26 Ağustos 2024 Pazartesi

C4, C5, C6, C7 ve T1 Üzerine...

En az 25 yıl olmuştur, ismini şimdi hatırlayamadım bir kız vardı. Güzeldi ama tipini gözümün önünde canlandırayacak kadar eskide kaldı, narin bir şey değildi ama. Sürekli bir bunalım, karamsarlık, mutsuzluk içinde dolanıp dururdu, “sadece seks yaparken ruhum hafifliyor” demişti; derken uzaklaştık, uzunca bir süre görüşmedik, o benden sıkılmıştı, ben de ondan bıkmıştım sanırım, bana bile (!) depresif gelmişti hatun, o kadar yani, anlayın. Sanırım bir sene filan konuşmadıktan sonra bir gün aradım onu, yoklayayım diye. (Erkekler yoklar.) Meğer mide kanaması geçirmiş, birkaç gün hastanede kalmış, zahmetli tedavisi bitmiş fakat çok sıkıntı çekmiş. Konuşmanın bir yerinde “meğer mide kanaması geçirince insanda bunalım filan kalmıyormuş, şimdi gayet iyi kafam” demişti. Sevgili yapmışmış o dönem, geçmiş olsun dedim, onun hayat sahnesinden sonsuza dek çekildim sonrasında.


Şimdi bunu neden anlattım?


Canım Havva’m, son zamanlarda benden şikayetçiydi. Bundan önceki iki yazıyı tamamen bu şikayetlerine dair yazmıştım, artık tahammül edemediği kimi tavır ve yaklaşımlarıma dair. Yapıcı bir tutumda orta yolu bulmaya çalışsak da vurgulu bir şekilde söylediği “…yoksa ayrılırım” cümlesi içime oturmuştu, kalbimde derin bir yara açmıştı.


Çok uzun zamandır onu rahatsız eden ama o kadar da ciddiye almadığı bir boyun ve baş ağrısı var, omuzlarına da vuruyordu, buna ek olarak kollarında uyuşmalar da başlamıştı. Yakın zamanda kendi ifadesiyle ‘yüzünde kısa elektrik çarpmaları’ hissetmeye başlayınca doktora gitmeye karar verdi. Cumartesi günü ortopedist çok asık bir suratla ve tatsız bir ses tonuyla MR sonuçlarını yorumlarken beyin ve sinir hastalıkları uzmanına yönlendirdi bizi. Bugün de o doktora gittik, kısa bir fiziksel muayene ve MR cd’sini incelemenin ardından boyun omurlarının iyice düzleştiğini, sinirlerin sıkıştığını, sinyal kaybı olduğunu, ameliyattan başka bir çaresinin olmadığını, ani ya da sert bir hareketle bedende kalıcı hasar oluşabileceğini, ancak çok meşakkatli olduğunu söylediği bu ameliyatı yapmaya kendisinin cesaret edemeyeceğini, İstanbul’da birkaç doktordan başka da yapabilecek kimsenin olmadığını sakin sakin anlattı. Düpedüz felç riski var yani. Birkaç gündür boyunluk takıyordu Havva, hastaneden çıkınca yenilerini aldık. 


Gündemimiz çok hızlı değişim gösterdi özetle. Bambaşka ve tedirgin edici bir meseleyle karşı karşıyayız. Son günlerde bırakın sıradan fiziksel faaliyetleri, üzerindeki elbiseyi bile değiştiremeyeceği ölçüde canı yanıyordu en küçük hareketlerde bile. Boşuna değilmiş. Bu konu hakkında belli ki ileride çok sayıda post gelecek bloga, kâhin olmaya gerek yok bunu söylemek için.


Havva’nın benden çoooooooook daha büyük sorunları var şu an. Sağlığı büyük risk altında. Beyin ve sinir cerrahı bu yaşta pek görülmeyeceğini, Havva'nın 70-80 yaşlarındaki hastalarda ortaya çıktığını söyledi. Farklı doktorlardan, uzmanlardan konsültasyon alma peşindeyiz. Yol haritamızı belirlemeye çalışıyoruz. 


Benim derdim de günışığım Havva. Sağlığına kavuşsun, iyi olsun, sonra benimle cedelleşsin, razıyım. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!