16 Eylül 2007 Pazar

Aşk-ı İlan

Aynı hafta içinde Natalie Portman'ın başrolde oynadığı iki ayrı filmi izleyince, insanın bu hatuna gönlünü kaptırmaması için özel bir çaba sarfetmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Güzellik desen allah vergisi, boyu da yaşı da uygun bana, hem yetenekli de... O beni beğenir mi bilmem, ama ben razıyım ondan, alırım, yeter ki "peki" desin...

Goya'nın Hayaletleri'nde gayet güzel oynasa da her geçen filmde biraz da cepten yiyip rezilleşen Milos Forman'ın kurbanı olmuş performansı. Tanjeviç'in oynattığı takımda Kaya Peker ne yapsın?
Amos Gitai'nin Free Zone'unda ise daha bir etkiliydi oyunculuğu... Zaten Free Zone, kalburüstü bir film, A.G. gene tuhaf şeyler yapmış kendince.

Free Zone'un başlangıç sahnesinde, anonim bir ibranî şarkısı olan Had Gadia'yı dinlerken görürüz Natalie'yi, otomobilin penceresinden dışarı bakmaktadır güzel şey, yağmur cama vurur, kızımız ise yağmur gibi ağlar... Ama o ne güzel ağlamaktır öyle...
Şarkı uzun sürer, 5-6 dakika kadar... Sözleri de enteresandır, amos Gitai'nin "bu topraklarda sorun hiç bir zaman çözülmez" iddiasına sembolik bir atıf yaparak...

Sözünü ettiğim sahne şurada, ellerimle türkçeye çevirdiğim sözleri de aşağıda...

Şarkı bitince "bence film bitti, bir şarkı ve son derece doğal, abartıdan uzak ağlayan bu harika hatunla zaten yönetmen izleyiciye vereceğini vermiş" diye düşünmüştüm...


HAD GADIA

Babam almıştı onu bana

Sadece iki paraya.

Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Babam almıştı onu bana

Sadece iki paraya.

Anlatılır Haggadah’ta.

Düzenbaz kedi yattı pusuya

Zıplayıp yuttu kuzuyu bir lokmada

Sonra Köpek boğdu

Babamın aldığı kuzuyu yiyen kediyi

Babam Sadece iki paraya

Almıştı onu bana

Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Derken sopa geldi

Vurup dövdü

Babamın aldığı

Kuzuyu yiyen

Kediyi boğan

Köpeği.

Sadece iki paraya,

Almıştı onu bana

Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Gecikmeden

Ateş çıktı ve kül etti

Babamın aldığı

Kuzuyu Yiyen

Kediyi Boğan

Köpeği döven

Sopayı.

Babam almıştı onu bana

Sadece iki paraya

Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Ardından su geldi

Babamın aldığı

Kuzuyu yiyen

Kediyi boğan

Köpeği döven

Sopayı yakan

Ateşi söndürdü.

Babam almıştı o kuzuyu bana

Sadece iki paraya.

Sonra öküz geldi ve

Babamın aldığı

Kuzuyu yiyen

Kediyi boğan

Köpeği döven

Sopayı yakan

Ateşi söndüren

Suyu içti.

Babam almıştı onu bana

Sadece iki paraya

Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Ardından kasap çıktı ortaya

Ve Babamın aldığı

Kuzuyu yiyen

Kediyi boğan

Köpeği döven

Sopayı yakan

Ateşi söndüren

Suyu içen

Öküzü kesti.

Sonra Ölüm Meleği geldi

Babamın aldığı

Kuzuyu yiyen

Kediyi boğan

Köpeği döven

Sopayı yakan

Ateşi söndüren

Suyu içen

Öküzü kesen

Kasabın aldı canını.

Babam almıştı onu bana

Sadece iki paraya

Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Neden şarkı söylüyorsun, küçük kuzu?

Henüz bahar gelmedi buraya,

Ne de Fısıh Bayramı erişti.

Değiştin mi hiç?

Değiştim ben bu sene.

Ve her gece,

Her bir gece.

Sadece dört soru sormuştum sana

Ama bu gece

Başka bir soru düşündüm:

Zalimin mazlum ile,

Celladın kurban ile

Dönüp durduğu

Bu dehşet çemberi

Bunca delilik ne kadar daha sürecek böyle?

Bu yıl, benim değişen.

Eskiden uysal bir kuzuydum,

Sonra bir kaplan oldum

Ve vahşi bir kurt.

Güvercindim önceden, bir ceylandım.

Bugünse bilmiyorum ne olduğumu.

Babamız almıştı onu bize

Sadece iki paraya

Kuzucuk! Ah kuzucuk!

Ve her şey yeniden başlıyor işte.

1 yorum:

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!