30 Kasım 2008 Pazar

Öylesine...

Statcounter abimiz Virgilius’un ratinginin düştüğünü söylüyor. Artık eskisi kadar çok kişi okumuyor bu sayfaları.

Üzülüyor muyum?

Hem evet, hem hayır.

Üzülüyorum çünkü önceleri bu sayfaya günde birkaç defa bakan kişileri artık cezbedecek bir şey kalmadı sonucuna varıyorum; gene ben-merkezci davranacak olursam; kendimi sürekli tekrarladığımdan, yeni bir şey bulamıyor okuyanlar. Bu açıdan yaklaşırsak, evet, kişisel kısırdöngüm sadece bana değil, başkalarına da gına getiriyor. “Hep aynı, hep aynı a.q.” diyorlar. Ne yapalım, aşık olduk da yazmadık mı? Amcamızdan malikane miras kaldığını öğrendik de paylaşmadık mı? Malzeme bu işte :)

Üzülmüyorum, bu blogtan bir menfaatim yok. Okuyucular para kazandırmıyor, ütü de yapmıyor bana. Virgilius benim nazarımda bir eğlence merkezi, ağlama duvarı ve kişisel arşiv departmanı görevini üstlenmiş durumda. Tam anlamıyla günlük olarak kullanıyorum bu sayfaları.

Ama okuyucuların nicelik olarak azaldığını görmek, hepsinden önce şaşırtıyor beni: Doğru veya yanlış, bir dünya sıra dışı şey zırvalıyorum burada. Hayran kalınası bir üslubum yok şunun gibi, bunun gibi keyifli de değil okumak yazdıklarımı, okunurken onun gibi “vay be!, işte bu! veya öteki gibi "ohaaa! yok artık!" da dedirtemem insanlara, ama geyiklediklerime baktığımda her şeyden, bunların her birinden azar azar olan bir tutti frutti havası seziyorum gevelediğim postlarda. Gene de, bu benim blogum, okumayan kendi kaybeder. Bu vesileyle statcounter istatistiklerinin gözlerinden öperim.

----------------------------------







Tepedeki Göz’ü değiştirdim. “Sana çok yakışmış” diyen kişiler çıktı. Resim, daha evvel birkaç kez sözünü ettiğim, Hobbes’in 1651 senesinde yayınladığı Leviathan isimli eserinin kapağına ait. Kapağı Abraham Bosse yaratmış, içine de Hobbes yazılı eklemelerde bulunmuş. Sayfanın tepesindeki resim, sözü edilen kitabın kapağının bir sadece bölümü, resmin tamamı görmek isteyenler şuraya göz atabilirler. Bedenini insanların oluşturduğu bir kral resmediliyor kompozisyonda; sağ elinde kılıç tutuyor; maddi güç, iktidar anlamında. Sol elindeki asa ise ruhani otoriteye atıfta bulunuyor. Tam anlamıyla Kşatriyalar ile Brahmanların yetkilerini elinde toplamış, Ahd-i Atik’teki Melkitsedek gibi bir rahip-kral. Resmin üstünde Kitab-ı Mukaddes’ten bir alıntı var, "Göğsü taş gibi serttir, değirmenin alt taşı gibi sert.” (Eyüp 41:24) Benim göğsüm taş gibi sert değil, aksine hiç de adaleli bir fiziğim yok, şişko tombik bir adamım sonuçta. Eserde totaliter devleti anlatan ve meşrulaştıran yazar, böyle bir motto uygun görmüş kendisini ifade etmek için.

----------------------------------



Google aramalarına dair yazılanlardan gına geldi biliyorum. Gene de bir cumartesi gecesi saat 23.22’i gösterirken, Milli Eğitim Bakanlığı- Ankara’dan her kim google’ı açıp da “kaldırımda yürüyen 20 yayanın davranışları” yazarak search butonuna bastıysa, geleceğimizin teminatı olan çocukların emin ellerde olduğu hakkında tüm endişelerimi ortadan kaldırıp beni rahatlattığını bilmesini istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız gece gündüz, haftasonu bayram demeden çalışıyor işte, ben şahidim.

----------------------------------





Hepsi bir yana, en iyi arkadaşım, bana en yakın dostum, biyolojik bağımız olmasa da öz kardeşim gibi gördüğüm yegâne insan, günde sekiz defa konuştuğumuz, sabah uyandığımızda birbirimizi “günaydın bebeğim, hadi kalk, işe geç kalacaksın” diye aradığımız, aldığım nefesi bilen, burnundan çıkan sümüğüne kadar tanıdığım ruh ikizim, kötü yola düştü, galiba/korkarım evlenecek bir Havva kızıyla. Yakında “Evlilik Üzerine” başlıklı bir yazı kaleme alıp yarın öbür gün aklı başına geldiğinde ‘ben demiştim! Otur ağla şimdi!’ demeyi düşünüyorum.

