24 Mart 2008 Pazartesi

Gençlik, Bob Dylan ve Zurück üzerine...

Biri, dün yolladığı mailde zurück kelimesini kullanmıştı.

Bir an takıldım, "geçmiş demek miydi, yoksa geldi mi... bitti mi...ufff" diye tıkanıp kaldım. Almancadan bana hayatım boyunca hayır gelmedi zaten, polente de evlendi, artık eskisi gibi gecenin bir vakti almanca kelimeleri ona cart diye soramam arayarak veya sms atıp...

Elimi yıllardır bakmadığım eski bir sözlüğe uzattım, kelimeye bakmak için... Bilmeden cevap yazsam maile, rezil olma ihtimali de var, her boku bilen adam havasına halel getirmek olmaz - neyse, tam işimi bitirip kitaplığa geri koyacak iken sözlüğün en arka sayfasında el yazımla karalanmış bir kaç satır çıktı karşıma, salak oldum bir an: Eskiden, öğrencilik yıllarımda, ders kitaplarımın arkalarına bir tarih düşer, altına da notlar yazardım hal beyanımı içeren. O notlardan ikisiydi karşımdaki, senelerdir görmediğim...


27 Ağustos 1989
Sıkıcı bir yaz günü. Hayattan tiksinme ifadesinin yüzümde sık sık görülebileceği iğrenç bir gün.Pis kalem bitti işte! (Son satır silik)


7 Ocak 1990
Yarın Almanca ve İngilizce, sonraki gün matematik, çarşamba kimya, perşembe tarih ve biyoloji, cuma günü edebiyat yazılıları var. Kar var, tatil yok. Çalışma var, iyi not yok. Akıl var, ispatlayacak delil yok. Dün Beşiktaş Fener'e beş koymasaydı, bugün intihar bile edebilirdim ya, şimdilik erteledim. Her neyse, ben gömüleyim derse!

Ulan yaşım 16-17 imiş daha!

Aklıma Bob Dylan'ın sözü geldi bunları okuyunca, "yaşamla ilgilenmeyen, aslında ölmekle meşguldür."

12 yorum:

  1. şu aşkla ölümün ne ekmeği yendi bee.

    porno izleyip, bira içip, kestaneli pasta yiyor ve fifa bilmem kaç oynuyorsun virgilius. sen bob dylan ın bahsettiği adam değilsin.

    derdin ekmek yemekse gel bölüşek.

    YanıtlaSil
  2. bak sen.
    niye bana sormadın?

    YanıtlaSil
  3. Eskiden fıkra denirmiş ya bu kısa yazılara, şimdi ne deniyor bilmiyorum. Ama bir Çetin Altan'ı bilirim bu alanda, bir de vircilyus'u.
    Öte yandan en az yazı kadar güzel bir yorum da Samsa'dan gelmiş.

    Nedense iyi hissettim lan kendimi!
    Neden ki?

    YanıtlaSil
  4. Gregor; "ekmeği" bölüşme teşebbüsünle 'grup' meselesi üzerine katılım/paylaşım konulu yazdıklarının bir korelasyonu olabilir mi? :-)

    z/oz; serde "ben her şeyi bilirim" takıntısı ve kibiri var. Kolay mı sormak, kendim ararım-bulurum.

    Gökhan; ne güzel kendini iyi hissettirmek sana :)

    YanıtlaSil
  5. Ouz'cuum ne zaman istersen arayıp sorabilersin, evlendiysek telefonumuzu kapatıp tavuk gibi yatmıyoruz heralde

    YanıtlaSil
  6. Ya küçükken hep öyleydik. Cenaze töreni hayal edip bizi üzenlerin nasıl perişan olacağını düşünmek filan ne güzeldi.
    16-17 de tam "oh öyle özel bi insanım kii, bu dünyaya fazlayım, öleyim ben bee" deyip sonra neşeyle Mavi Ay seyretmeye devam ettiğimiz yaşlardı işte..
    Bu arada festivalde Bob Dylan ı bilmemkaç kişinin oynadığı bi film var. Neydi adı??

    YanıtlaSil
  7. ben 17 deyken bu hayat bana fazlaydı..

    şimdi ben bu hayata fazlayım..

    galiba tersten yaşıyorum bişileri...

    YanıtlaSil
  8. polente'ciiim, teşekkür ederim.

    talisman, beş dakika evvel arkadaş aradı, "film festivalinde gitmek istediğin film var mı? gala, başka bir şey? ne istersen var abi" dedi, "film festivaline lanet olsun, sana olmasın, umurumda değil, ellerini öperim, judas konserinde görüşürüz" dedim. Aklıma da gelmedin değil hani.

    fish, yanılıyorsun.

    YanıtlaSil
  9. evet yanılıyorum..
    her zamanki gibi...
    ve her konuda olduğu gibi...

    sen ana dair küçük notlar almaya devam et...

    YanıtlaSil
  10. ben 17 deyken de koca arıyodum, 25 olsum hala koca arıyorum..
    17 deykende kendimi hayatın merkezi sanıyodum 25'im hala öyle sanıyorum...
    O zamanlarda hayat s.kime minareydi maalesef hala öyle...
    17 yaşımda ölümümü düşünüp ağlıyordum şimdi başkalarının kini düşünüp kahroluyorum..

    o zamanlar, gece arkadaşta kalmak için babamdan izin alıyodum yine alıyorum... Hala Sezen Aksu'nun bırak beni parçasında ağlıyorum...

    farkım olarak, artık sinema yıldızı olmaktan vazgeçtim, bi de o sıralarda uzun saçlı küpeli çocuklara bakardım, biraz büyünce sadece spor arabası olanlara, az daha büyüyünce takım elbiseye, şimdi erkek olsun çamurdan olsun mantığıyla bit kadar koca; evimin direği konumunda :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıllar, yıllar sonra: Cüce'ye büyük geçmiş olsun, iyileştiğini okudum, dilerim evinin en güzel ve dayanıklı dileği olur:)

      Sil
    2. * direği olacaktı, ama dileği de yakışmış yani!

      Sil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!