarak. Ben hayatımda böyle güzel bir ağlama görmedim, zaten kızın yüzü bir masumiyet ve zerafet belgesi niteliğinde, ah bir de o ağlaması… Sinema salonunda iken perdeye gidip hatuna sarılmak gelmişti içimden, “üzülme tatlım, senin suçun değil” diyerek.
Şarkı, “Had Gadia”, ayrıca çok enteresan bir tınıya sahip- tek kelime anlamadığım İbranice dilindeydi, hüzünlü havası ve kadife sesli bir kadının (Chava Alberstein) dudaklarından dökülen tekerleme gibi tuhaf sözleri olan.
Filmden sonra eve gelip merak içinde şarkının sözlerinin İngilizce çevirisini aradım google abiden. Okudum, hoşuma gitti iyice. Zaten o tarihte bu konuyla ilgili şu postu da yazmıştım. Derken iş yerimdeki bir arkadaşıma “güzel abim gel internet dünyasına bir hizmetin olsun” diye rica ettim, filmin o sahnesini benim İngilizceden Türkçeye çevirdiğim şarkı sözleriyle youtube’a koyması teklifinde bulundum, şarkıyı dinlediğinde o kadar beğendi ki, o da gönüllü oldu uğraşmaya, sonuçta şuraya yerleştirdi klibi.
Geçenlerde youtube’da gezinirken, bir senedir bakmadığım bu şarkının sayfasını açtım; izleyici yorumlarını okuduğumda koptum gülmekten. Ben filmin giriş sahnesini, güzeller güzeli (hayatım lütfen yanlış anlama) Natalie Portman’ın etkileyici performansını ve o sırada çalan şarkının da hüznünü yansıtmak için böyle laylaylom bir şey yapmış, filmi izleyip de şarkıyı merak edenlere kıyak geçeyim istemiştim. Üstelik acele ile yapıldığından pek özenilmemiş, Slayer çevirilerime (* vs.) kıyasla berbat bir tercümeydi :-) İnsanların yorumları ise, o ohoooooo… Bu konuda kocaman bir ünlem işaretim var ve başka da bir yorumum yok. Düşünce ve ifade hürriyeti anayasanın 26. maddesince teminat altına almış olabilir ama bu özgürlük insanımıza bol geliyor. Bazılarının düşünmesine izin verilmemeli. Yoksa düşünmeyi düşüncesizlikle karıştırabiliyorlar. Hadi düşündüler, bari ifade edemesinler. "Sen çok mu zekisin de böyle şeyler söymele cüretini kendinde buluyorsun?" diye soracak olanlara da, "hayır ama eğlence anlayışım farklı" der, susarım.
**********
Geçen hafta Virgilius’a arada bir göz atan blogger cemaatine yeni bir anket sunuldu, son derece kendini beğenmiş bir şekilde “açıktan söyleyemediğiniz varsa bari buradan kimliğiniz saklı söyleyin, nedir derdiniz bu blog ve yazarı ile?” sorusuna verilen cevaplara göre, anketi cevaplayanların %28’i beni zütmek istiyor. Bununla beraber ‘25’i de kendilerini zütmemi istiyor. Okuyucuların yarısından fazlası için (tümüyle zıt eğilimlerle de olsa) cinsel obje çağrışımı yapıyor olmam enteresan. Ama %53’lük kitle şunu bilsin, bedenime sahip olabilirler ama ruhuma asla!
**********
Bu ayın 23’ünde doktora yeterlilik sınavım var. İnsanlar bu sınava aylar öncesinden köpek gibi çalışmaya başlar, gecelerini gündüzlerine katarken, ben bu sınavın bir üç saat süren yazılı, yazılının hemen ardından bir de juri önünde mülakat olmak üzere iki bölümden oluştuğunu dün sabah öğrendim. On uzun gün var önümde. Dün okula gittiğimde bir asistandan “akademik kariyerde doçentlik sınavı ile beraber en zor iki eşikten biridir doktora yeterlilik sınavı ” sözünü işittim, şirinlik için yanına uğradığım bir hocadan da sadece yüksek lisans ve doktora eğitiminden değil, yeterlilik sınavında tüm öğrenim hayatımdan mesul olduğumu öğrendim. Ulan ben akademik kariyer derdinde değilim ki, karıya kıza hava atmak, arada da birkaç çıtır götürmek için girmiştim o kapıdan. On gün sonraki sınav için elimde ders notu bile yok, juri üyelerinin branşlarına göre google’dan ve sağdan soldan ödünç almayı düşündüğüm birkaç kitaptan kendime notlar çıkarayım diye planlıyorum sınav tarihine kadar. Benim kadar terbiyesiz bir öğrenci yoktur herhalde. Bloga, pornoya, msn’e ve sınava hazırlanmak haricinde de internete ara vereceğim bu süre zarfında; eğer olur da, on günlük çalışmayla bu sınavdan geçersem, ülkemizde bilim ne aşamada, bilimsellik ve yüksek öğrenim nerelerde, tek başıma yeterim dünya sıralamasında Madagaskar’ın arkasında yer almamız için.
