Renksiz Kelebek muhtemelen bir altta duran postu okuduktan sonra şu yazıyı yazmış. İnsanın aklına gayr-i ihtiyari Hamlet'in makyaj hakkında Ophelia'ya söylediği tokat gibi laflar geliyor, anımsayınca gülümsedim kendi kendime... Fakat bu çağrışıma sebep olan sözler, konuşmanın evveliyatıyla bağlantılı olduğu için, biraz geriden başladım yazmaya. Aşağıya koyduğum işkencevâri diyaloğun kimseyle ilgisi yok, ama [deli taklidi yapan] Hamlet'in hayata ve cins-i latife karşı spontane gelişen bir tür Letâfet Süresi meali gibi... (Shakespeare'in amma ekmeğini yedim ya, yaz yaz bitmiyor.)
Ophelia: Efendim, hatıra verdiğiniz bazı şeyler kaldı bende, onları size ne zamandır iade etmek istiyordum, lütfedip kabul ederseniz şimdi...
Hamlet: Yok efendim yok, ben bir şey vermedim sana.
Ophelia: Sayın Lodrum, pekala biliyorsunuz ki verdiniz, hem de onları daha da değerli kılan soluğu mis gibi tatlı sözlerle. Tadları kaçtığına göre artık, münasip olur geri almanız. En değerli hediye bile, vereni vergisiz çıkınca, gözden düşer acele.
Hamlet: Haha, hah hahah, çok mu namuslusun sen?
Ophelia: Efendim?
Hamlet: Çok mu güzelsin?
Ophelia: Ne demek istediniz?
Hamlet: Demem o ki, hem çok namuslu, hem çok güzelsen, namusunla güzelliğin elele gezmemeli fazla.
Ophelia: Güzelliğe namustan daha iyi yoldaş mı olur, Efendimiz?
Hamlet: Olur, olur. Çünkü namus, güzelliği kendine benzeteceğim derken, güzellik kaş göz arasında namusu bir muhabbet tellalına çevirir. Bu, eskiden bir tersyüz, paradoks sayılırdı, doğruluğu çıktı şimdi ortaya... Ben bir ara sevdimdi seni.
Ophelia: Ben de öyle sanmış, inanmıştım size Efendimiz.
Hamlet: İnanmayacaktın bana, çünkü eski mayamıza istediğin kadar erdem çal, kolay değişmiyor cibilliyetimiz... Sevdiğim yoktu seni.
Ophelia: Büsbütün aldanmışım demek.
Hamlet: Git, bir manastıra kapan! Bir alay günahkar doğuracaksın da ne olacak? Az buçuk namuslu sayılırım ben, yine de öyle pisliklerim var ki, anam halt etmiş beni doğurmakla. Mağrurum çok, kindarım, muhterisim. Öyle kötü şeyler geçer ki aklımdan, ne aklım eser anlamaya, ne dilim varır anlatmaya, ne gücüm yeter kotarmaya. Benim gibi herifler ne diye sürüklenirler ki yerle göğün arasında? Aşağılık mahluklarız hepimiz, inanayım deme bize! Git, bir manastıra kapan!... Baban nerede?
Ophelia: Evde efendim.
Hamlet: İyice kapat kapıları üzerine, iyice kapat ki, sadece evinde edebilsin maskaralığını. Elveda!
Ophelia: Tanrım, sen yardım et ona!
Hamlet: Evlenirsen bir gün, şu şom ağızlı sözüm küpe olsun çeyizine: İstersen buz gibi soğuk, istersen kar gibi beyaz ol, mümkünü yok, bir kara çalacaklardır alnına. Git bir manastıra kapan! Elveda! İlle de evleneceksen ama, bir salak bul kendine, akıllı olursa çünkü, onu nasıl şamar oğluna çevirdiğini farkedecektir muhakkak. Doğru manastıra, hem de tez elden!
Ophelia: Sen akıl fikir ver ona, ya rabbim!
Hamlet: Sürüp sürüştürmeye de başlamışsın, duydum, hem de iyi yerden! Tanrı size bir yüz vermiş, siz bir başkasını, astarını istiyorsunuz! Kıvırtıyor, kırıtıyor, kıkırdıyor, ona buna olmadık aslar takıyorsunuz, şımarık haspalar sizi! Hadi oradan! Ben yokum bu işte! Deli miyim ben! Evlenme-mevlenme yok diyorum bundan sonra! Evlenmiş olanlar, biri hariç, varsın öyle yaşasınlar, ama bekarlar bekarlıklarını bilsinler! Git, bir manastıra kapan! Hadi! Hadi!!! *
Şimdi dileyen bu diyaloğu filme çekilen en güzel Hamlet uyarlaması olan Kenneth Branagh yapımından izleyebilir:
Kenneth Branagh and Kate Winslet - God Gives You One Face
Oyundaki en içli ve acıklı bir duygusal kargaşanın yaşandığı bölümlerden biri bu.
