Annesi "Vallahi olmaz, o eve önce Kuran girecek, sonra ne yaparsan yap" dediği için yeni taşındığı evine annesini üzmemek için vodka ve viskileri götüremeyip iş yerindeki dolabında tutan dostuna "ben alırım sana güzel bir Kuran, ev hediyem o olsun, sonra da sana gelirim içeriz o vodkaları" diyen ve bugün süslü püslü mealli bir Kuran alıp bir güzel hediye paketi yaptırdıktan sonra elinde Kuran neşe içinde evine gelirken Slayer'dan
God hates us All, God hates us All,
You know it's true God hates this place,
You know it's true he hates this race
sözlerini mırıldanıp bir süre sonra ansızın durumun absurdlüğü karşısında dumur olan kaç tane insan evladı vardır acaba...
Tanrım valla seviyorum ben seni...

Dünyayı yaşanılır kılan da birden bire kendimizi içinde bulverdiğimiz bu absürdlükler değil mi? Çok hoştu yazı :)
YanıtlaSilArada kalmış bir kuşağız biz aydan atlayan kedi. Bizden öncekilerden çok farklı, bizden sonrakiler gibi de olamayacak bu kuşak... Çoğumuz ilkokul çağımızın bir yaz tatilinde kuran kursuna gitmişizdir, sonra büyüyünce zeki oldukları kadar karanlık amcaları okuyup tanrıtanımazlığı tartmışızdır kafamızda. Barış Manço, Wham ve Judas Priest dinleyerek büyüyen, yazıda bahsi geçen arkadaşımın tabiriyle Adile Naşit'in "hadi kuzucuklarım yatağa" sözünü dinleyip uslu uslu uyumaya gitmiş tipleriz, yaşımız ilerleyince threesome mı olsun, yoksa foursome mı diye pazarlık yapan tipler... Perşembe gecesi ertesi günün mübarek cuma olduğunu düşünüp alkolden uzak duran, cuma gecesi ise sıçana kadar için...
YanıtlaSilBirer su bardağı dolusu çelişki ve absurluk, ego tenceresine konulup kısık ateşe bırakılır, üzerine bir çorba kaşığı ironi serpilir, carpe diem ve existansialism ile servis edilir.
Fonda bitter sweet symphony, çalar...
p.s. yemekten sonra eller yıkanmaz, gömleğe silinir.
Anladigim kadariyla, sanirim o da seni seviyor. Eh, there is no understanding to whom God takes a liking demis Disraeli.
YanıtlaSilHmm, dusununce acilarinin temelinde bu sevgi olabilir, kurbu's-sultan ates-i suzan ne de olsa..
ben de iyice miss(-)quotation oldum.
Görev tanımı gereği dilediği şekilde tasarruf etme özgürlüğüne sahip bir varlıktan bahsediyoruz burada Lilith.
YanıtlaSilBize (bana) gelince, yaklaşımın problemi bir açıdan açıklar gözükse de, aslında daha çetrefilli hala getiriyor kanımca: Sürekli olarak insanın kendisini tanrı tarafından kusurları görmezden gelinen, kabahatleri idare edilen, inadına türlü nimetler bahsedilen insan modelinde görerek, buna teşekkür için en ufak zihinsel veya pratik eylemlerden dahi uzak durarak aynı cürümleri misliyle işlemeye devam edince, ve gene -herşeye rağmen kısırdöngü halinde tanrıdan sonsuz merhamet gördüğünü farkedince, ezildiğini, utandığını, mahcup olduğunu hissediyor. Daha da ilerleyelim, kendini tekrarlayan bu durum, artık öfkeye ve haddini aşan bir hiddete dönüşüyor. (Eğer bir öküz değilsek) İnsan olmamız gereği bize yapılan bir iyiliğe teşekkür ederiz, yardım gördüğümüzde buna elimizle veya dilimizle karşılık veririz. Sürekli "alıcı" durumda olmak bizde ciddi anlamda rahatsızlık yaratır. Bazen vermek isteriz. Her görüşmende yemeği, içkileri ısmarlayan arkadaşına zamanla uyuz olursun, sen de arada sırada ısmarlamak istersin. Aksi takdirde aşağılandığını, küçük, zayıf göründüğünü düşünür ve rahatsız olursun. Yazdıklarım bu noktada "kendisini tanrıyla bir mi tutuyor şimdi bu herif, ne vereceksin ki tanrıya, ulan en başta bir tanımdan bahsettin, sen de kendi tanımın gereği hem zayıf hem de aşağısın tanrıya karşı" diye itiraz etme lütfen; ama bir şeyler yapmalı insan bunca iyiliğe ve kendisine karşı duyulduğunu gördüğü sevgiye karşı.
