8 Nisan 2025 Salı

Ziyan Edilen Xarelto Üzerine...

Zihnim öylesine bulamaç, ruhum öylesine karmaşa halinde ki, neyi nasıl hangi sırayla anlatacağımı kuramıyorum kafamda, maddeler halinde alt alta yazmazsam içinden çıkamayabilirim. 



Bir: Daha önce değinmiştim, sosyal medyada Still-Havva’yı takip etmiyorum. Edemiyorum. Instagram’ı takip izni vermediği okuyuculara kapalı, ama profil sayfasındaki gönderi sayısından yeni bir şey koyup koymadığı anlaşılabiliyor, anneme gittiğimde onun telefonundaki instagram hesabına Still-Havva izin verdiği için, annemin telefonunu sinsice alıp hızla baktığım oluyor yeni bir gönderi olduğunu önceden öğrendiğimde. Çok aktif kullanmıyor zaten. Gün içinde belki on defa gönderi sayısını kontrol ediyorumdur gene de. Yani bir gönderi varsa hemen fark edip, anneme gittiğimde onun telefonundan bildiğiniz stalk ediyorum.


İki: Pazar günü, gönderi sayısının 413’ten 409’a düştüğünü gördüm. Yani bir şeyleri silmişti. Garipsedim, zaten çok kişisel, ailevi şeyler paylaşırdı instagramda. Neyi, neden silmek istesindi ki? Ama bunu düşünürken aklımda yıldırım gibi bir düşünce belirdi: Görmek, başkalarıyla paylaşmak istemeyeceği acaba bana dair bir şey olabilir miydi? Fotoğraf çektirmekten hep kaçınmışımdır bu yaşıma dek, Still-Havva’nın instagram sayfasında bir iki nikah fotoğrafımız vardı ancak, 2017’de, belki bir iki tane de gene o zamanlara ait resimlerimiz. O da bilirdi internette anonim kalmayı, görülmemeyi tercih ettiğimi. Hepsi bu yani. 2017 belki 2018’de instagrama konmuş birkaç fotoğraf… Onları sildiğini düşünmek de tuhaf; bu evden gideli dört aydan fazla oldu, boşanalı da çok zaman geçti. Neden Pazar günü durup dururken silmiş olsun ki? Ama huzursuz doğdu içime. Ya sildikleri onlarsa diye…


Üç: Dün annemin doktor işi vardı, muayene, randevular filan. Saatlerce beraberdik ama telefonu ortalarda yoktu, kurcalayamadım. İçim içimi yedi gün boyunca.


Dört: Bugün gene hastaneye gittik beraber, tomografi çekilmesi için. Evrak, ilaç ve kayıt işlerini bitirdikten sonra çekime girmeden önce telefonunu bana vermesini söyledim, bazı tahlil sonuçlarına uygulamadan bakmak istediğim için. Yalan da değildi. Sonra annem tomografi odasındayken telefonunu cebimden çıkardım ve instagrama baktım. Evet. Haklıymışım. Benim olduğum, bana dair dört tane gönderi, Pazar günü Still-Havva tarafından silinmiş. Yani, varlıklarından çok hazzetmediğimi yukarıda söyledim size, o gönderilere Still-Havva’yı üzmemek için katlanmış, itiraz etmemiştim zaten. Ama silinmeleri? Damnatio memoriae mi şimdi bu? Yani, ya yeni bir ilişkiye başladı ve arkadaşının/sevgilisinin görüp rahatsız olmasını istemediği için sildi o gönderileri, ya da iğreniyordu benden, o fotoğraflardan… Üçüncü bir olasılık yok. İlki beni üzerdi, çok üzerdi bu olasılıkların, ikincisi ise kahrederdi. İyi bir eş olamadığımı hep söyledim ama ‘iğrenç’ biri de olmadım. Bunu biliyorum. Neden silmiş o zaman?!


Beş: Annem tomografi çekiminden çıktığında kapıda bekleyen ben alt üst haldeydim. Sanırım evine götürene kadar kötü, dengesiz, kaba davranmışımdır, ne halde olduğumu bilmiyorum bile. O’nu evinin kapısında bırakıp koşar adım ayrıldım kendisinden çünkü ağlamadan daha fazla durabilmem mümkün değildi. Güneş gözlüğünü yaratan Rabbime şükürler olsun. 


