7 Ocak 2008 Pazartesi

Is all that we see or seem/ But a dream within a dream?


Bilmediği bir evin loş ve nemli bir odasındaydı, gecenin ileri saatinde ay ışığının kıt kanaat aydınlattığı… Gözlerinin zorlukla seçtiği bir masa duruyordu karşısında, kare veya dikdörtgen mi olduğunu tam kestiremediği, köşeli, yüksekçe bir masa, koyu renk örtüsünün altında. Gösterişli ve zengin işi olduğu her halinden belli olsa da, “neden siyah bu?” diye düşündüğü bir vazoya kaydı gözleri masanın üstünde duran. Karanlıkta siyah göründüğü, aslında başka bir renkte olabileceği ihtimalini aklına dahi getirmedi, siyahtı işte o vazo, kocaman bir siyah siluetti arkadaki pencereyi saklayan perdelerden süzen soluk ışık hüzmesinin önünde kara bir delik gibi duran…

Adamın donuk bakışları vazonun üzerine kilitleyken birden kımıldadığını gördü karşısındaki nesnenin, aşağıya, yukarıya, öne ve arkaya doğru büyümeye başladı vazo, şekil değiştiriyordu, metamorfozdu bu şahit olduğu, bambaşka bir cisimle karşılaşacağını anlamıştı dönüşümün sonunda, titriyor ve izliyordu bu re-formu…

“Eskiden huri gibi karılar görüyordum rüyalarımda, bir de şu halime bak, ne biçim rüya bu” diye mırıldandı içinden, bir rüya gördüğünün farkındaydı. Sadece izliyordu olan biteni. Korku ve sükûnet çabası kol kolaydı. Meksika aksanıyla "do not worry - everything will be okay" derdi hem kendisine, hem de arkadaşlarına şimdi hissettiği gibi korku, umursamazlık, gerilim, merak duyguları karmakarışık olduğunda...

Yıldırım hızıyla başkalaşan vazo, bu düşünceler zihninde akıp giderken birden yeni görüntüsüne kavuştu.

O artık vazo değildi.

Karşısındaki yeni “şey”i tanımladığında donup kaldı bir anda. Çenesi düştü. Tüm bedeni sarsılan adamın artık sükûnetten söz edilemeyecek pörtlekleşmiş gözleri önünde, masanın üzerindeki çiçeksiz siyah vazo yerine, simsiyah bir berjer koltuğun üzerine kurulan Şeytan oturuyordu artık. Keçi boynuzlu, çenesinin altında bir tutam siyah sakalıyla, at toynağı fark edilen ayakları ve parlak kırmızı gözleriyle Şeytan. Sessiz, dik bakışlı, emin, güçlü ve sarsılmaz görüşüyle süzüyordu adamı hâkim edasıyla…

O an adamın dudaklarından ansızın istem dışı bir kelime döküldü, nasıl söylediğinin farkına varamadığı:

“Efendimiz!”

Ter içinde uyandı.

Çabucak bir ayetel kürsü okumaya çalıştı ama nafile, dili dönmüyordu bir türlü, dehşetten tüm vücudu irkilmiş, kasılmıştı o an… Ne yapacağını bilemiyordu, “Efendimiz” demişti Şeytan’a, hürmet ve huşu kokan bir ifadeyle, saygılı bir ses tonuyla.

Hasretle beklediği bir büyüğünü ansızın karşısında görmüş gibi edepliydi o sözcüğü sarfettiğinde …

Kalktı, sırılsıklam olmuş çamaşırlarını değiştirdi zorlukla, allak bullak olmuş kafasına üşüşen kelime ve cümlelerden anlam çıkarmaya çabalıyordu; Satanist, Allah, Slayer, tapınma, ben, kâfir, cehennem, rüya, hayal, yanlış, anlamsız, efendi, evil…

Rüyalarını unuturdu hep… Uyanır uyanmaz silinir giderdi aklından uykusunda gördükleri…

Ama gün boyu bu hayal, aklından silinmedi.

Bir daha “Şeytan nasıl Tartini’nin rüyasına girip eline aldığı kemanla O’na “Devil’s Thrilli çalarak öğrettiyse, benim de rüyama girsin ve bilmediğim bir gizemi aşikar kılsın” demeyecekti.


16 yorum:

  1. karabasandır o, ayetel kürsi falan çare olmaz ona. derin derin nefes alacaksın bi de soğuk bi duş

    YanıtlaSil
  2. Karabasan değildi bu, karabasan hali insanın tanımlayamadığı bir durumdur, ama bu açık bir rüyaydı...
    eşhedü...