“Ben demiştim” demek her zaman çok keyiflidir. Ego şişer. Bir dosta söylemek, sorumluluğunuzu zamanında yerine getirmiş olmanın keyfini de yansıtır. İçinde hüzün de barındırır çünkü bir yandan da adam yerine konmadığınızın göstergesidir.

----------------------------------



Artık yeni insanlarla tanışamıyorum. Yazışamıyorum. Konuşamıyorum. İyice vurdumduymaz, umursamaz biri olup çıktım. Bu durum çoğu zaman başkalarının gözünde beni kaba, nezaketten nasibini almamış biri, öküzün teki yapıyor. Yoksa öküzün teki yapmıyor da, öyle mi görünüyorum diğer insanların nezdinde? Al işte, olduğun gibi görünmekle, göründüğün gibi olmak probleminin bir türevi bu. Öküz isem öküz gibi davranmak, değilsem adam gibi olmak zorundayım. Lakin öküz olmadığı halde öküzmüş gibi davranmanın “Don’t Talk To Strangers” isimli tavsiyeler manzumesine uygun olduğunu biliyorum.

----------------------------------





Yalan. Aslında hiçbir şey bilmiyorum ben.

35 yorum:

  1. Günlük tekil ziyaretçi sayısı bin kişiyi geçince hiçbir istatistik aracı kullanmayacağım demiştim. Öyle de oldu. Kaldırdım hemen bu paçavra yığınını, sildim attım. Artık ipimle kuşağım havalarında daha da rahat yazıyorum. Güncemin kendisi eskiden egolarımı falan gıdıklardı artık ben onu gıdıklıyorum. Demek sen de Dioseversin. "Don't talk the strangers" en sevdiğim şarkılarından. Aklıma düşürdün, hemen dinlemek istedim ama "Stargazer"'ı görünce ona dadandım. Hala da çalıyor. Escher'den sonra değişikliğe gitmen iyi olmuş. Senin günceni herhalde en çok gözleri bozuk olanlar seviyordur. Yazı büyüklükleri falan... Ama şunu da diyebilirim ki buranın tarzı bu olmuş, oturmuş artık. Neyse işte seviyorum ben burayı.

    YanıtlaSil
  2. 1- Kendine haksızlık ediyorsun.
    2- Kimseyle tanışıp konuşamamanın nesi kötü, başkasını değil kendini bulma yoluna girmişsin. Dert etme derim. İnan bana böylesi daha iyi, huzurlu. (Bir bilen konuşuyor :)
    3-Nitelik her zaman nicelikten yeğdir :)

    YanıtlaSil
  3. Buzcevheri,
    Ben günlük tekil ziyaretçi sayım hiç bir vakit bin kişiye erişmedi. Ulan bunun yarısı bile olmadı, yuh be! :)
    Stargazer hakkında yazdığım üç post var. Acaip uçuktur ama emek harcamıştım zamanında:)
    Daha önce fontların çok küçük olduğuna dair öyle çok laf yedim ki, şimdi kocaman kocaman harflerle intikam alıyorum onlardan.

    Aydan Atlayan Kedi,
    1- Haksızlık etmiyorum kendime, gerçekten şişko tombik bir adamım ben.
    2- Asosyalliğin legalizasyonunda erişilen gayr-ı meşru tutarlılık, [seni kesinlikle tenzih ederim] kendi adıma "Öküzlüğün Amentüsü" gibi bir şey.
    3- Niceliği niteliğe tercih edenden allaha sığınırım :-)

    YanıtlaSil
  4. Rating dedin de.. Sahi şöyle bir düşün yüksek ratingi olan programları... Kim böyle bir şey ister ki..

    Ben artık ne şairim, ne fıkra muharriri!
    Sadece beyni zonklayanlardan biri!
    Bakmayın tozduğuma meşhur Babialide!
    Bulmuşum rahatımı ben bir tesellide.
    Fikrin ne fahişesi oldum, ne zamparası!
    Bir vicdanın, bilemem, kaçtır hava parası?
    Evet, kafam çatlıyor, güya ulvi hastalık;
    Bendedir, duymadığı dertlerle kalabalık.
    Büyük meydana düştüm, uçtu fildişi kulem;
    Milyonlarca ayağın altında kaldı kellem.
    Üstün çile, dev gibi geldi çattı birden! Tos!!
    Sen cüce sanatkarlık, sana büsbütün paydos!
    Cemiyet, ah cemiyet, yok edilen ruhiyle;
    Ve cemiyet, cemiyet, yok edilen güruhiyle...

