14 Eylül 2022 Çarşamba

Görmemiş Bir Adamın 55m2 Teraslı Evi Olması Üzerine...

Dün taşındık yeni evimize. Kaotik ve yorucu bir nakliye macerasıydı, sabahın dokuzunda başlayıp ikindi vaktine kadar sürdü. Kitap kolilerinin sayısı 44, mutfak ve diğer kırılacaklara ait yaklaşık 10 koli var, valizler, sayısız hurçlar derken açılıp yerleştirilmesi gereken bir dünya eşya var. Havva sürekli bir şeyleri kaldırma, ortalığı toparlama derdinde, elimden geldiğince yardım ediyorum ama eril söylemle bu yazıyı sakatlama pahasına*** altını çizmem gerekiyor ki bu gibi işler kadınların görev ve sorumluluk alanına giriyor; yani konsol diye bir şey var mesela, hayatımda hiçbir yeri olmayan bir mobilya. İçinde ne olduğunu da bilmiyorum, içine ne konulacağına da. Mutfak eşyaları eh, bir yere kadar bilgim dahilinde, kılık kıyafetlerim de öyle, ama neticede ezici olarak Havva’nın konusu bunlar. Kızcağız haliyle benden fazla yoruluyor bu aşamada. 


Anne - babasına depremden sonra inşa edilmiş, nispeten daha güvenli bir binaya taşınmaları hususunu yıllardır bezdirecek ve bıktıracak sıklıkta bıkmadan dile getiren ben, her ne kadar karot testleriyle sağlamlığı teyit edilmiş de olsa depremden bir sene yaşlı bir apartmana yerleştik. Böyle gelgitler, hayatın renkleri işte: Evlendikten sonra yaşadığımız Fatih’teki evimiz 2. derece tarihi eser statüsündeydi, 1930 yapımıydı, binanın dış cephesini boyatmak için belediyeden bir sene izin beklemiştik, anlayın yani acayipliği. İki sene oturup dün ayrıldığımız Bostancı’daki evimiz ise 2014 tarihliydi, doğrusu 1930 senesinde doğup 2014’te ölen biri 84 yıl yaşamıştır ve uzun bir hayatı olmuş diye düşünülür, şimdi ise 1998 yılında inşa edilmiş Küçükyalı’daki bir apartmanın dubleks dairesinin üst katında, az önce sigara içtiğim terasın kapısının yanında ayaklarımı tabureye uzatıp yazıyorum bu blog yazısını. 


Nispeten tüm eski evlerde karşılaşılan kimi nahoş sürprizler bizi de rahat bırakmayacak gibi: Elektrik ama özellikle su tesisatında bizi uğraştıracak ciddi sıkıntılar var. Büyümemesi için dua ediyorum bu sorunların, ustalar duvar filan kırmaya kalkarsa – ki öyle bir olasılık ufukta belirdi bugün- içim sızlar vallahi. Evet, emsallerine göre uygun fiyata bulduk bu daireyi, bu hem bizim, hem emlakçımızın hem de endeksa ismindeki değerleme sitesinin yorumu. Acaba diyorum, dairedeki bu problemler yüzünden mi fiyat cazip olarak gösterildi? Belki. Bilmiyorum. 


Hayatında hiç merdiven görmemiş, yükseklere çıkma huyu/merakı olmayan kedi kızımızın evdeki şaşkınlığını keşke videoya alabilseydim… Hayıflanmamak elde değil. 


Günün sonunda Havva mutlu. Babam evi beğendi, deniz - Adalar manzarasını çok sevdi. Annem lütfedip teşrif etmedi hala, kayınvalide de kayınpederi bırakıp evden çıkamıyor. Baldızlar bayıldılar. 


Ben hala şaşkınım. Kuyruklu prensesim gibi. 


Bakalım bu evde neler yaşayacağız, hadi hayırlısı. 




*** Ben böyle cümleler kullanacak adam mıydım ya... Ne oldum demeyeceksin, ne olacağım diyeceksin.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!