    YanıtlaSil
  3. şimdi ben uyuyordum güzel güzel ama uyku vakti değildi aslında yani böyle akşam üzeri kestirmeye yatmıştım. yatakta böyle gözlerimi açmışım uyandım (yani ben öyle sanıyorum) yatağın üstünde gözlerimin hizasında bir karaltı bana doğru yaklaşıyor. ancak yaklaştıkça belirginleşiyor. belirginleşip yaklaştıkça benim nefesim kesilmeye başladı. net bir şekilde belirgin olduğunda tahmini 2 yaşında bir çocuğun elleriyle boğazımı sıkarak beni boğmaya çalıştığını gördüm. sonra çocuğun yüzü şekil değiştirmeye başladı (takan ve sen buna metaformoz diyorsunuz:) bi baktım değişen şekil benim kafamdaki Allah imajıyla örtüşüyor. ama boğazımı nasıl sıkıyor biliyon mu nefes falan alamıyorum, son dakika golüyle ayetel kürsü okuyayım desem arapçasını bilmiyorum, aklıma sürekli nisa suresinin "kadınlar sizin tarlanızdır, ister ekin ister nadasa bırakın" sözleri geliyor. sonra beyne oksijen gitmediğinden onuda yanlış hatırladığımı anlıyorum. farkındayım ben uyumuyorum ama yataktan kalkmakta mümkün olmuyor, ben "ya allah bismillah" deyip kıçımın üstünde yatakta doğrulmayı başardığımda karşımdaki allah silüeti yavaşça önce çocuğa sonra bir karaltıya dönüşüyor ve ortadan kayboluyor. işin entresan yanı ben hala nefes alamıyorum ve içeride bulunan anneme seslenmek istediğimde sesim çıkmıyor.
    bi şekilde nefes yollarımı açıp yataktan kalkmayı başardığımda donumdaki ıslaklığı görüp altıma işediğimi düşünüyorum sonra atletinde aynı ıslaklığa sahip olduğunu görüp rahatlıyorum.
    vurup kafayı tekrar yatıyorum demek isterdim ama göt korkusuyla odayı acilen terkedip akşam yataklarına gidene kadar anne ve babamın yanından ayrılmıyorum.
    sonra sabaha kadar cnbc-e de ally mc beal falan izliyorum.(o zamnalar oynuyordu ne güzel diziydi be) sabaha karşı içim geçmiş.

    karabasan hali tanımlanabilir bir haldir.

    YanıtlaSil
  4. Benim mottomu çalmışsınız ama cık cık

    YanıtlaSil
  5. Gregor,
    Tipik bir karabasan betimlemesi bu. Tabii antropomorfik (tanrıyı insan şeklinde düşünme) yaklaşımın pek Homeros'çu bir düşünce tarzı olsa da, sonuçta sen "korktun", çünkü bu karabasan hali sende -ve bu deneyimi yaşamış- fiziksel bir kısıtlılık yaratır, bana da olmuştu, ne menem bir şey olduğunu bilirim.
    Lakin benim bu yazıda sözünü ettiğim bir rüya sadece, kimse beni ayaklarımdan tutuyormuş gibi yatağa bağlamadı, boğazım da sıkılmadı, nefes almamı zorlaştıracak bir şey de olmadı. (günlük iki paket sigaranın default etkisi hariç)Uyudum, uyandım... Kabus kardeşim bu, o kadar.

    Lakin doğrusunu söylemek gerekirse Ally Mc Beal izlemen bana daha korkutucu geldi!
    :-)
    p.s. Kafka da metamorfoz diyordu.

    YanıtlaSil
  6. polente,
    ben bu başlığı edgar e. poe'nun şiirinden arakladım, sana ne oluyor kuzucuğum :-)

    YanıtlaSil
  7. Sleep away and dream a dream
    Life is just a lullaby..
    (everthing will flow- Suede)

    Ya güzel rüyaymış, sonradan hoşuna gitmedi mi? Başta korkmuşsundur ama..

