Mephistopheles kikir kikir dalga geçer Faust’un çömezi Wagner ile… Wagner, bir başına oturup “pek derin” felsefi çıkarımlar yapmakta, sonra da çok beğenmektedir bu düşüncelerini ve gurur duymaktadır kendisiyle… “Ne kadar salak şu çocuk, kendisinden binlerce yıl önce düşünülmüş şeyleri sanki ilk defa o dile getirmiş veya aklından geçirmiş zannediyor, hâlbuki bilse ne kadar sıradan biri olduğunu” der abimiz, saklandığı perde arkasından.
Hayatın karanlığından, varoluşun anlamsızlığından, neşe ve mutluluğun anlık, acı ve ıstırabın ise sürekliliğinden, ümitsizlikten, yokluktan, etc. bütün bu ıvır zıvırdan ne kadar bahsedersek bahsedelim, bunlar bizden de, Camus’dan da, Dostoyevski’den de, Schopenhauer’den de, Boethius’tan da çok önce söylenmişti defalarca…
Ben cidden seviyorum Ahd-i Atik’i… Bu kadar mı keyifli olur bir din kitabını okumak Allahım!
Ecclesiastes (Derlemeler) Kitabı’nın ilk iki bölümü... Okuyalım eğlenelim, çok keyifli, Süleyman Peygamber konuşuyor:
Bölüm 1
1 Bunlar Yeruşalim'de krallık yapan Davut'un oğlu Derlemeci'nin sözleridir:
2 “Her şey boş, bomboş, bomboş!” diyor Derlemeci.
3 Ne kazancı var insanın
Güneşin altında harcadığı onca emekten?
4 Kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,
Ama dünya sonsuza dek kalır.
5 Güneş doğar, güneş batar,
Hep doğduğu yere koşar.
6 Rüzgar güneye gider, kuzeye döner,
Döne döne eserek
Hep aynı yolu izler.
7 Bütün ırmaklar denize akar,
Yine de deniz dolmaz.
Irmaklar hep çıktıkları yere döner.
8 Her şey yorucu,
Sözcüklerle anlatılamayacak kadar.
Göz görmekle doymuyor,
Kulak işitmekle dolmuyor.
9 önce ne olduysa, yine olacak.
Önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.
Güneşin altında yeni bir şey yok.
10 Var mı kimsenin, “Bak bu yeni!” diyebileceği bir şey?
Her şey çoktan, bizden yıllar önce de vardı.
11 Geçmiş kuşaklar anımsanmıyor,
Gelecek kuşaklar da kendilerinden sonra gelenlerce anımsanmayacak.
12 Ben Derlemeci, Yeruşalim'de İsrail kralıyken
13 kendimi göklerin altında yapılan her şeyi bilgece araştırıp incelemeye adadım. Tanrı'nın uğraşsınlar diye insanlara verdiği çetin bir zahmettir bu.
14 Güneşin altında yapılan bütün işleri gördüm; hepsi boştur, rüzgarı kovalamaya kalkışmaktır!
15 Eğri olan doğrultulamaz, eksik olan sayılamaz.
16 Kendi kendime, “İşte, bilgeliğimi benden önce Yeruşalim'de krallık yapan herkesten çok artırdım” dedim, “Alabildiğine bilgi ve bilgelik edindim.
17 Kendimi bilgi ve bilgeliği, deliliği ve akılsızlığı anlamaya adadım. Gördüm ki, bu da yalnızca rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
18 Çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.
Bölüm 2
1 Kendi kendime, “Gel, zevki tat. İyi mi, değil mi, gör” dedim. Ama gördüm ki, o da boş.
2 Gülmeye, “Delilik,” zevke, “Ne işe yarar?” dedim.
3 İnsanların göklerin altında geçirdiği birkaç günlük ömürleri boyunca, yapacakları iyi bir şey olup olmadığını görünceye dek, bilgeliğimin önderliğinde, bedenimi şarapla nasıl canlandırayım, akılsızlığı nasıl ele alayım diye düşündüm durdum.
4 Büyük işlere girdim. Kendime evler inşa ettim, bağlar diktim.
5 Bahçeler, parklar yaptım, oralara türlü türlü meyve ağaçları diktim.
6 Dal budak salan orman ağaçlarını sulamak için havuzlar yaptım.
7 Kadın, erkek köleler satın aldım; evimde doğan kölelerim de vardı. Ayrıca benden önce Yeruşalim'de yaşayan herkesten çok sığıra, davara sahip oldum.