    devamını yazmak edepsizlik olacaktır kalsın.. Çağrıştı birden.. Kim bilir neden

    *** unmarım silinen yorumları okumadan silebilmişimdir.. Acelecililk başıma ne işler açacak yahu...

    YanıtlaSil
  5. noname.morosophe,
    Bu kadar çabuk yazıp sildiğine göre yorumların çok feci şeylerdi galiba:)

    YanıtlaSil
  6. yorumlar değil.. feci olan benim aslında... Espri bir yana basit bir ifade karmaşası yaşadım..
    Bu arada "Yalan..Aslında hiç birşey bilmiyorum ben" ifadesinde de sezdiğim aşağılayıcı tevazuu çok hoşuma gitti...

    YanıtlaSil
  7. Bilmiyorum ne kadar düsmüs takip edenlerinin sayisi ama üsenmedim baktim: Google reader'de bloguna üye olan kisi sayisi 63... Ve saniyorum reader üzerinden okumalar istatistiklere girmiyor.
    Blogger üzerinden de gördügüm kadariyla 6 kisi seni izlemeye almis. Bu demektir ki en az 69 kisi tarafindan her yazdigin okunuyor. E daha ne istiyorsun?
    Taksici amcanin dedigi gibi: 'bizim icimiz rahat olsun yeter' :)

    Okumaya devam...

    YanıtlaSil
  8. Yahu ben de 100 kişiyi bulunca göbek attığım zamanı biliyorum. Çok mutlu olmuştum. Dmoz kaydım onaylandıktan ve Google PR4 olduktan sonra gelen ziyaretçim arttı böyle. Tabi bunda blogger'ı terk edip kendi adresimi almam da etkili oldu. Hoş gelen çok kişi var ama yorum bırakan genelde aynı tayfa. Stargazer yazılarına dalmaya gideyim bari. Ne yazmışsın merak ettim.

    YanıtlaSil
  9. Ama bir arama kutusu koyar insan. =)

    YanıtlaSil
  10. beni de sayın diye ses vereyim dedim.

    kaç oldu?

    bkz: just kidding!

    YanıtlaSil
  11. noname.morosophe,
    narsistin tevâzusu da böyle oluyor işte:)
    Nicelik/nitelik hakkında Rene Guenon'u yutmuş yemiş biriyim. 'Şaşırdığım' bir husus olarak değindim o konuya.

    Demet,
    Postta beş ayrı paragraf ve farklı konu var, biri de beni şaşırtan ama aslında şaşırtmaması gerektiğini de satır arasında ifade ettiğim rating meselesiydi ya. İşin komiği en son paragrafın daha çok yorum alacağını sanıyordum ben:) 69 sayısına gelince, çok sakat be! :)

    Buzcevheri,
    Bu güne dek yüzlerce post zırvaladığıma bakma, ben gayet amatör bir blogger'ım :)
    Stargazer hakkındaki üç postun linkleri emrine amadedir:

    http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2006/10/stargazer-meli-ve-tefsri-zerine-kiisel.html
    http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2006/10/stargazer-meli-ve-tefsri-zerine-kiisel_25.html
    http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2006/10/stargazer-meali-ve-tefsiri-zerine.html

    not: Stargazer, En İyi Kırk Metal Şarkı listemde de 6. sırada.
    http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2007/04/sfenksin-burnunu-kranlar-allahnzdan.html

    Azot Narkozu,
    Sen ne diyorsun, bu gene benim sevimli halim!

    Fortunata,
    Sana da Allah rahatlık versin :)

    muet,
    sen de mi narsistsin? o zaman iki ettik :-)

    YanıtlaSil
  12. "Tam anlamıyla günlük olarak kullanıyorum bu sayfaları."

    Hadi ordaaan! Yeme bizi yavrum! Öperim tombalak yanaklarından!

    YanıtlaSil
  13. Nicelik/nitelik hakkında Rene Guenon'u yutmuş yemiş biriyim. 'Şaşırdığım' bir husus olarak değindim o konuya.
    oyy oyy oyyy.. Ne çok birşey biliyorsun sen.. Bu kadar çok şey bilirken hala şaşırmayı nasıl başarabiliyorsun diyeceğim ama,sen onu bile başarabilecek kadar mükemmelsin.. Ne diyordu günümüz gençliği:sen olmuşmusun ne... :)

    YanıtlaSil
  14. ya sen level atladın walla billa!!!
    :)
    bu yazıdan çıkardığım sonuç budur.