**********
Bazı çok değerli ve özel arkadaşların kurguladıkları Kitap Okuma Kulübü, bu organizasyonu okuduğum ilk saniyeden itibaren bana yıllar evvel bilgisayara kaydettiğim aşağıdaki karikatürü anımsatıp duruyor:)
(polenteciim nolur kızma bana)
Kuzular, çobanlar filan vardı o şarkıda değil mi? Etkileyici bir sahneydi gerçekten de, filmi festivalde izledikten sonra eve gelir gelmez şarkıyı bulmuştum. Şu yorumlara da bakayımen kısa zamanda :)
YanıtlaSilYalnız ne kadar basitleştirmiş, adileştirmişim ki olayı: kuzular, çobanlar, filanlar. İş çıkış saatinin gelmesine ver durumumu. Ayıp valla bana.
YanıtlaSilSınavda başarılar dilerim Virgilius, Bölüm nedir bilmiyorum ama bu sınavlar bilgi kadar genel kültür ve şahsiyetle de ilgilidir bilirsin. Yani aylarca hazırlananların durumunu da biliyoruz. Her ne amaçla giriyorsan gir, bol şans dilerim.
YanıtlaSilHayatim keyfine bak niye yanlis anlayayim ki:)
YanıtlaSilönümüzdeki yerel seçimlerde kullanacağım oyun rengini açıklayacağım gibi klasik olarak senin anketlerinde kullandığım oyun renginide (oyların demek daha doğru olur sanırım:) açıklamakla başlıyayım önce:
YanıtlaSil"Çünkü...çünkü seni seviyorum Vİrgilius!"
hemde iki kere
biri evdeki pc den seviyorum
biri işteki pc den :)
bu şıkka toplam 3 oy geldiğini, ikisinin benden olduğunu bir diğerininde sevgilinden geldiğini var sayarsak anket sonuçları bence daha dramatik açıdan ele alınıp incelenmeli :)
diğer konuya geçersek linkini verdiğin şarkı ve söleri için sana ve arkadaşına teşekkür ederim. yotube vasıtasıyla 4 kere dinledim şarkıyı. ancak 29,90 TL sabit fiyatlı 4GB kotalı ADSL faturamızın kota aşımı nedeniyle bu ay 107 TL geldiğini düşününce beşinci kez dinlemekten vazgeçtim.
şarkının mp3 formatını bulabileceğim bir yer için seni daha çok sevebilirm :)
"Çünkü...çünkü seni seviyorum Vİrgilius!"
YanıtlaSilbebisim, 3. oyun benden geldigi dusunulurse, sevgilin oldugum onaylanmis oluyor len:)
augurous, bu skandal açıklamandan sonra asıl önemli olan virgilius' un sevgilisinin ankette hangi şıkka oy verdiği.
YanıtlaSilaman tanrım
yoksa yoksa :P
gercekten aciklamam rezaletin boyutlarini gozler onune serdi, ama biz virgiliusu gercekten sevenler onu asla yanliz birakmayiz di mi gregor:)
YanıtlaSilben virgilius' u sadece arkadaş olarak görüyorum augurous.ama avrupa birliği uyum yasalarını destekliyorum :P
YanıtlaSilhişştt şarkının mp3 ü sende varsa seni de arkadaş olarak sevebilirim:)
La Santa Roja,
YanıtlaSilİş hayatı da bu şarkı gibi yapıyor adamı, bir kısırdöngü içinde dolanıyoruz makineleşmiş bir şekilde. Kendimize, hayatımıza, özümüze yabancılaşıp, biçilen rolü oynarken aslında tümüyle farklı bir insan haline geliyoruz. Ve gene, şarkının sonunda olduğu gibi, sorguluyoruz kendimizi, bir tür muhasebe yaparcasına gözden geçiriyoruz, neydik, ne olduk, neye dönüştük, ve buna değer miydi diye. (daha ziyade attaki posttaki yorumuna cevap verdim, idare et ben kırmızı kuzucuk.)