Altı: Evde, bu süreç başladığında satın aldığım bir paket XARELTO var. Babamın ilaçlarından biri, oradan biliyorum, çok kuvvetli bir kan sulandırıcı, Coraspin’den, Plavix’ten filan etkili. Bileklerimi keserek intihar etme niyetim (vücut bütünlüğü takıntım yüzünden) olduğundan kanamaya hızlandırsın diye her ‘niyet ettiğim’ gün alıyorum bir tane. İşe yarayacak diye düşünüyorum ama teşebbüslerimin neticesi meydanda, buraya da yazdım çoğunu, biliyorsunuz okuduysanız. Hala hayattayım. Eve gelir gelmez bir tane attım ağzıma. Baktım bir de üşenmeden, ilaç kutusunda 9 eksik vardı, demek ki 9 kere bu işe kalkışmışım. Beceriksizliğin de bu kadarı. Sonra hızlıca bulaşık makinesini çalıştırdım, koyuları da çamaşır makinesine. Ev pislik içinde, toz topakları her bir köşede evet, ama en azından arkamda pis eşya-giyecek bırakmayayım. Ta 5 Aralık’ta yazdığım mektupları da çıkardım gene ortaya. Dört ay önce yazılmış intihar mektupları, olayın bağlamına aykırı bir kere, ama elim yenilerini yazmaya da gitmiyor ki. 


Yedi: Still-Havva’ya meseleyi sorsam, vereceği cevaptan ödüm kopuyor. ‘Lanet olsun seninle geçirdiğim yıllara’ diyebilir, ‘sana ne ya, hesap mı vereceğim, ne hakla soruyorsun’ diyebilir, ‘yüzünü bile görmek istemiyorum’ diyebilir, ‘bir partnerim var ve huzurumuz kaçsın istemiyorum’ diyebilir, ‘seni hayatımdan çıkardım’ diyebilir, bir sürü şey söyleyebilir; ne karşılık verse içimde yaşayan yas vampirini besleyecek türden şeyler olacak. Boşanmamızın üzerinden aylar geçmiş, Pazar günü ne oldu da o resimleri sildin diye sorsam elime ne geçecek ki? Sormadan duramıyorum, kıçımda kurt varmış gibi kıvranıyorum öte yandan. 


Sekiz: Sormak için cesaretimi toplamaya çalışırken diğer sosyal medya hesaplarına göz atayım dedim. Bir de gördüm ki, bluesky’da yeni bir gönderi paylaşmış: Öğrencisi olduğu İÜ’deki yüksek lisans programından kaydını sildirdiğini yazıyor. Son derece haklı politik gerekçelerle seslerini yükseltmeye çalışan öğrencilere zulmediliyor bu aralar, Still-Havva da vicdanın somut hali olmuştur daima. Sanıyorum ki İdare öğrencilere bu nedenle eziyet ediyordur, O da buna protesto etmiştir. Öte yandan bölümünü, hocalarını ve okulunu o kadar sevip sahiplenmişti ki, bu ‘kayıt sildirme’ meselesi bende şok etkisi yarattı. İçimden bir ses “eskiden sevdiği her şeyi terk etmek bu kadında bir alışkanlık halini almış demek” diye fısıldadı itiraf edeyim, bir başka ses ise ne kadar üzgün ve kırgın olabileceğine dair kısa bir söylev çekti bana. İşe bak; ben gözümü karartmışım, ona kendi canımı daha çok yakacak acı sorularla dolu bir mesaj atmaya niyetlenirken, bir yandan da O’nun bambaşka bir durumda, çok mutsuz, hayal kırıklığı yaşıyor olabileceğine dair içimde şiddetli bir sızlama zuhur etti.


Dokuz: Ben ne halde olursam olayım Still-Havva’nın mutsuzluğu benim için daha öncelikli. Bu, sevgi denilen halt işte. Hala çok seviyorum o kadını. O böyle bir psikolojideyken ne yazabilirim, neyi sorabilirim ki?


On: Mesaj yazdım ama kendi derdimle, tasamla, endişeli merakımla, ıstırabımla ilgili değil. Daha çok verdiği karara dair biraz destek, biraz şakacı bir havada. Gayet güzel, samimi cevapladı. 


On Bir: Evde sik gibi oturuyorum şimdi. Kanım sulanmıştır iyice. Bana verdiği güzel ve ‘yakın’ cevaplarına, kısa ama içten mesajlara bakıyorum arada bir. 


On İki: Neden sildi o resimlerimizi? Sekiz sene önceki gönderiler! Ne rahatsız etti onu da varlıklarına son verdi?


On Üç: Vallahi de billahi de delireceğim. Bu gece mi? Ne mi? Bilmiyorum!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!