    YanıtlaSil
  8. Bir de şunu düşündürdü bana:

    "Ateşi seyret, düşün.Bulutları seyret, düşün.Ve işaretler
    belirdiğinde, ruhundan sesler gelmeye başladığında, bunun uygun olup
    olmadığına aldırmadan kendini bunlara teslim et.Eğer tereddüt edersen
    kendi benliğini bozarsın, seni çevreleyen burjuva maskenden daha iyi
    olamazsın ve bir fosile dönüşürsün.Bizim tanrımızın adı
    Abraxas’tır.Aynı anda hem tanrı hem şeytandır.Onu hem ışıkların hem
    de gölgelerin dünyasında bulabilirsin.Abraxas, herhangi bir düşüncene
    ve ya herhangi bir rüyana karşı değildir, ama normal ve ulaşılamaz
    olursan seni terk eder.Seni terk eder ve düşüncelerini pişirebileceği
    yeni bir kap aramaya başlar.
    Modern Hristiyan ve Batı dünyası bütünüyle bir kriz noktasına ulaştı
    ve önündeki seçenekler pek cazip görünmüyorlar.Ne geçmişimizi
    çirkinleştiren kehanet öngörülerini istiyoruz, ne de standartlarımızı
    indirgemekle sonuçlanacak, Doğunun insanlıktan çıkartan yolunu.Belki
    de geriye kalan tek olasılık Abraxas’tır; yani ruhlarımızı hem içeri
    hem de dışarı doğru yansıtmaktır.Saf arketipi, ikisinin birleşimini
    bulma umuduyla hem ışığa hem de biyografik köklerimizin derin
    gölgelerine doğru yansıtmaktır.Bu saf arketip içimizde bulunan, uzun
    zaman önce Atlantis gibi bilincimizin sularının altına gömülen
    tanrının otatik imgesidir.Dolayısıyla Abraxas aynı zamanda Bütün
    İnsan anlamına gelmektedir."

    Demian
    Herman Hesse

    YanıtlaSil
  9. Talisman,

    I keep seeing mutilated faces
    Even in my dreams
    Distorted images
    Flashing rapidly
    Psychotically abusing me
    Devouring my brain

    (Eyes Of The Insane - Slayer)

    YanıtlaSil
  10. Words of Meng-Tse

    When a man has reached old age
    And has fulfilled his mission,
    He has a right to confront
    The idea of death in peace.
    He has no need of other men;
    He knows them and knows enough about them.
    What he needs is peace.
    It isn't good to visit this man or to talk to him,
    To make him suffer banalities.
    One must give a wide berth
    To the door of his house,
    As if no one lived there.

    [dunno where it came from, but I felt so...]

    YanıtlaSil
  11. http://www.blogger.com/profile/00936596737685156697

    YanıtlaSil
  12. Bence uyanmamak daha doğru bir hareket olurdu. Madem o noktaya kadar gelinmiş ve de babayla nihayeten yüzyüze gelinmiş, bir de üstüne efendimiz denmiş, adam gibi iki çift laf edilse ya! Neden korkuyla uyanılıyor. Yıllardır çağırdığımız bir müessese sonuçta!

    YanıtlaSil
  13. Uyanmasaydım, muhtemelen Şeytan'dan af dileyecektim bunca zaman tanrıya taptığım için :-)))

    Biz buna şartlara göre şekil alma diyoruz...

    YanıtlaSil
  14. Bende bir rüya görmüştüm vakti zamanında. Her yerin deprem olmuşcasına yıkıldığı bir durumda yıkılmayan yerlerden biri olan camimin kapısının önünde bir ileri bir geri koşar adım gidiyorum. Sonra karşıma şeytan çıkıyor ve bana şuan hatırlamadığım bişiyler söylüyor. Bnde ona bir iksir aramak için koşturuyordum bu sefer. En son yeşil renkli bir sıvının tüpünü bulduğumu biliyorum. ama veremeden uyandım. :) ilginçti benim şeytanım keldi, insan bedeninde ama kuyruklu idi. kırmızı bir bedeni vardı ve siyah şeritler gibiydi damarları.

    ahaha gecenin 3 buçuğunda tamda okuyım uyuyım demişken, ne düşünce ama :)))

    YanıtlaSil
  15. Efsa,
    depremi, iksiri filan okuduğumda "hangi filmden etkilenmiş de rüyayı görmüş bu tatlı kız" diye aklımdan geçirecekken, rüyanda şeytan abiyi "kel" olarak yazman tek başına orijinalite katmaya yetti rüyana :-)))
    Umarım bu yorumu yazdıktan sonra deliksik bir uyku çekebilmişsindir.:P

    YanıtlaSil
  16. 4 e doğru yatınca, fosur fosur uyudum valla.

    Eh şeytana yeşil iksir veren başka kim olabilirki. :))) hem kel hem kuyruklu idi rüyadaki şeytan bir kere... lütfen kuyrugunu unutmuşsun. :)

    YanıtlaSil

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!