İki gün önce Havva’nın doğum günüydü. Düzenlenen şenliklere katılmak üzere uzun zaman sonra bize gelen Mustang, yalnız kaldıklarında anneciğine yeni kız arkadaşından bahsetmiş bu defa. Havva’nın benimle paylaştığına bakacak olursak kıza körkütük âşık olmuş, henüz sadece üç hafta evvel tanışmış olmalarına rağmen oğluşu rüya aleminde gibiymiş, ilişkileri bozulacak diye çok korkuyormuş, hele kendi bir hata yapar da ya bir çuval inciri berbat ederse diye uykuları kaçıyormuş. Gençlik, ilk aşk, ilk heyecan böylesine tuhaf duygular yaratıyor; sevimli geliyor kulağa bir yandan. Havva bana bunları biraz garipsemiştim; “bir erkek (20 yaşında, oğlan çocuğu gözüyle bakamayız artık) annesine gelip tanışalı üç hafta anca olmuş sevgilisinden niye bahseder ki? Bu biraz tuhaf bence. Anneye anlatılabilecek türden bir ilişki çok daha uzun süreli yaşanmışlıkta, daha sağlam temellere ve kuvvetli bağlara ihtiyaç duyan bir birliktelik olmalı diye düşünüyorum” dedim şaşkınlığımı gizlemeyerek. İtiraz etti, öyle değilmiş, ailelere güvenen çocuklar böyle yaparmış. Hiç uzatmadım, peki deyip geçtim. Kız çocuklarını bilemem, erkek yaklaşımı o kadar da ‘açık’ değildir böyle işlerde; en azından -sadece kendi adıma değil- erkek milleti adına biraz da genelleyerek konuşuyorum tabi, erkeklerin çok ciddi ve kararlı bir durum yoksa anne-babalarıyla böyle konuları paylaşmayacağına eminim. Çok ciddi ve kararlı vurgusu yaptım; bunlar ilişkinin yayıldığı zamana ve iki kişinin hayalleriyle gelecek beklentilerinin paralelliğine bağlı, çiftin birbirlerini tanımaları doğrultusunda söylüyorum. Sonuçta Havva sormuş Mustang’e, “kız hangi bölümde okuyor?” Mustang bunu bile bilmiyormuş! Bir şeyler gevelemiş, susmuş. Neyse, ben karışmam, Havva ve oğlu arasında gayet özel bir mesele dedim, uzatmadım hiç.
Bu gün Mustang Havva’yı aramış: İki gün önce geldiğinde bizde unuttuğu telefon şarj cihazını almaya gelecekmiş. Bu normal, Yemeğe de kalmak istiyormuş. Tamam, buyursun, bu da normal. Ne var ki, kız arkadaşını da getirmek ve bizimle (BİZİMLE!) tanıştırmak istiyormuş.
Haydaaaaaaaaaaaaaaa...
Havva ne desin, gelmeyin denmez ki, peki demiş, “bekliyoruz yemeğe.” Ama O bile gerildi haliyle.
Bu akşam yemeğinde hep beraberdik.
Nasıl, ne alaka diye sormayın. Mustang’in delice tutkun olduğu kızla beraber sofraya oturduk, sonrasında Türk kahvelerimizi ve filtre kahvelerimizi içtik, bu arada kız fotoğraf albümlerini masada gördü, onlara bakıldı, sohbet edildi, geyik yapıldı, bitti. İki saat sonra gittiler.
O kadar saçma sapan bir şeyden bahsediyorum ki ne yazsam olayı tam manasıyla tasvir edemem. Evde olmamayı bin kere tercih ederdim, Havva+Mustang+Kız oturup gevezelik ederlerdi, ama Mustang benim de illa evde olmamı istedi.
Açıkça yazayım: Buradaki en büyük sorunun Mustang’in özgüven probleminden kaynaklandığını düşünüyorum. Su katılmamış bir gerizekalı olduğuna dair pek çok blog yazısı karaladım burada, gene de pek çok akranından daha aklı başında, aynı zamanda terbiyeli ve vicdanlı bir tip. Fakat göz ardı edilemeyecek türden özgüven sorunu yaşıyor; asla tamir edemediği bir problem bu. Onay ihtiyacı. Güya alabildiğince özgür ve kimseye hesap vermeyecek, eyvallahı olmayan bir karaktere sahip, öte yandan hep bir tasdik edilme ve cesaretlendirilme gereksinimi duyuyor.
“Sırılsıklam âşık olduğum kız bu. Beğendiniz değil mi?”
“Bu birlikteliğin üzerine titriyorum, sizce haksız mıyım?”
“Çok tatlı ve şeker biri olduğunu gördünüz mü?
“Bana yanılmadığımı söyler misiniz?”
Şunu açık yüreklilikle ifade edeyim: Mustang tarzı erkekler çok sürünürler bu hayatta. Çünkü kendi gibi zayıf kişilikli adamları bir yandan pohpohlayıp bir yandan da parmaklarında oynatabilme becerisine sahip, yaşları 18-45 arasında değişen milyonlarca evil angel kadın var bu gezegende yaşayan.
Hepsini bir kenara bırakın.
Ben nasıl bir karanlığın içine düştüm, benim ne işim vardı bu akşam Mustang ve kız arkadaşının karşısında?!
Lisedeyken Havva’nın yerine veli toplantısına gittiğim zaman da kendimi çok rahatsız hissetmiştim aslında, ama o gün istisnasız bütün öğretmenlerinin şikayetlerini not alırken ben de Mustang’i hocalarına şikayet ediyordum bir yandan. Bu akşam yaşadığım tecrübe ise onunla mukayese edilmez.
Yarın arayıp sorar; “nasıl buldunuz Midilli’yi?” (İlerde tekrar kız arkadaşı hakkında yazacak olursam, Midilli olacak adı. Zaten minyon da bir şey. Minyon ama, Mustang’i esir almış!)
Havva da şaşkın. Gittiklerinde birden sinirleri boşalmış gibi oldu, eli ayağı titredi. Kızdan hoşlandı, doğal, rahat ve ‘yüksek özgüvenli’ olduğunu düşündüğünü söyledi ama...
Ama...
Biz neden tanıştırıldık bu kızla ya!?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!