Geçen sene kasım ayının başlarında şimdi oturduğumuz eve taşındığımızda, yeni bir ısınma sistemiyle tanıştık: Merkezi ısıtma ve payölçerli kalorifer petekleri. Daha önce ne ben ne de Havva, bu sistemi tecrübe etmemiştik. Kalorifer peteğinin vanasını 0-5 arası değerlerde konumlandırıyorsunuz, petekler dilediğiniz sıcaklıkta ısınıyor, ne kadar ısınıyorsa/kaç dereceye getirdiyseniz doğalgaz sarfiyatınız da ona göre belirleniyor. Fatura kesim tarihinde görevli her dairenin sayacına bakıp faturasını çıkartıyor.
Apartmanda 30 tane daire var. Geçen sene taşındığımızda bu ölçümlemeler sonunda 200TL civarında doğalgaz faturası geliyordu bize; ödeme listesi ilan edildiğinden tüm meskunların sarfiyat ve ödeme detayları da görülebiliyordu. Geçen sene 200TL civarında geldiğini söz ettiğim faturamız, apartmanda en yüksek 3. veya 4. sıraya yerleştiriyordu bizi, yani en yüksek meblağı ödeyenler arasındaydık. Kombili bir evden taşınmış olmak (kombi en kısık derecede de olsa yanmaya devam etmeli düşüncesi) ve merkezi ısıtma/payölçer konusundaki deneyimsizliğin de rolü var tabi bu sıralamada.
Tüm enerji ürünlerine olduğu gibi doğalgaz da aşırı zamlandı geçtiğimiz sene boyunca. Tüketimimizi minimize etmeye gayret ediyoruz doğal olarak. Söz gelimi çok nadir kullandığımız evin en soğuk köşesinin yani salonun kapısını kapattık; ortamı, diğer odaları soğutmasın diye. Kedi bazen kızıyor bu duruma ama olsun. Geceleri yatmadan önce petekleri de kapatıyoruz. Malum, Havva evden çalışıyor, ben de işi gücü olmayan ev kuzusu bir tipim, zaten pandemi koşullarında mecbur kalmadıkça çıkmıyoruz da bir yere. Yani vaktimizin çoğu evde geçiyor. Kış geldi, hava soğuk. Ne yapacağız? Termal kıyafet ya da kazakla oturmak, çorapsız dolaşmamak gibi giyim kuşama dair ön almalarla evi daha az ısıtıyoruz bariz bir şekilde.
Dün gelen fatura ve yukarıda değindiğim tüm meskunların tüketim listesine dair liste belli olduğunda, doğalgaz faturamızın tutarına baktıktan hemen sonra genel sıralamadaki yerimize baktım. Aldığımız önlemler, dikkatli tutumuz işe yaramış görünüyor; geçtiğimiz sene podyumda yer almak, madalya sıralaması için mücadele eden bizler, bu ay 30 daire içinde 15. sırada yer bulmuşuz kendimize. Apartmanda yaşayan diğer daire sakinleriyle kıyaslandığında gayet makul bir pozisyondayız bir başka değişle. Bu karşılaştırmanın anlamlı olduğunu düşünüyorum. İşe yaramış özenli halimiz.
Gel görelim, sözünü ettiğim fatura 337TL. Diğer bir değişle, bu kadar dikkat etmişiz, gereksiz sarfiyatın önüne geçmek için kendimizce önlemler almışız, üzerimize de kalın kıyafetler çekmişiz, başkalarıyla mukayese edildiğinde de bir anlam ifade eden türden sarfiyat kısıntılarıyla ayı geçirmişiz ki tüketim/tutar sıralamasında gözle görülür bir düzelme olmuş durumumuzda; ne var ki geçen seneye göre %50’den fazla gelmiş doğalgaz faturası.
Hayat pahalılığı işte budur. Ekmek, sebze meyve, et, süt, yumurta, kağıt, elektronik gibi ürünlerde de, akaryakıt, elektrik, doğalgaz gibi kalemlerde de olağanüstü bir pahalılık vaki oldu son bir senede. Bütün bu unsurlar her daim zamlanırdı bu ülkede, elli yaşındayım ve bu zamana dek hükümetlerden, politikalardan bağımsız olarak ucuzluk/rahatlık nedir görmedim, bilmedim; ekonomik eşitsizlik ve sınıflar arasındaki uçurum hiç kapanmaz ama son bir senede bir şey oldu; külliyen çakıldık.
İster bir holdingin CEO’su olsun, ister bir fabrikadaki vasıfsız işçi, hiç kimsenin düzenli maaşına %50 zam aldığını düşünmüyorum son bir senede. Kaldı ki hayat pahalılığı diğer kalemlerle, eğitim, sağlık, ulaşım vs. masraflarla da bir arada ele alındığında %50’nin çok üzerine çıkıyor.
Bu gidiş iyi değil. Sosyal açıdan tehlikeli. İnsanlar barut fıçısı gibi. Yokluğa doğru adım adım gidiyoruz.
Şimdi sırada elektrik fatura var. Onun hakkında da hiç iyi şeyler duymuyorum son günlerde. Çok kötü bir şeymiş. Bakalım ne gelecek...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!