Hiç bir şey yapmayınca da nefret ediyor.
Tanrıdan değil. Tanrıyı seviyorum. (Valla seviyorum.)
Bu nefret, insanın kendisine karşı duyduğu bir şey. Fakat öyle büyüyor ki, bazen etrafa sıçrıyor işte.
Quotation canavarı olan sana eski bir yazımdan yaptığım bir quotation alıntısı ile cevap vereyim bu çelişkisi bol yorumun sonunda. Pascal amca diyor ki:
“Gerçek ve biricik erdem kendimizden nefret etmek [çünkü bizdeki şehvet bizi nefret edilmeye layık hale getirir] ve sevilmeye gerçekten layık bir varlığı aramaktır. Lakin dışımızda olan şeyi sevemediğimiz üzere, içimizde olan bir varlığı sevmeliyiz; ne ki, nefsimizi değil. Ve bu herkes için eşi derecede geçerli olan bir durumdur. Yegâne evrensel varlık, Allah’ın melekûtu [God’s Spiritual Kingdom] içimizdedir, külli hayır ve iyilik içimizdedir... Biz hem her ikisiyiz, hem ikisi de değiliz.”
hacca gidiver...
YanıtlaSildönüşte de azcık yolunu saptırıp afrika ülkelerinden birine uğra bir iki aç doyur..( niye türkiye değil dersen burada gerçekten kimler aç kimler tok pek belli olmuyor)
sonra da gel namaza başla...
fiziksel eylemsel zihinsel şükürler silsilesini tamamlamış huzura ermiş olursun...seni şükretmen için alıkoyan ne...çelişkili bir zamanda büyümüş olmak mı...çelişkileri görebiliyorsak çözümleri de görmek zor olmamalı...
hem allahın bize sinirlenmediğini nereden biliyoruz...yakında susuz bereketsiz bol hastalıklı anlayışsız katil sapık ensestçi dolu bir yer olacak dünya...başladı bile..
yeterince bir sinir harbinin sonucu bence bunlar..sadece sabır göstermekte, sıfatlarından birinin büyüklüğünü sergilemekte..
ama bizler o kadar aciziz ve kendimizle alakalıyız ki onun bizi sonsuz kere nimetlendireceğini sanıyoruz...
Sevgili fish, lilith'in bakış açısından yola çıkarak o'nun meseleye yaklaşımıyla nerelere varacağımızı yazdım sadece.
YanıtlaSilKlasik T.C. müslümanı tarzındaki "günah işle, kötü ol, sonra hacca git, arın, gelince de adam gibi davran" yaklaşımın din odaklı, halbuki tanrının din ile hiç bir alakası yoktur. Hakikat ve Hikmet, din veya bir takım dinî kural veya eylemlerle ulaşılabilecek bir şey değil. Namazında niyazında olup en adi ve aşağılık işlere bulaşan ne kadar çok insan var, biliyorsun. Tanrı ve kul arasına kimse giremez denir ya, din de girmemeli. O sadece bir yol o kadar.
Dindar biri değilim, hiç olmadım.
Ensest, sapıklık, katil dolu bir dünya? tarih boyunca böyleydi yaşadığımız gezegen. Bunlar yeni başlamadı ki... Tek farkla: Eskiden fenalıklar gizlenirdi, şimdi açıktan yapılıyor.*
Ayrıca, kusura bakma ama, herkes kendi savaşını verir. "Namaza başla" gibi sözler duymak bana çoook komik geliyor.
* Şurada değinmiştim modern zamanın lanetine...
*
YanıtlaSilhttp://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2006/09/goya-masum-o-zaten-kafay-yemiti.html
pardon linki yazmayı unutmuşum...
Bu blogu okuyan `zahid` birileri var mi? Atip tutucam, kimsenin `hassasiyetlerini` incitmek yahut da derim yuzulup yakilarak oldurulmek istemem.
YanıtlaSilBiz genelde tanriyi disiplinci bir okul muduru gibi dusunuyoruz. Yaramazlik yapicaz o da ulan velet hadi disipline diye kulagimizdan cekecek. Ateistligine tuvalette dua okuyup da carpilmamasini gosteren `aydinlarimiz`, tam da ayni sebepten `dindar` olan `bagnazlarimiz` var. Demek ki altbeynimizde hala cozt diye yakan Zeustan ve o Zeusu yaratan cocuksu sizofren algidan kurtulamamisiz.