    YanıtlaSil
  15. Canikom, dostum, nevrotiğim, idolüm, aşkımın resmi nikahlı zevcesi, azizem ve kokoşum Borsalino,
    Beni çok iyi tanıyorsun ama hiç bilmiyorsun ya:-)

    noname.morosphe,
    O zaman bu olgun armutun koparılma zamanı geldi mi ne?

    aeiou,
    Kaygısızlık ve umursamazlıkta kendi çapımda çağ atlıyorum ama sol elim hala neden titreme krizlerine giriyor, doğrusu ona anlam veremiyorum.

    YanıtlaSil
  16. armut yeterince olgunlaşırsa daldan düşüyor zaten..Hoş o zamanda kimse eğilip almıyor.. Bu ne yaman çelişki değil mi..Olsan bir dert olmasan bir dert...

    YanıtlaSil
  17. Fish,
    Duymayı en çok istediğim, aynı zamanda doğru olmasını dilediğim buydu.
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  18. kendini aş, bir yabancıyla tanış, aşık ol, buraya yaz. counter kaç yapar bilmiyorum ama ben sen aşık olunca nasıl oluyorsun onu merak ediyorum. sırf meraktan :P

    YanıtlaSil
  19. Nautilus,
    merakını gidermek için aşık da olur yazarım buraya :P

    YanıtlaSil
  20. virgilius aşık olunca genelde yazmaya ara veriyor nautilius ya da aşk yaralarını sarma sırasında.

    tam emin değilim olta atıyormuş gibi olmayayım

    veya

    atayım belki bi balık gelir :P

    YanıtlaSil
  21. yorum katayım dedim, yazını okurken.ben bir artı -bir eksi farkeder miyim bilmiyorum.:)

    sevgiler

    YanıtlaSil
  22. Gregor,
    son zamanlarda aldığım nutella destekli kilolar hakkındaki ironik ve metaforik yorumun için teşekkür ederim. Evet, eskiden balık etindeydim bir adamdım ben, ama şimdi tam anlamıyla obez oldum. Söz, kilo verip atlayacağım oltana, nautilus için aşık da olucam yakında. Buzcevheri için bloga bir arama kutusu koymayı, Demet'e itibar edip taksici amcanın sözünü dinlemeye de karar verdim. ayrıca Borsalino'nun hatırı için sizi yemiycem.
    not: aşk yok gregor, tutku var. sevgi yok, merhamet var. İçtenlik yok, doğallık var. Delgado yok, beşiktaş yok.

    Brajeshwari,
    Sen çok yenisin bu blogta, yorumunu nasıl değerlendireceğimi henüz bilmiyorum. Hmmmm... Nicelik açısından bir artı- bir eksi olarak mı, yoksa nitelik bağlamında yükte hafif, pahada ağır olanlardan mısın... Bakalım :-)

    YanıtlaSil
  23. sana asla "ben demistim" dedirtmiyecegim:))

    ruh ikizim benim:)

    YanıtlaSil
  24. Augurous,
    ne işin var senin burada?
    müstakbel eşini de al, git!
    [kıza da bu blogtan bahsetme sakın.Zaten beni sevmiyor.:) ]


    muet,
    son durum, 87 kg oldum. Geçen sene bu vakitler 82'ydim. Hep nutella yüzünden. :-(
    (narsizmi soruyorsan, hala iki kişiyiz)

    YanıtlaSil
  25. bir taşla iki cevap.

    join: Nutella Mağdurları Derneği

    YanıtlaSil
  26. kardesim yazilarina yorum yazmiyor olmam burada olmadigim anlamina gelmez ki, ben hep buradaydim..i am inside open your eyes:)


    sad but true..

    bu arada cok gec, havva kizi tanimlamani cok sevmis.

    YanıtlaSil
  27. Augurous,
    Söyle ona sevmesin beni!
    Kimse sevmesin!

    Bir sen sev:-)

    (bunu da okur inşallah - ulan iyice cıvıttım be...)

    YanıtlaSil
  28. Bunca yorumun altına yazmaya üşendim.. Siz üşenmeyin..:)

    YanıtlaSil
  29. Remla,
    hayret, bu defa yorumunda beni falakaya yatırmamışsın:-)

    YanıtlaSil
  30. beybi ben bakıyorum ki hep sana.. kapı duvar edip siktiri çektiğinde bile geldim baktım yemin ederim bak. hergün ağladım o kapıda.. aç virgilius dedim al beni içine :ppp gerçi sen beni artık sevmiyosun ama olsuz varsın karşılıksız olsun :pPp


    o neden biliyo musun bak şimdi sen ara verdin ya, eee herifçioğlu her allaan günü gelip gidip sana mı bakcak döndü mü diye... rsssi olmayan adamlar daha döndüğünden haberleri yoktur o yüzdendir.. 1 aya kadar hoooppp eskiye döner sen üzülme..

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!