Virüsten kaçınmak için evde kalma, kilo almayı da beraberinde getiriyor. İmkânı olan binlerce kişi evden çalışma modeline geçti, şirketlerin de işine geldi bu durum. Kısıtlayıcı tedbirler kapsamında okullar, cafe ve restoranlar, sinema ve tiyatrolar, kısaca insanların bir araya gelebileceği tüm ortamların oluşmasına engel getirildi, devlet de iş sektörleri de esnaf ya da üretim yapan fabrikalar dışında herkese evde kalmasını söylüyor. Bu defa da evde kalan insanlar şişmanlamaya başladı; çünkü hareket edemiyorlar, evde oturarak kilo alınır neticede. Hareketsizliğin üzerine bir de yemek, abur cubur derken kaçınılmaz hale geldi şişmanlamak.
Bilim adamı amcalar sağlık için günde 10.000 adım atmak gerekliliğine dair şehir efsanesini yıkan araştırma sonuçlarını yayınladılar geçtiğimiz dönem; kimisi günde 4400 adım atmanın ciddi hastalıklara karşı önemli bir kalkan olduğunu vurguladı, kimisi sihirli rakamın 7500 olduğunu ifade etti. Günde 10.000 adım atmak gerekliliğine dair söylemin 1960’lı yıllarda bir pedometre firmasının sıçmığı olması da bu aslında bu abartılı hedefin tıbbi bir dayanağının olmadığını belli ediyor aslında. Geçenlerde kişisel olarak çok güvendiğim, uzun seneler önce blogta kendisinden bahsettiğim bir bilim adamı bu konuda sağlık için günde 7500 adımın çok iyi olduğunu, normal bir insanın günde en az 4700 atması gerektiğini, günde 2700 adımdan az yürüyen kişilerin ise ciddi hastalıklarla yüzleşme riski bulunduğunu ifade etmişti. Kısaca, 2700 adımın aşağısı= çok tehlikeli; 4700 adım civarı= ortalama değer, ehven-i şer. 7500 adım= sağlıklı bir hayat için ideal olan ölçü. Elbette ki düzenli ve uzun süreli yürümenin faydaları bitmiyor ve gene elbette ki ne kadar yürünecek olsa o kadar iyi. Fakat insanların önüne 10.000 adım gibi ulaşılması neredeyse imkânsız bir çıta konulursa, zaten baştan heves kaçırıcı, özgüven kaybettirici bir hale geliyor mesele. 10.000 adım yürümeye teşvik etmek, çoğu insanı yapmaya gücü, fırsatı ve imkanı olmayan bir şeyin doğru olduğuna dair onlara telkinde bulunmaktan farksız, böylece insanları soğutuyorlar ve ümit kırıcı bir hal almasına sebep oluyorlar bu yürüyüş konusunun. Söz gelimi herkes seks süresi uzadıkça alınan/verilen zevkin arttığını bilir ve bunun için geciktirici ilaçlardan tutun beden egzersizlerine kadar türlü uğraşlar, yöntemler dener; ama birkaç bilim adamı çıkar da ideal seks süresini 125 dakika olarak açıklarsa, bu anormal bir hayal kırıklığı yaratır çiftlerde; erkek bu değere yaklaşmanın imkansızlığını, kadın tatmin olmasının tek yolunu böyle doğaüstü bir performansı aramakta bulur. Herkes mutsuz olur sonuçta. Günde 10.000 adım yürümek de aynı hesap; bir kere yaparsın, hadi iki olsun, yılda on defa tekrarlanması zor.
Şimdi kendime döneyim. Telefonumdaki pedometre, otomatik olarak her gün kaç adım attığımı hesaplıyor. Bunu haftalık, aylık ve yıllık bazda tespit etmek de kolay. Akıllı telefon aslında akıllı değil, hesap yapan bir meret. Yıllık bazda bakıldığında, günde ortalama kaç adım attığım belli.
2017 senesi boyunda günlük ortalama 7021 adım atmışım. Yoğun tempoyla çalışıyordum o dönem, evlenene kadar annemlerde kalmıyordum ve yürüyüş mesafem uzuncaydı. Fena bir rakam değil.
2018 senesine gelindiğinde, günlük adım sayım 5987’ye düşmüş.
2019 senesinde biraz daha azalmış ve 5318 adım atmışım günde.
2020 senesinde işten ayrıldım, evde oturmaya başladım, mart ayından itibaren de pandemi hayatımıza girdi. Evdekal dediler, hem aklımız, hem devlet, herkes zorunlu olmadıkça evden çıkmamayı tavsiye etti. Günlük adım sayısı 3870 oldu o sene. Sene içinde kısıtlamalar kalktı bir ara, aynı zamanda taşınma işleri ile ilgili olarak gerçekten çok fazla yürümek zorunda kaldığım dönemler de oldu.
2021 senesi ise gene çalışmadığım, ayrıca pandemi dalgalarının birbiri ardına yaşandığı sıkıntı bir süreç halini aldı. Sokağa çıkma yasakları haftalarca sürdü. Beş ayı geride bıraktık, bu beş ay içinde ortalama adım sayım ise içler acısı, 2720.
Böylesine radikal bir düşüş, elbette ki sağlığıma olumsuz etki edecek. Pek çok insan benzer sıkıntılardan mustarip. Evde durmak, şişmanlamak, hareketsizlik; en başta kalp hastalıkları olmak üzere türlü sağlık sorunlarını tetikleyecek cinsten bir durum yaratıyor.
Daha çok yürümem lazım. Kasım ayında zirveye ulaştım ve 111.2kg oldum, tamam, insülin direncim manyak gibi yüksekmiş de ben meğer bilmiyormuşum, sonrasında kullandığım ilaçlar insülin direncim gibi kilomu da nispeten düşürdü, şu an 103.1kg çıkıyorum terazide ama, bu da fazla sonuçta. Benim ideal kilom 90 olmalı.
![]() |
Viski de sevmezdim zaten. Birayı ve şarabı özledim ama. Cidden özledim. |
Ölümün kendi tercihimle gelmesini isterim aslına bakarsanız. Hür irademle. hastalıkla filan değil. Allah uzak tutsun.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Tarihe Yorum Düşmek Senin Ne Haddine?!