Fortunata,
Teşekkür ederim tüm samimiyetimle. Hayatım boyunca girdiğim tüm sınavların üstesinden gelmek gibi tuhaf bir nimet bahşledilmiş bana, öyle anılarım var ki, anlatsam inanmaz kimse, olabileceğine ihtimal vermez. Tuhaf bir şekilde yeterlilik sınavında da başarılı olacağıma inancım tam, bakalım, her durumda haber veririm zaten. Sifonunun bozukluğunu yazan adam, bu konuda haydi haydi yazar, sonucu sizinle paylaşır:) Tekrar teşekkür ederim içten dileklerin için.
Gregor,
Umay Umay'ın "bir kere yetmez iki kere sev beni" şarkısı gibi demek. Ama önceki ankette üç oy vermiştin, ne oldu şirketteki bilgisayarlar mı eksildi:)
Şarkının mp3'ünü limewire veya e-mule'dan indirebilirsin, yok olmazsa, icabına bakarız. Ama NP ağlamadan da tadı çıkmaz bu şarkının!
Augurous,
Senden bir oy geleceğini biliyordum o şıkka. Hayatıma başka insanlar girebilir, ben Natalie Portman'a veya bir başkasına (mesela "hayatıma") kalbimi kaptırabilirim ama sen dünya ahiret benim bebişimsin :)
Gregor ve Augurous,
şu kadarını söyleyeyim; "hayatımın" işaretlediği şıkkı öğrendiğimde, 'allahım böyle bir çatlağı bana bağışladığın için sana şükürler olsun' demiştim:) Yani bunca provokasyonunuz boşa gitti, gene de eğlenmişsinizdir:) Biriniz blog aşkım, ötekiniz biyolojik olmayan kardeşim olabilirsiniz ama "hayatım" ile aramızı bozmazsınız.
not: augurous, seni kabullendi gibi. Gregor'a alışması biraz zor olacak ama :-)))
bi tanısa belki benide kabullenir.
YanıtlaSiltanımak istemiyor mu?
hımmmmm peki o zaman.
hişştt "hayatı"
ben bu virgilius' u senelerdir tanıyorum.
neler neler biliyorum hakkında. bi daha düşün istersen :P
hmm değişi hafif küstah bir anlatım tarzınız var ama hoşuma gitti.
YanıtlaSilBeyim,
YanıtlaSilSizi bu sınav kesmez! Bal gibi de biliyonuz geçeceğinizi!
Benim gibi WP'lilere yorum yapma hakkı vermiş olsaydınız (Gregor Bey bile acıdı halimize), sizin hakkınızda başlıbaşına bir yazı döşendiğimi de bilirdiniz. Onunçün bu dediklerimi yabana atmayınız.
Şu MP3'ten ben de istirham ediyorum efenim. Umarım bu kez ambargoyu delerim...
Saygılar bizden.
Aaa! deldim! Deldim ambargoyu! Emme velâkin mavi "Metin"den gidilen patika yanlış malikâneye götürüyor sizi, şimdi farkettim.
YanıtlaSilo sınav için çalışmak yetmez. hocalarla ahbaplığınız, yakınlığınız olmalı. kendinizi sevdirmeli, referans olacak hocalar bulmalısınız. ilmin yolu bunlardan geçiyor...
YanıtlaSiltatlısukırosu,
YanıtlaSilsen daha ne gördün ki...
metin,
hakkında yazı değil, kitap zırvalanacak adamım ama takip ettiğim yolda ne yazdığını bulamadığım gibi, ben bu cevabı yazana kadar çoktan mezkur mp3'e kavuştuğunu tahmin ediyorum.
Saygı benden.
Mihman,
jurideki beş hocadan dördü ile haddinden fazla samimiyim. farklı üniversiteden gelen bir tanesi sakat, ona da acaip yalakalık yaptım huride olduğuna dair yazıyı teslim edip sınav tutanağını imzalatmaya gittiğimde. hepsi sınavda soracakları konulara dair başlıkları verdiler, hatta "sana ne sorayım?" diyen de oldu.
mesele, bu noktaya gelene kadar acayip tembellik yapıp hocalara "şunu sorun" dahi diyememem.
Bakalım, ne olacak...
juri yerine huri yazmışım...
YanıtlaSiltövbe yarabbi :)
İlgilisine not:
YanıtlaSilVictory!