Aslında Hamlet, Ophelia'ya deli gibi sevmektedir...
Ophelia, masum bir melektir, pir-ü pak.
Ophelia'nin makyajına laf sokan Hamlet'in maskesi nasıl ama? Bence mükemmel...
amacına ulaştı mı? Evet. İntikamını alır oyunun sonunda, babasının katili olan kralı-amcasını öldürür.
Ya kaybettiği?
Hayatından da fazlası...
* çeviri Can Yücel manyağına aittir.
Bu bölüm aynı zamanda yorumlanması en zor kısmı oyunun.. Manastır sözcüğü anahtarı.. Manastır manastır mı? Manastır sözcüğü(nunnery diye geçiyordu oyunda sanırım)aynı zamanda brothel (kerhane)anlamında da kullanılıyormuş yazıldığı dönemde oyunun..
YanıtlaSilSen biliyorsun muhtemelen bunu...
YanıtlaSilBen bilmem karoshi, sen bilirsin. Ne filologum kelimelerin ardını görebilecek, ne edebiyatçı cümleleri tartıp ölçebilecek, ne de psikologum karakterleri çözümleyebilecek; kendim çalıp kendim oynuyorum burada.
YanıtlaSilBununla beraber "günahkarlar doğuran biri olma" dedikten hemen sonra "kerhaneye git" demesi, zaten başlı başına çelişkilerle örülü bu sahnede bir de tutarsızlık olurmuş gibi geliyor bana.
Günaydın Virgilius..
YanıtlaSil"Çünkü namus, güzelliği kendine benzeteceğim derken, güzellik kaş göz arasında namusu bir muhabbet tellalına çevirir." diyor ya.. Ve soruyor Ophelia'ya sen güzel misin namuslu musun diye ... Yani eğer güzelsen zaten namuslu kalmayacaksın düşüncesinden yola çıkıp o zaman en iyisi sen şimdiden git bir kerhaneye (manastıra) diyor-muş Hamlet.. Böyle bir yorum işte benim hatırladığım derslerden.. Ben de bilmem hem,nerden bileyim.. Ama Hamlet gibi içinde insanlara olan güveni sıfıra inmiş ve beyni cinnet halinde bir adamın böyle demiş olması mümkün.. "Zaten sen de herkes gibi olacaksın bir gün.. Şimdiden ol!" un başka bir söylenişi belki de..
Sahiden acıklı.
YanıtlaSilHamlet aslında teselli bekliyor Ophelia dan sanki.. Biraz şımarık çocuk gibi, kendi içindeki kötülüğü farkedince dehşete düşmüş, Ophelia ya tutunmak istiyor ama bunu belli etmek de istemiyor, belki kendi de farkında değil.. Kendi içindeki kötülüğü farkedince Ophelia da da muhakkak kötülük vardır diye düşünmüş bu belki kendinin kötü olmasından daha çok yıkmış onu.. Hey gidi..
Bence manastırdır bu arada. Çünkü günahkarlar doğurup da ne yapacaksın diyor, kerhanede daha çok günahkar doğurma ihtimali var.
Cidden Şaksiper'in ne ekmeğini yedin be sen de kardeşim ya!
YanıtlaSilÜstadım, hamur işine medyun biri olarak, Shakespeare fırınının daimi müşterisiyim, çok yedim, utanmadan gene yerim!
YanıtlaSilyedim pişman diilim gene olsun gene yerim hakim bey!
YanıtlaSiltüm bu maske altında aşağılamanın, kendinden uzaklaştırmanın sonunda delirerek ölen de ophelia olmuyor muydu? asıl acıklı olan maske takmak zorunda olan hamlet değil, içi dışı bir olan ophelia'nın halidir kanımca.
YanıtlaSilkelime oyunu veya laf ebeliği olarak düşünmezsen, "acıklı" olan halin Hamlet'inki olduğunu düşünüyorum, Ophelia'nın durumu ise "üzücü." Hamlet kendisine karşı verdiği savaşta çılgınca aşık olduğu Ophelia'ya orospu muamelesi yapmak zorunda kalıyor. (savaş şartları.) Ophelia hiç bir şeyden habersiz, olan bitenin mağduru...
YanıtlaSilAslında her ikisi de öyle zavallı ki.