8 Altın, gümüş biriktirdim; kralların, vilayetlerin hazinelerini topladım. Kadın, erkek şarkıcılar ve erkeklerin özlemi olan bir harem edindim.
9 Böylece büyük üne kavuştum, benden önce Yeruşalim'de yaşayanların hepsini aştım. Bilgeliğimden de bir şey yitirmedim.
10 Gözümün dilediği hiçbir şeyi kendimden esirgemedim.
Gönlümü hiçbir zevkten alıkoymadım.
Yaptığım her işten zevk aldı gönlüm.
Bütün emeğimin ödülü bu oldu.
11 Yaptığım bütün işlere,
Çektiğim bütün emeklere bakınca,
Gördüm ki, hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
Güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş.
12 Sonra bilgelik, delilik, akılsızlık nedir diye baktım;
çünkü kralın yerine geçecek kişi
Zaten yapılanın ötesinde ne yapabilir ki?
13 Işığın karanlıktan üstün olduğu gibi
Bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm.
14 Bilge nereye gittiğini görür,
Ama akılsız karanlıkta yürür.
İkisinin de aynı sonu paylaştığını gördüm.
15 “Akılsızın başına gelen, benim de başıma gelecek”
Dedim kendi kendime, “Öyleyse kazancım ne bilgelikten?”
“Bu da boş” dedim içimden.
16 Çünkü akılsız gibi, bilge de uzun süre anılmaz,
Gelecekte ikisi de unutulur.
Nitekim bilge de akılsız gibi ölür!
17 Böylece hayattan nefret ettim.
Çünkü güneşin altında yapılan iş çetindi bence.
Her şey boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
18 Güneşin altında harcadığım bütün emekten nefret ettim. Çünkü her şeyi benden sonra gelecek olana bırakmak zorundayım.
19 Kim bilir, bilge mi olacak, akılsız mı? Güneşin altında bilgeliğimi kullanarak harcadığım bütün emek üzerinde saltanat sürecek. Bu da boş.
20 Bu yüzden güneşin altında harcadığım onca emeğe üzülmeye başladım.
21 çünkü biri bilgelik, bilgi ve beceriyle çalışır, sonunda her şeyini hiç emek vermemiş başka birine bırakmak zorunda kalır. Bu da boş ve büyük bir hüsrandır.
22 Çünkü ne kazancı var adamın, güneşin altında harcadığı bunca emekten, bunca kafa yormaktan?
23 Günler boyunca çektiği zahmet acı ve dert doğurur. Gece bile içi rahat etmez. Bu da boş.
24 İnsan için yemekten, içmekten ve yaptığı işten zevk almaktan daha iyi bir şey yoktur. Gördüm ki, bu da Tanrı'dandır.
25 O'nsuz kim yiyebilir, kim zevk alabilir?
26 Çünkü Tanrı bilgiyi, bilgeliği, sevinci hoşnut kaldığı insana verir. Günahkâra ise, yığma, biriktirme zahmeti verir; biriktirdiklerini Tanrı'nın hoşnut kaldığı insanlara bıraksın diye. Bu da boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış.
...
-----
Tuhaf ve acınası olan şudur ki, kendi ıstırabımızı yaşarken dünya dursun isteriz, ama bir başkası (mesela yukarıdaki Süleyman Peygamber) benzer nitelikte ve "bizim için de aynen vâki olabilecek" bir sıkıntıya düştüğünde bize komik ve eğlendirici, hadi onları da geçtik, en azından rahatlatıcı gelir... Tıpkı İvan İlyiç'in Ölümü'nde geçtiği gibi: Haberi duyan herkes "Vay canına! Öldü adamcağız... Neyse, ben ölmedim ya..." diye içten ve derinden seviniyordu, Tolstoy'un satırlarında...
Heyt be, Süleyman Peygamber'e bak, neredeyse intihar edecek, hihohayt, salla güzelim, gülelim, eğlenelim, kâm alalım dünyadan biz, hazır kafamız iyi neşemiz bolken!
Güneş üzerimizden çekilince düşünürüz karanlığı...
sanırım seviyorum seni. :)
YanıtlaSil