25 Şubat 2008 Pazartesi

Recovery

Sığındığım Kutsal Kitap der ki:

Zihnini duyularının egemenliğine terk eden kişi, fırtınaya tutulmuş bir gemi gibi savrulup durur.

Bu yüzden duyularını tutkulardan ve nefretlerden arındırmak için tüm gücünü kullan ve bu büyük aydınlık içinde yaşa.

Zihnini duyuların fırtınasından kurtarmış olan kişi, karanlıkta uyanıp ışığı görür. Başkalarının gündüzü onun için gecedir.

Nasıl bütün sular denize akar ama deniz hiç taşmazsa, ruhu durulmuş kişi de istek duyar ama bu isteklerden etkilenmez. Oysa tutkulu kişiler için bu böyle değildir.

Kendisini tüm tutkulardan arındıran, hiç bir şeye bencilce sahip olmak istemeyen kişi, kendi varlığını aşar ve sonsuz bir huzur bulur.

8 yorum:

  1. I am so sorry but this is züğürt tesellisi..

    YanıtlaSil
  2. Ben oraya gittim. çok güzel bir yer orası. huzur bulmuyorsun ama kendini acayip güçlü ve iyi hissediyorsun. kısa süre kalınabiliyor yalnız. uzun süre kalmak için gerçekten bir mağaraya ihtiyaç var. benimki bir apartmanın bahçe katıydı.

    YanıtlaSil
  3. hadi leyn! demek istiyorum, şahsen, kendi adıma...an itibarıyla...:)

    YanıtlaSil
  4. Durduğum yerden, haybeye laf-ı güzaf gibi geldi bana bunlar. Ama yakında ben de senin safına geçicem, bu laf-ı güzaf birden benim için nasıl da anlamlanacak teselli bulmak namına..

    YanıtlaSil
  5. Talisman,
    tutarlı ve sarılacak bir tesellidir Bhagavad Gita. Bana çok defa yardımcı olmuştur, sağolsun. Hint ve Uzakdoğu felsefesini sadece ukalalık yapmak için hatmetmedim ben. Sadece hatırlama sorunum var, unutuyorum bazen.

    Gökhan,
    Huzur vermediği doğru, pek güzel ifade ettiğin gibi güç veriyor... Ayağa kaldırıyor insanı. (ikinci kattaki evime sığındım ve sadece perdelerimi kapattım.)

    mathy,
    İnsan kendisini dışarıdan görmeyi bir becerebilsin hele...

    istanbulist,
    Bu bir saf değil, kıyama geçtiğimiz. Herkes farklı bir yerde bekliyor zamanının dolmasını. Yani "aynı" şeyi yaşamayacaksın sen. Başına gelirse o dediğin, sen bunları okuyup kendi adına anlamlandırsan da, hüznün devam edecek, sevgin eksilmeyecek. Ne gözlerin telefonundan ayrılacak, ne de sabah uyandığında aklına "onun" gelmesine mani olacaksın. Aydınlanmak mutlu olmak değil bence, ama daha çok sakin olmak. Canın yanacak ama durulacaksın...

    YanıtlaSil
  6. Aynı bahçenin gülüyüz, ne kokumuz ne rengimiz benzer ama birbirimizi tanırız :)

    YanıtlaSil
  7. ...Evde son-uca bağladı-m/k (Ayrılmayı isteyen benim), Üsküdar iskelesine kadar yürüdük 15 dk tek kelime etmeden. İlk defa elele tutuşmadan yanyana yürüdük, ne kadar acıymış meğer. Geldiğimizde kapılar kapandı, kaçtı vapur. Oturduk iskelenin karşısındaki banka. Sustu 10 dk. Sonra endirekt yoldan "Gitme" dedi. Vapurun gelmesine 5 dk kala da "Gel oturalım bi yerde" dedi. Yanyana yürürken dayanamadım o acıya, tuttum elini. Herzamanki gibi sımsıkı ve kalbini tutuyormuş gibi şefkatle. O tür bir hareketten sonra, "Kahretsin keşke yapmasaydım" der çoğunlukla insan. Ama ben demedim. Seviyorum onu çünkü...

    Kalbi elimdeydi, şimdi kalbimi onun eline verdim tekrar..

    Yine de, işte tam da bu sevgim yüzünden acı günler kapıda. Durduğum yerden acılar "Çok acı" görünüyor.. Garip ki, kimse benim gördüğüm yerden göremiyor bunu, aynı senin demek istediğin gibi Virgilius..

    YanıtlaSil
  8. sana da kendi sayfanda merhaba diyesim geldi .)

    Merhaba...


    Duyulara hakimiyet!...

    ilk etapta aklıma gelen hernedense -Yoga- ilmi geliyor. Ya da birbirini kapsıyorsa Budizm...

    eh tabiki bu ilmiyeti tahlil yeteneğine az buçuk sahipsek, bulunması gereken ışığı bulmak ve o ışık ekseninde hareket etmek ya da düz bir deyişle kendi kendimizi yönetmek...

    Yaşadığımız düzenekte herşey bir yansımaysa bunu geçiciliğe dayandırmak zorundayız...

    diye gider.. bizde duyularımıza hakimiyet bakımından noktayı nerede koyacağımızıda bilmeliyiz...

    .))

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!