Seni sevdigini dusunmemin sebebi yaptigin her halta ragmen hala basina bir is gelmemis olmasi gibi birsey degil, bu, pekala, senin iplerini salmis, senden vazgecmis olmasi manasina da gelebilir. Bu mantikla dusunursek peygamberleri zerre kadar sevmiyor demektir, sadece komsunuzu sevin dedi diye birini carmiha germemize sesini cikartmadi mesela. Suradaki uc bes yaziyla anlanmaz kimse ama cektigin acinin mahiyeti ve sanki vicdanin varmis gibi davranman demek ki hala senden vazgecilmemis -demek ki hala sen kendinden vazgecmemissin ki ikisi de ayni sey aslinda- diye dusunmeme sebep oldu.
Tanriyla bir olmak onunla ayni ontolojik duzlemde olmaksa zaten boyle bir seyin imkani -tanri varsa da yoksa da- yok. Ote yandan ona oykunmek, onun gibi olmak istemekse -aslan kibrinden bahsetmiyorum, isin davranissal boyutundan bahsediyorum- sanirim onun da yapmamizi istedigi birsey. dinlerin ahlaki temrinlerinden telkinlerine, kiyaslamalara kadar bunu gorebiliriz. ibadetler bile aslinda bir yerde tanrinin da her gun her ay her yil her asir her devir her bin milyon yil ya da kisaca her an tekrar tekrar yaptigi islemlerin insan seviyesine indirilmis taklidi. kucuk tanriciklariz hepimiz, yahut islami terminolojiye gore halifeyiz, pek sapsaliz ayni zamanda, daglarin almadigini almisiz ustumuze, kendimize azicik (!) kizgin olmamiz normal.
Hep almak meselesine gelince, iste azap da tam orada, kurtulus dahi oradaymis diyorlar erenler, bilemiyorum.
Sidreyi gec, Guenon'u ash, Schuon oku.
zaten hacca git zekat ver namaz kıl derken virgülcüm bunları yap mnasında bişi kastedmemiştim tabii...bunlar işin tamamen geyiksel boyutuydu...banane yahuu yerine getirdiğin ya da getirmediğin dinsel kurallardan ...:)) yani deistliğe yakın bir insan olarak ben bunlarla ilgilenecek son kişiyim zaten...
YanıtlaSilbenim bu şekilsel yapabilceğin şükür durumlarıyla vamak istediğim nokta, şükretmemekten yakınırken, bunlara nasıl bir sebep engel oluyor ya da şükretmek için ne yapmak istiyorsun da yapamıyorsun durumu idi..
zaten madden ya da manen ne yaparsak yapalım allah tarafından verilen hiçbir nimetin karşılığını ödeyemeyiz..ve her zaman kendimizi suçlu aciz ve ezik hissetmemiz kul olarak normaldir..aynı zaman da bu acizliğe rağmen gene de sanki devamlı o nimetleri vermek zorundaymış gibi bir eda ve şükürsüzlük takınmamız da zaten insan oğlundaki ayrı bir çelişkidir..
evet insanoğlu varolduğundan beri kötülükler ahlaksızlıklar sapıklıklar var...ama zamanla daha da yozlaşmak ( yani senin deyiminle saklanmıyor oluşu )bunları kabul eder duruma gelmek toplum ve ahlaki değerler olarak çözüm bulamayacak kadar acizleşmek ,bunların yanına her türlü bereketsizliğin baş göstermeye başlaması işte burada yaradanın sabrını taşırmak üzere oldıuğumuzu göstermekte ..lilith inde dediği gibi bir yandan hala nefes almamıza izin vermekte ve hala nimetlerini bahşetmekte iken, bir yandan da bu çökmüşlük, unutulmak ve kendi halmize bırakılıp kendi başımızı yemek üzere olduğumuzun göstergesidir...
demek istediğim buydu..
ama gene de sen bi hacca git :P huzur doluyomuş insan gidenin yalancısıyım :PP
Yayınlanan cıvık post'tan nasıl Guénon ve Schuon'a uzanabildik, ona şaşırdım ben.
YanıtlaSilGuénon'un türkçeye çevrilmiş her satırını okudum, ama aşmayı bırak, o dağın eteklerine henüz ulaşamadım bile.
Schuon sınırın ötesinde zaten...
Ulan ne donanımlı takipçilerim varmış be...
Daha dikkatli yazmalıyım.
Blogunuzu başka bir blogdan (kafamcokarisik.blogpot)tan buldum..Yazılarınız çok değişik geldi..takip ettiğim bloglar arasına aldım..Birkaç gün önce bende blog yazmaya başladım ve sizinle "blog kardeşliği"(siz Göz Atılası gibi bir değişik tabi kullanmışınız:D) başlatmak istiyorum..Blog kardeşlerinizin altında yer bulursam ne mutlu bana..Yorumunuzu bloguma gönderirseniz sevinirim(herhangi bir iletişim adresi yoktu yorum yazmak zorunda kaldım kusura bakmayın :D )
YanıtlaSilbu arada blogumun adresi:
http://eekmekarasi.blogspot.com