4 Haziran 2025 Çarşamba

Devir Üzerine...

Az evvel tapu müdürlüğünden geldim. Sabah orada buluştuk, yarım saat kadar süren işlemin ardından evin tapu devir işlemi tamamlandı.


Uzunca, neredeyse bekleme süresinin üçte ikisinde tek kelime konuşmadık. Ben, ısırdığım dudaklarımı araladığım takdirde haykırarak ağlamaya başlayacağımdan gık bile diyemedim. Cesaret edemedim.Titrememden ve halimden fark etmiş olmalı. Acımıştır. Ona bile emin değilim. Still-Havva, konuşmak istemediği ya da gerek gerek görmediği için sustu. Evrakları içeri verip tekrar beklemeye geçtikten sonra ancak Mustang, aileler, kedi filan, sorduk birbirimize. 


Ayrılırken ona döndüm, “hayatımda ilk defa bir evi yuva olarak benimsedim ve orayı da yuva yapan sendin, sen beğenmiştin, sen istemiştin, sen kurmuştun. İşlem bitti, artık orası benim için seninle yaşadığımız bir saray değil, bir türbe oldu.” diye hızlıca konuştum, bir şey demedi, gerek bile görmemiştir, çabucak arkamı dönüp ters istikamette sarsılarak ağlamaya ve yürümeye başladım, uzaklaştım ondan.


Biz iletişimi kopuk iki ayrı insan değiliz. Tümüyle farklı iki canlıyız sanki, uskumru-kirpi ya da leylek-fil gibi. O kadar farklılaştık. Yabancılaştık. Hiçbir ortak paydamız kalmadı. 


Eve dönerken fırına uğradım, ponçik ekmek almak için. Fırıncı yarım jupiter şeklindeki göbeğime takıldı kibarca, “tabutumu taşıyacak olan düşünsün.” diye hafifçe söylendim.


Avukatın ofisine gidip protokol imzaladığımız gün, aile mahkemesindeki duruşma günü ve şimdi de bugün. Sıralı, üç ayrı cehennem kapısı. Artık bitti. Hiçbir resmî-hukukî bağ kalmadı.


Diğer bağları o çoktan koparmış ya da kesmişti zaten. 


Benim payıma dinmeyen göz yaşları kaldı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!