30 Kasım 2024 Cumartesi

Ben artık nasıl yaşayabilirim?


Gerçekten bir hafta geçmesi gerekmiş, asansörün çalışma sesi duyulduğunda kedinin kapıya heyecanla koşmasının sona ermesine, o sesle benim yüreğimin pır pır etmesi yerine içime ağırlık çökmesi için. Eskiden bu ses geceleri bitmeyen kaygılarımdan ötürü birkaç saniye de olsa korkuya sürüklerdi beni, son bir haftada ise sadece yalan bir heyecan verdi… Asansörün bizim katta durduğunu işittiğimde kaç defa kapıya gidip kapı deliğinden baktığımı bilmiyorum, bir ümit. 


Hayran olduğum, âşık olduğum, her şeyimi paylaştığım, her konuyu danıştığım, bilmediğimi sorduğum, bildiğimi anlattığım insan, birlikte güldüğüm, yanında kendimi mutlu, özel, kıymetli, şımarık, talihli ve seçilmiş hissettiğim kadın, bana kendisiyle yaşamaya değmeyecek biri olduğumu, saygı duymadığını, önem vermediğini sadece hissettirmedi, ima etmedi… Yüzüme karşı söyleyip gitti. Üstelik bu duyguları onun da yaşadığını zannederken. 


Ben artık nasıl toparlanabilirim…


Öyle harika bir insan ki, ben dahil herkes Still-Havva’ya hak verir. 


Tuhaf bir çelişki: ‘Özgüvensizsin’ demişti bana, benim artık özgüvenim toparlanabilir mi? 


Benden geriye ne kaldı ki? 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!